DİYANET İLMÎ DERGİ
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/tr/pub/did
Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi
Araştırma Makalesi
Tarih
Geliş Tarihi: 28 Temmuz 2025Kabul Tarihi: 12 Mart 2026
Yazar: Nesrişah Saylan
Doç. Dr.
Fırat Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
Elazığ-Türkiye
Yazar Katkı Oranı: %100
https://ror.org/05teb7b63
https://orcid.org/0000-0002-5805-8630
nsaylan@firat.edu.tr
Atıf: Saylan, Nesrişah. “Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi”. Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 1-22.
https://doi.org/10.61304/did.1752940
Makale Bilgileri
Değerlendirme: Çift Taraflı Kör Hakemlik
İntihal: Benzerlik Taraması Yapıldı - intihal.net
Etik Beyan: Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu, yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
Yapay Zekâ Kullanım Beyanı: Makalenin hazırlanmasında yapay zekâ araçları kullanılmamıştır.
Etik Kurul Onayı: Bu makale için etik kurul onayı gerekmemektedir.
Etik Bildirim: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Yazar Çıkar Çatışması Beyanı: Herhangi bir yazarla çıkar çatışması bulunmamaktadır.
Bu makale CC BY-NC 4.0 lisansı altında yayımlanmaktadır.
DIYANET SCIENTIFIC JOURNAL
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/en/pub/did
An Examination of the Qirāʾāt Attributed to Zayd ibn Thābit
Research Article
History
Received: 28 July 2025Accepted: 12 March 2026
Author: Nesrişah Saylan
Assoc. Prof.
Firat Üniversity
Faculty of Theology
Elazığ-Türkiye
Author Contribution Rate: %100
https://ror.org/05teb7b63
https://orcid.org/0000-0002-5805-8630
nsaylan@firat.edu.tr
Citation: Saylan, Nesrişah. “Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi”. Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 1-22.
https://doi.org/10.61304/did.1752940
Article Information
Review: Double-blind
Plagiarism: Plagiarism check was performed - intihal.net
Ethical Statement: It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
AI Use Statement: No artificial intelligence tools were used in the preparation of this article.
Ethics Committee Approval: This article does not require ethics committee approval.
Complaints: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Authors Conflict of Interest Statement: There is no conflict of interest with any author.
This article is published under the CC BY-NC 4.0 licence.
DİYANET İLMÎ DERGİ
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/tr/pub/did
Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi
Araştırma Makalesi
Tarih
Geliş Tarihi: 28 Temmuz 2025Kabul Tarihi: 12 Mart 2026
Yazar: Nesrişah Saylan
Doç. Dr.
Fırat Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
Elazığ-Türkiye
Yazar Katkı Oranı: %100
https://ror.org/05teb7b63
https://orcid.org/0000-0002-5805-8630
nsaylan@firat.edu.tr
Atıf: Saylan, Nesrişah. “Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi”. Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 1-22.
https://doi.org/10.61304/did.1752940
Makale Bilgileri
Değerlendirme: Çift Taraflı Kör Hakemlik
İntihal: Benzerlik Taraması Yapıldı - intihal.net
Etik Beyan: Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu, yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
Yapay Zekâ Kullanım Beyanı: Makalenin hazırlanmasında yapay zekâ araçları kullanılmamıştır.
Etik Kurul Onayı: Bu makale için etik kurul onayı gerekmemektedir.
Etik Bildirim: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Yazar Çıkar Çatışması Beyanı: Herhangi bir yazarla çıkar çatışması bulunmamaktadır.
Bu makale CC BY-NC 4.0 lisansı altında yayımlanmaktadır.
DIYANET SCIENTIFIC JOURNAL
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/en/pub/did
An Examination of the Qirāʾāt Attributed to Zayd ibn Thābit
Research Article
History
Received: 28 July 2025Accepted: 12 March 2026
Author: Nesrişah Saylan
Assoc. Prof.
Firat Üniversity
Faculty of Theology
Elazığ-Türkiye
Author Contribution Rate: %100
https://ror.org/05teb7b63
https://orcid.org/0000-0002-5805-8630
nsaylan@firat.edu.tr
Citation: Saylan, Nesrişah. “Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi”. Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 1-22.
https://doi.org/10.61304/did.1752940
Article Information
Review: Double-blind
Plagiarism: Plagiarism check was performed - intihal.net
Ethical Statement: It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
AI Use Statement: No artificial intelligence tools were used in the preparation of this article.
Ethics Committee Approval: This article does not require ethics committee approval.
Complaints: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Authors Conflict of Interest Statement: There is no conflict of interest with any author.
This article is published under the CC BY-NC 4.0 licence.
Zeyd b. Sâbit’e Atfedilen Kıraat Rivâyetlerinin Değerlendirilmesi
Öz
Bu çalışma, kıraat alanında otorite kabul edilen Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen okuyuş vecihlerini, kıraat ve tefsir literatürü çerçevesinde inceleyerek onun kıraat ilmindeki konumunu ve Kur’an âyetlerinin anlaşılmasına sunduğu katkıları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Zeyd b. Sâbit’in kıraatini doğrudan Hz. Peygamber’den (s.a.s.) almış olması, İbn Abbâs gibi önde gelen isimlerin kıraat tercihinde genellikle onun okuyuşunu esas alması, kıraat-i aşere imamlarının çoğunun isnadında yer alması onun bu alandaki yetkinliğinin göstergeleri arasında yer almaktadır. Araştırmanın temel hedefi, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraat vecihlerini tespit etmek, bu vecihlerin âyetlerin anlaşılmasına olan katkılarını incelemek ve kıraat-tefsir ilişkisi bağlamında değerlendirmektir. Bu doğrultuda kıraat ve tefsir kaynakları taranmış, Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraat örnekleri sistematik olarak sınıflandırılmıştır. Çalışmanın özgün yönü, Zeyd b. Sâbit’in kıraat ilmindeki otoritesini, ona nispet edilen kıraat vecihlerinin anlam merkezli ortaya koymasıdır. Mevcut literatürde Zeyd b. Sâbit’in Kur’an ilimlerindeki rolü ele alınmış olmakla birlikte, onun kıraat vecihlerinin doğrudan âyetlerle ilişkilendirilerek incelenmesi ve bu okuyuşların âyetin anlaşılmasına olan katkılarının ortaya konulması, bu çalışmayı önceki araştırmalardan ayırmaktadır. Bu yönüyle araştırma, yalnızca sahabe dönemindeki kıraat geleneğine dair bir çerçeve sunmakla kalmamakta; aynı zamanda kıraat ile tefsir ilmi arasındaki ilişkiyi de ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat, Tefsir, Şâz Kıraat, Sahâbe, Zeyd b. Sâbit.
An Examination of the Qirāʾāt Attributed to Zayd ibn Thābit
Abstract
This study examines the qirāʾāt variants attributed to Zayd b. Thābit, a figure widely recognized for scholarly authority in the field of qirāʾāt, through an analysis of both qirāʾāt and tafsīr literature. Its aim is to clarify Zayd b. Thābit’s position within the science of qirāʾāt and to assess his contributions to the interpretation of Qurʾānic verses. Several factors attest to his authority in this discipline: he is reported to have received his recitation directly from the Prophet Muḥammad; leading Companions, most notably Ibn ʿAbbās, are said to have based their own recitational preferences on his reading; and the chains of transmission of most of the Imāms of the ten canonical readings include Zayd b. Thābit. The primary objective of the research is to identify the qirāʾa variants ascribed to Zayd b. Thābit, analyze their interpretive implications, and evaluate them within the broader relationship between qirāʾāt and tafsīr. To this end, relevant qirāʾāt and tafsīr sources are surveyed, and the variants attributed to Zayd b. Thābit are systematically classified. The study’s distinctive contribution lies in its demonstration of Zayd b. Thābit’s authority in qirāʾāt through close, meaning-oriented analyses of the variants associated with his recitation. While previous scholarship has addressed his role in the Qurʾānic sciences more generally, the direct examination of his qirāʾa variants in relation to specific verses, and the articulation of their impact on verse interpretation, set this study apart. In doing so, it offers a framework for understanding the qirāʾa tradition in the era of the Companions and illuminates the close interrelationship between qirāʾāt and the science of tafsīr.
Keywords: Qur’ān Recitation and Qırā’a, Tafsīr, Companion, Shādh Recitation, Zayd ibn Thābit.
Summary
The Companions (ṣaḥāba), who directly witnessed the process of Qurʾānic revelation and were its first addressees, became foundational authorities in the recitation, teaching, and interpretation of the Qurʾān through their direct instruction from the Prophet Muḥammad. Among those who played a particularly active role in the Qurʾānic sciences was Zayd ibn Thābit. Known by several kunyas—Abū Saʿīd, Abū Ḥārithah, Abū ʿAbd al-Raḥmān, and Abū Sābit—his full name is Abū Ḥārithah Abū Saʿīd Zayd b. Thābit b. Daḥḥāk al-Ḥazrajī al-Najjārī. During the Prophet’s lifetime, Zayd served as a scribe of revelation; he later participated in the initial compilation of the Qurʾān under the caliphate of Abū Bakr and played a central role in the reproduction of the maṣāḥif during the caliphate of ʿUthmān. Zayd ibn Thābit was distinguished by scholarly competence across multiple disciplines, including qirāʾāt, tafsīr, ḥadīth, fiqh, and farāʾiḍ. His authority in qirāʾa is underscored by reports that he learned the Qurʾān directly from the Prophet through both samāʿ (listening) and ʿarḍ (presentation). As a scribe of revelation, he belonged to a small group of Companions who received the Prophet’s recitation firsthand. Accounts describing the Prophet’s practice of having Zayd write down revealed verses and then review and correct the recitation attest to his reliability and standing in this field. Having learned his qirāʾa directly from the Prophet through ʿarḍ, Zayd transmitted it to prominent Companions such as Abū Hurayra and Ibn ʿAbbās, as well as to leading figures of the tābiʿūn, including Abū ʿAbd al-Raḥmān al-Sulamī and Abū al-ʿĀliya. Beyond training numerous students in qirāʾāt, Zayd ibn Thābit occupies a pivotal position in the chains of transmission (isnād) of the canonical reciters, serving as a key link in the preservation and dissemination of Qurʾānic readings. This study examines the recitations attributed to Zayd ibn Thābit (d. 45/665), who is widely recognized as an authoritative Companion in the field of qirāʾa, with particular attention to their formal characteristics and semantic implications, and analyzes their contribution to the interpretation of Qurʾānic verses. The recitations attributed to Zayd ibn Thābit fall into two broad categories. The first comprises readings that appear in the isnād chains of the ten canonical reciters and are regarded as sound in terms of transmission. Zayd’s presence in the chains of major imams such as Nāfiʿ, ʿĀṣim, Abū ʿAmr, Ibn Kathīr, and Abū Jaʿfar underscores his central role and authority in the development of Qurʾānic recitation. The second category consists of shādh readings which, although not considered sound from a transmissional standpoint, possess considerable semantic and exegetical value. Through lexical variation, these readings illuminate different dimensions and interpretive nuances of the Qurʾānic text and thus play an explanatory role within the tafsīr tradition. From a formal perspective, the recitations attributed to Zayd ibn Thābit include variations in consonantal forms and diacritical markings, verb conjugations, morphological and syntactic structures, as well as dialectal features drawn from different Arab speech communities. These differences extend beyond linguistic variety, broadening the interpretive scope of the verses and allowing for alternative exegetical readings within the wider semantic framework of the Qurʾān. Within this study, the qirāʾāt variants attributed to Zayd ibn Thābit are identified, their contributions to the understanding of Qurʾānic verses are analyzed, and their significance is evaluated in light of the qirāʾāt–tafsīr relationship. Drawing on classical qirāʾāt and tafsīr sources, the identified variants are systematically classified. The findings suggest that Zayd ibn Thābit’s role in the science of qirāʾāt extended beyond the mere transmission of readings to include an interpretive dimension that contributed meaningfully to Qurʾānic exegesis. The recitations attributed to him encompass not only phonetic and dialectal variation but also exegetical approaches at both lexical and semantic levels. In this way, these variants clarify the meanings of relevant expressions, support diverse interpretive positions, and assist in elucidating the intended sense of the verses within a linguistically and semantically grounded exegetical framework.
Giriş
Kıraat ilmi âyetlerden kastedilen mananın ortaya çıkmasında ve âyetlere kazandırdığı anlam zenginliği yönüyle Kur’an’ın anlaşılmasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle sahabe kıraatleri, âyette bulunan müşkil ve mücmel durumun giderilmesinde ve âyetlerin anlaşılmasında büyük katkı sağlamıştır. Nitekim tefsir ilminin önemli kaynaklarından biri olan sahâbe, kıraatlerini Hz. Peygamber’den (s.a.s.) yedi harf ruhsatı çerçevesinde farklı şekillerde almışlardır. Sahâbenin bir kısmı Kur’an’ı bir harf üzere rivâyet ederken, bazıları iki veya daha fazla harf üzere nakletmiştir. Yedi harf ruhsatı bağlamında, bir kelimenin yerine aynı veya yakın anlama gelen başka bir lafzın okunması, ilgili âyetin daha iyi anlaşılmasına ve yorumda anlam çeşitliliğine katkıda bulunmuştur.[1] Kıraat ve tefsir literatüründe sahâbeye nispet edilen çok sayıda kıraat vecihleri yer almaktadır. Kendisine kıraat nispet edilen sahâbîlerden biri de Zeyd b. Sâbit’tir (ö. 45/665 [?]). Miladi 611 yılında Medine’de dünyaya gelen Zeyd b. Sâbit’in tam ismi Ebû Hârice Ebû Saîd Zeyd b. Sâbit b. Dahhâk el-Hazrecî en-Neccârî’dir. Kaynaklarda Ebû Saîd, Ebû Hârice, Ebû Abdurrahman ve Ebû Sâbit künyeleriyle de anıldığı görülmektedir.[2] Zehebî, Zeyd’in hicretten sonra Müslüman olduğunu belirtmekle birlikte,[3] onun birinci Akabe Biatı sonrasında, yaklaşık on bir yaşındayken İslâm’ı kabul ettiğine dair rivâyetler de mevcuttur.[4] Bu bağlamda, Zeyd’in Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye hicret etmeden önce Müslüman olduğu, on yedi sûreyi ezbere bildiği ve birikimiyle Hz. Peygamber’e takdim edildiği yönünde rivâyetler bulunmaktadır.[5] Zeyd b. Sâbit’in, hicretten önce okuma yazma bildiği ve okuryazar sahâbîler arasında yer aldığı belirtilmektedir.[6] Zeyd b. Sâbit H. 45 yılında vefat etmiştir.[7]
Bu çalışmada, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatler incelenmiştir. Kendisine kıraat nakledilen sahâbîlerden biri olması ve bu alanda öğrenci yetiştirmesi, onun kıraat ilmi açısından önemli bir konumda bulunduğunu göstermektedir. Nitekim kıraat-i aşere imamlarının çoğunun isnad zincirlerinde Zeyd b. Sâbit’in yer alması, bu durumun açık bir göstergesidir. Bu bağlamda, ona atfedilen kıraatlerin tespiti ve bu okuyuş farklılıklarının ilgili âyetlerin yorumuna katkısının değerlendirilmesi, ilmî açıdan önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatler hem tefsir hem de kıraat literatürü çerçevesinde analiz edilerek onun kıraat ilmine sağladığı katkı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Konuyla ilgili literatürde Derya Hasanoğlu’na ait Zeyd b. Sâbit ve Kıraat İlmindeki Yeri adlı yüksek lisans tezi,[8] Safvân Adnân Dâvûdî’nin Zeyd b. S̱âbit Kâtibü’l-Vaḥy ve Câmiʿu’l-Ḳurʾân adlı eseri ile Zeyd’in vahiy kâtipliği ve Kur’an’ın cem sürecindeki rolünü ele aldığı çalışması,[9] ayrıca İbrahim Taşcı’nın Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân-ı Kerîm’e Hizmeti başlıklı doktora tezi[10] ile Durak Pusmaz’ın Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân İlimlerindeki Yeri adlı yüksek lisans tezi bulunmaktadır.[11] Bu çalışmanın mevcut literatürden temel farkı, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatlerin daha bütüncül bir perspektifle incelemesi ve bu kıraatlerin âyetlerin anlaşılmasına olan etkilerinin tahlil edilmesidir
1. Zeyd b. Sâbit’in Kur’an İlimlerine Katkısı ve İslâmî İlimlerdeki Konumu
Zeyd b. Sâbit, yaşadığı dönem boyunca Kur’an’a hizmet eden sahâbîlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde vahiy kâtipliği yapan sahâbe arasında adı sıklıkla zikredilmektedir. Bu bağlamda, kaynaklarda yer alan rivâyetlerde Hz. Peygamber’in kendisine vahiy geldiğinde Zeyd b. Sâbit’i çağırarak vahyi ona yazdırdığı aktarılmaktadır.[12] Onun Kur’an’a yönelik hizmetleri, Hz. Ebû Bekir (ö. 13/634) döneminde de devam etmiştir. Bu dönemde Kur’an’ın cem edilmesi sürecinde görevlendirilmiş olması, onun alandaki ilmî birikiminin ve güvenilirliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.[13] Söz konusu görevin, genç yaşına rağmen kendisine verilmesi, onun Kur’an ilimleri konusundaki derin bilgisini ortaya koymaktadır. Nitekim onun Kur’an ilimlerindeki yetkinliği ve vahiy kâtipliği yapmış olması, bu sorumluluğun kendisine verilmesinde etkili olmuştur.[14] Hz. Osman (ö. 35/656) dönemine gelindiğinde ise Zeyd b. Sâbit, Kur’ân-ı Kerîm’in çoğaltılması sürecinde oluşturulan resmî heyetin başkanlığını üstlenmiştir.[15] Bu görev, onun Kur’an ilimleri alanındaki otoritesinin sonraki dönemlerde de sürdüğünü göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Zeyd b. Sâbit; tefsir, hadis, fıkıh ve ferâiz gibi birçok ilmî disiplinde de temayüz etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yakınında bulunması dolayısıyla nüzul sebeplerine vukufiyeti ve müphem âyetleri izah etme yetkinliği, onun tefsir ilmindeki derinliğini göstermektedir. Hadis alanında da kendisinden çeşitli rivâyetler nakledilmiştir. Kendisinden rivâyet edilen hadislerin sayısının 92 olduğu tespit edilmiştir. Ancak, Zeyd b. Sâbit’in diğer bazı sahâbîlere kıyasla daha az hadis rivâyetinde bulunmasının, Hz. Peygamber dönemi ve sonrasında Kur’an’a yoğunlaşması, cem‘ ve istinsâh sürecinde aktif görev üstlenmesiyle ilişkili olduğu ifade edilmektedir.[16] Zeyd b. Sâbit, fıkıh alanında da tanınmış ve fukahâ arasında hüccet kabul edilmiştir. Nitekim Medine’de kıraat, fetva, kaza (yargı) ve özellikle ferâiz ilmi konularında otorite sayılmıştır.[17] Bu durum, onun ilmî birikiminin çok yönlü olduğunu ve Kur’an ilimlerinin yanı sıra İslam hukukunun farklı alanlarında da etkili bir isim olarak kabul edildiğini ortaya koymaktadır.
2. Zeyd b. Sâbit’in Kıraat İlmindeki Yeri
Zeyd b. Sâbit kıraat alanında öne çıkan sahâbîlerden biridir. Kıraat bilgisini Hz. Peygamber’den (s.a.s.) hem semâ hem de arz yöntemiyle ayrıca yazılı olarak almıştır. Nitekim Hz. Peygamber, nâzil olan âyetleri vahiy kâtiplerine yazdırırken, aynı zamanda bu âyetlerin kıraatini de sahâbîlere öğretmiştir. Bu çerçevede, Hz. Peygamber’in Zeyd b. Sâbit’e vahyi yazdırdıktan sonra yazılanları kendisine okuttuğu, bu şekilde metni teyit ettiği ve varsa eksiklikleri düzelttiğine dair rivâyetler nakledilmiştir.[18] Bu durum, Zeyd’in hem yazılı metinle hem de sözlü rivâyetle Kur’an kıraatini doğrudan Hz. Peygamber’den almış olduğunu göstermektedir. Kıraatini bizzat Allah Resûlü’nden (s.a.s.) arz yöntemiyle öğrenen Zeyd b. Sâbit’ten, sahâbeden Ebû Hüreyre (ö. 58/678) ve İbn Abbâs (ö. 68/687-88); tâbiîn neslinden ise Ebû Abdurrahmân es-Sülemî (ö. 73/692 [?]) ve Ebü’l-Âliye (ö. 90/709) gibi önde gelen isimler kıraat almışlardır.[19] Zeyd b. Sâbit, kıraat alanında birçok öğrenci yetiştirmiş olup, aynı zamanda kıraat imamlarının isnad zincirlerinde yer almasıyla, kıraatlerin aktarımında önemli bir halkayı teşkil etmektedir. Bu çerçevede Zehebî (ö. 748/1348), Zeyd b. Sâbit’i, Kur’an kıraati alanında birinci tabaka kurrâ sahâbîler arasında zikretmiştir.[20] Ayrıca müellif, onu tanıtırken “شيخ المقرئين”(Mukrî) olarak nitelendirmiştir.[21]
Kıraat ilmi açısından sahâbe arasında öne çıkan isimlerden biri olan Zeyd b. Sâbit’in bu yönünü destekleyen çeşitli rivâyetler mevcuttur. Bunlardan biri, “Ne Ömer ne de Osman, Zeyd b. Sâbit’in önüne kimseyi ne kadılıkta ne fetvada ne miras (ferâiz) ilminde ne de Kur’an kıraatinde geçirirlerdi” şeklindedir.[22] Bu rivâyet, onun kıraat ilmindeki otoritesinin sahâbe arasında da kabul gördüğünü ortaya koymaktadır. Bir başka rivâyette ise, “İnsanlar kıraati ve ferâizi Zeyd’den almışlardır”[23] denilerek hem kıraat hem de ferâiz ilmindeki yetkinliğine dikkat çekilmiştir. Ayrıca sahâbeden birçok ismin Zeyd’in kıraatini tercih ettiği belirtilmiş, bu durum onun kıraat ilmindeki otoritesine işaret olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede nakledilen rivâyetlerde Hz. Osman’ın da Zeyd’in kıraatini tercih ettiği ve onun okuyuşunun Allah Resûlü’nün (s.a.s.) kıraatine uygun olduğu ifade edilmiştir.[24] Benzer bir rivâyet İbn Abbâs’tan (ö. 68/687-88) nakledilmiş olup İbn Abbas’ın kıraatinin çoğunluğunu Zeyd’in okuyuşuna göre yaptığı, yalnızca on civarında yerde İbn Mes‘ûd’un (ö. 32/652-53) kıraatini tercih ettiği aktarılmıştır.[25] Diğer bir rivâyette ise, yalnızca on sekiz harfte İbn Mes‘ûd’un kıraatini benimsediği belirtilmiştir.[26] Bu rivâyetler, İbn Abbâs’ın kıraat tercihinde seçici davrandığını ve genel olarak Zeyd b. Sâbit’in kıraatini esas aldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Zeyd’in kıraat sahasındaki ilmî otoritesinin sahâbe nezdinde kabul gördüğünü göstermektedir.
3. Zeyd b. Sâbit’e İsnad Edilen Kıraatler
Kıraat ilminde otorite kabul edilen Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen okuyuşlar, iki ana grupta incelenebilir. Bunlardan ilki, kıraat-i aşere imamlarının senedlerinde yer alarak sahih kıraat kategorisinde değerlendirilen okuyuşlardır. Nitekim meşhur kıraat imamlarının, arz yöntemiyle aldıkları okuyuşların sened zincirleri doğrudan kurrâ sahâbeye dayanmakta, sahâbe ise kıraatlerini doğrudan Hz. Peygamber’den (s.a.s.) almış bulunmaktadır. Bu zincirde meşhur kurrâ sahâbîler, birinci tabaka olarak kabul edilir ve kıraatlerini doğrudan Hz. Peygamber’e arz etmişlerdir. Onları takip eden ikinci tabaka ise kıraatlerini birinci tabakadaki sahâbîlere arz etmiştir. Zeyd b. Sâbit, birinci tabaka kurrâ sahâbîlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda, kıraat-i seb‘a imamlarından Nâfi‘ (ö. 169/785),[27] İbn Kesîr (ö. 120/738),[28] Ebû Amr (ö. 154/771)[29] ve Âsım (ö. 127/745)[30] ile aşere kurrâsından ise Ebû Ca‘fer’in (ö. 130/747-48)[31] isnad zincirlerinde yer aldığı görülmektedir.
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen okuyuşların ikinci grubu ise, sahih kıraatler dışında kalan, daha çok tefsir maksatlı veya müteradif kelimelerle yapılan nakiller çerçevesinde değerlendirilen şâz kıraatlerdir.[32] Bu tür okuyuşlar tefsir bağlamında anlam zenginliği sağlamaları bakımından önem arz etmektedir.
3.1. Zeyd b. Sâbit’e Nispet Edilen Kıraatlerin Biçimsel Özellikleri
Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatler, biçim açısından çeşitli farklılıklar içermektedir. Bunlar; kelime yapısındaki harf ve hareke farklılığı, fiil çekimlerinde görülen değişiklikler, sarf ve nahiv kurallarına ilişkin çeşitli vecihler ile lehçeden kaynaklanan farklılıklar şeklinde ortaya çıkmaktadır.
3.1.1. Zeyd b. Sâbit’in Kıraatinde Kelimenin Yapısındaki Harf veya Hareke Farklılığından Kaynaklanan Vecihler
Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatlerden bazıları, kelimenin yapısında yer alan hareke veya harf farklılıklarına dayanan vecihleri içermektedir. Örneğin “وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا”[33] ifadesi Zeyd’in kıraatinde “ذ” harfinin kesresiyle “وَمِنْ ذِرِّيَّتِنَا” şeklinde okunmuştur.[34] Benzer şekilde, Zeyd b. Sâbit’in, bu ifadenin yer aldığı diğer âyetlerde de “ذ” harfini kesre ile telaffuz ettiği rivâyet edilmiştir.[35] Nitekim o, “ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا”[36] âyetinde geçen “ذُرِّيَّةً” lafzını da “ذ” harfini kesreyle “ذِرِّيَّةً” şeklinde okumuştur.[37] İbn Cinnî (ö. 392/1002) söz konusu kıraate göre kelimenin “ذرأ الله الخلق” ifadesinde yer alan “ذرأ” fiilinden türediğini belirtmiştir. Bu durumda kelimenin yalnızca “فعّيلة” vezninde olabileceğini ifade eden müellif, lafzın aslının “ذرِّيئة” olduğunu ve bu şeklin tahfif ve ibdâl yoluyla “ذِرِّيَّة” halini aldığını ileri sürmüştür. İbn Cinnî ayrıca, Zeyd’in kıraatine göre kelimenin “الذَرّ” kökünden türediği kabul edildiğinde dört farklı ihtimalin ortaya çıktığını ifade etmektedir. Buna göre ilk ihtimal, kelimenin “حيريّ” örneğinde olduğu gibi “فِعْليّة” vezninde değerlendirilmesidir. İkinci olarak, lafzın “ذرّ” kelimesine nispet yoluyla oluştuğu ve iki nispet yâ’sının birleşmesinden kaynaklı olarak ilk harf olan “ذ” nin kesreli hale geldiği ileri sürülmektedir; bu durum, “أمس” kelimesinin “إمسي” şeklinde nispet edilmesine benzer şekilde açıklanmaktadır. Üçüncü ihtimal, kelimenin “بِطيخة” ve “جِرِّيَّة” örneklerinde olduğu gibi “فِعِّيلة” vezninde olup aslının “ذِرِّيرة” olmasıdır; burada son harf olan “ر” nın “ي”ye dönüşmesi ve ardından idgam yoluyla “ذِرِّيَّة” formuna ulaşması söz konusudur. Dördüncü ihtimalse, lafzın “حِلتيت” ve “جِبرير” kelimelerine benzer biçimde “فِعْليلة” vezninde değerlendirilmesidir.[38]
Bu doğrultuda zikredilebilecek bir diğer örnek ise “عُذْرًا أَوْ نُذْرًا”[39] ifadesinin yer aldığı âyettir. Rivâyete göre Zeyd b. Sâbit, zikri geçen ifadeyi “عُذُرًا أَوْ نُذُرًا” şeklinde, her iki kelimenin “ذ” harfini zamme ile okumuştur.[40] Mezkûr kıraate göre söz konusu ifadeler ya iki tekil ya da iki çoğul mastar olarak değerlendirilmiştir.[41]
Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatlerde, harf farklılığından kaynaklanan vecihlere de rastlanmaktadır. Bu çerçevede, “هُوَ الَّذِي يُسَيِّرُكُمْ”[42] âyetinde geçen “يُسَيِّرُكُمْ” ifadesi örnek olarak verilebilir. Söz konusu kelimenin, İbn Âmir’in (ö. 118/736) kıraatinde “يَنْشُرُكُم” şeklinde okunduğu rivâyet edilmiştir.[43] Zeyd b. Sâbit’in de aynı şekilde zikri geçen ifadeyi “يَنْشُرُكُم” olarak okuduğu aktarılmıştır.[44] Bu minvalde zikredilmesi gereken bir diğer misal “فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُوا”[45] âyetidir. Nakle göre Zeyd’in kıraatinde söz konusu ifadenin “فَلْتَفْرَحُوا” şeklinde olduğu nakledilmiştir.[46] Aynı şekilde, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kıraatinin de bu biçimde olduğu rivâyet edilmektedir.[47] Ayrıca, Ya‘kûb’un râvisi Ruveys’in okuyuşu da bu şekildedir.[48] İbnü’l-Cezerî, bu kıraat farklılığının lehçe farkından kaynaklandığını belirtmiştir.[49]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraat vecihleri, kelimelerdeki harf ve hareke farklılıklarına dayanarak anlam zenginliği sağlayan örnekler sunmaktadır. Bu vecihler, kıraat farklılıklarının sadece lafzî değil, aynı zamanda nahiv, sarf ve anlam düzeyinde de derinlemesine ele alınması gerektiğini göstermektedir.
3.1.2. Zeyd b. Sâbit’in Kıraatinde Arap Dili Kaideleriyle Alakalı Vecihler
Zeyd b. Sâbit’in kıraati, Arap dili kaideleriyle ilişkili çeşitli vecihleri de içermektedir. Bu vecihlerin bir kısmı, lafızların vezin farklılıklarıyla açıklanmaktadır. Bu kapsamda “قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍ”[50] âyetinde geçen “زَكِيَّةً” ifadesi örnek verilebilir. Nakle göre Zeyd’in kıraatinde ilgili kelime “زَاكِيَّةً” şeklinde okunmuştur.[51] Kıraat-i seb‘a imamlarından İbn Kesîr, Nâfî‘ ve Ebû Amr’ın okuyuşları da bu şekildedir.[52] Söz konusu kıraat esas alındığında “زَكِيَّةً” kalıbının tercih edilmesinin belâgat açısından daha güçlü olduğu ifade edilmiştir. Çünkü “فاعل” vezninden “فعيل” kalıbına geçiş, kelimeye mübalağa anlamı katarak anlam derinliğini artırmaktadır.[53] Benzer bir kıraat farklılığı “وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ”[54] âyetinde de görülmektedir. Zeyd b. Sâbit’in kıraatinde söz konusu âyette geçen “قُتِلُوا” ifadesinin “تَفْعِيل” veznine uygun olarak “قُتِّلُوا” şeklinde şeddeli olduğu aktarılmıştır.[55] Bu bağlamda “قَاتَلُوا” şeklindeki okunuşun daha kapsamlı ve anlam bakımından daha açık olduğu belirtilmiştir.[56]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatlerde, lafzın i‘rab yönünden mansûb veya merfû olarak okunmasına dair vecihler de yer almaktadır. Bu bağlamda “جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا”[57] âyeti örnek verilebilir. Rivâyete göre Zeyd’in kıraatinde söz konusu âyette geçen “جَنَّاتُ” ifadesi mansûb olarak “جَنَّاتِ” şeklindedir.[58] Zikredilen kıraate göre “جَنَّاتِ” kelimesi mansûb olarak fiilin mef‘ûlü konumundadır ve buna göre âyetin anlamı “Onlar Adn cennetlerine girerler” şeklinde doğrudan fiile bağlı bir yapı arz etmektedir. Öte yandan Ebû Hayyân (ö. 745/1344), Zeyd’in kıraatinin “جَنَّاتُ” lafzının merfû olarak okunmasını desteklediğini belirtmiştir. Bu vecih esas alındığında “جَنَّاتُ عَدْنٍ” ifadesi mübteda, “يَدْخُلُونَهَا” ise bu mübtedanın haberi kabul edilmektedir. Böylece anlam, “Adn cennetleri vardır; onlar oraya girerler” şeklinde bir haber cümlesi hâline gelmektedir.[59] İbn Atiyye (ö. 541/1147) de söz konusu kıraati nakletmiş ve bu yapının Arap dilinde örneğine rastlanan “زيد ضربته” şeklindeki yapıya benzediğini belirtmiştir. Bu tür yapılarda, lafzen merfû ve mübteda konumunda görünen kelime, anlam itibarıyla mef‘ûl olmaktadır.[60] Bu hususla alakalı bir diğer örnek “فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ”[61] âyetidir. Zeyd b. Sâbit’in, Hz. Peygamber’den (s.a.v) naklettiği kıraatte ilgili ifade “فَهَلْ يُهْلِكُ إِلَّا الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ” şeklindedir.[62] Hasan-ı Basrî’nin kıraatinin de bu biçimde olduğu rivâyet edilmiştir. Ancak bu okuyuş, kıraât-i aşere içerisinde yer almamaktadır.[63] Bu okuyuşta fiil, meçhul sîğadan “يُهْلَكُ” malûm ve muzâri olarak “يُهْلِكُ” şeklinde gelmekte; “الْقَوْمَ” ve “الْفَاسِقِينَ” kelimeleri ise mansûb olarak yer almaktadır. Bu kıraat esas alındığında, âyetin anlamı “Yoldan çıkmış kavimden başkasını mı helâk eder?” şeklinde oluşmakta ve “القوم الفاسقين” mef‘ûl konumunda değerlendirilmektedir.[64]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bu kıraat vecihleri, Arap dili kaideleri bağlamında vezin, i‘rab ve fiil yapılarındaki farklılıklarla hem dilsel hem de anlamsal düzeyde çeşitlilik sunmaktadır. Bu kıraatler, lafzın yapısal yönlerini derinlemesine yansıtarak, Kur’an’ın dilsel inceliklerini kavramada önemli katkılar sağlamaktadır.
3.1.3. Zeyd b. Sâbit’in Kıraatinde Lehçe Farklılıklarından Kaynaklanan Vecihler
Zeyd b. Sâbit’in kıraatinde lehçe farklılıklarından kaynaklanan vecihler de bulunmaktadır. Bu kapsamda “فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ”[65] âyetinde geçen “فَنِصْفُ” ifadesi örnek verilebilir. Nakledildiğine göre Zeyd b. Sâbit söz konusu ifadeyi “ن” harfinin zammesiyle “فَنُصْفُ” şeklinde okumuştur.[66] Ayrıca, Zeyd’in Kur’an’da bu ifadenin geçtiği diğer yerlerde de “ن” harfini zammesiyle “نُصْفُ” şeklinde okuduğu aktarılmıştır.[67] Örneğin en-Nisâ 4/11 âyetindeki “فَلَهَا النِّصْفُ”[68] ifadesini de “فَلَهَا النُّصْفُ” şeklinde okumuştur.[69] İbn Atiyye zikri geçen kıraatin nedenini lehçe farklılığı olarak izah etmiştir.[70] Bu çerçevede, “نِصْفُ” lafzına ilişkin olarak lehçe farklılıklarından kaynaklanan “نِصْفُ”, “نُصْفُ” ve “ونَصِيفُ” şeklinde üç farklı kıraat rivâyetinin bulunduğunu aktarmıştır. Ayrıca bu lafız Hz. Peygamber’in “لو أن أحدكم أنفق مثل أحد ذهبا ما بلغ مد أحدهم ولا نصيفه” “Eğer sizden biri Uhud dağı kadar altın harcasaydı, yine de birinin bir sa’lık (yemek ölçüsü) kadarını, hatta onun yarısını dahi karşılamazdı.” hadisinde de “ونَصِيفُ” şeklinde kullanılmıştır.[71]
Bu konuyla ilgili bir diğer örnek “أَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ”[72] âyetinde geçen “التَّابُوتُ” lafzıdır. Zeyd b. Sâbit’in zikri geçen ifadeyi “التَّابُوه” şeklinde “ه” harfiyle okuduğu nakledilmiştir. Anlam bakımından herhangi bir değişikliğe yol açmayan bu okuyuşun, Ensar lehçesine özgü bir kullanım olduğu belirtilmiştir.[73]
Zeyd b. Sâbit’in kıraatinde yer alan bu vecihler, Arap lehçeleri arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bu kıraatler, anlamı değiştirmeden kelimelerin farklı şekillerde telaffuz edilmesinin Kur’an’a nasıl yansıdığını göstermektedir.
3.2. Zeyd b. Sâbit’e Nispet Edilen Kıraatlerin Anlama Etkisi Bakımından İncelenmesi
Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatlerde âyetin anlamına etki etmeyen fonetik farklılıklardan kaynaklanan çeşitli vecihler bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili “قُلْ أَتُحَاجُّونَنَا فِي اللَّهِ”[74] âyetinde yer alan “أَتُحَاجُّونَنَا” ifadesi örnek teşkil etmektedir. Zeyd b. Sâbit’in söz konusu ifadeyi “أَتُحَاجُّونَّا” şeklinde idğamlı olarak okuduğu aktarılmıştır.[75] Kıraat-i aşere arasında yer almayan bu okuyuş İbn Muhaysin’e de nispet edilmiştir.[76]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bazı okuyuşlar, âyetten kastedilen manayı açıklayıcı nitelik taşımaktadır. Örneğin “فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ”[77] âyetini Zeyd b. Sâbit “فَأَصْلِحُوا بَيْنَ إخْوَانِكُمْ” şeklinde okumaktadır.[78] Tabiûn âlimlerinden Hasan-ı Basrî’nin okuyuşunun da bu şekilde olduğu nakledilmiştir.[79] İbn Cinnî, söz konusu kıraati aktardıktan sonra, Zeyd’in okuyuşunun, kıraat âlimlerinin çoğunluğunda okunan “بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ” ifadesinden kastedilen anlamı açıkladığını belirtmiştir. Müellif, “أَخَوَيْكُمْ” ifadesinin lafız itibariyle tesniye olduğunu, ancak mana bakımından çoğul anlam taşıdığını vurgulamıştır. Bu bağlamda, ifadenin herhangi iki kişi veya daha fazlasının arasındaki anlaşmazlığı kapsadığı, “ikisi” lafzıyla sadece belirli iki bireyin kastedilmediği ifade edilmiştir. Zeyd’in kıraatine göre, âyette iki farklı kullanım ortaya çıkmaktadır: Birincisi, tesniye lafzının cemaat anlamında kullanılması; ikincisi ise izafet yoluyla cinsi anlamın, yani tek bir birey değil o türden tüm bireylerin kastedilmesidir. İbn Cinnî, her iki kullanımın da Arapçada benzer örneklerinin bulunduğuna dikkat çekerek bu durumu çeşitli örneklerle açıklamıştır. Nitekim “لبيك” ve “سعديك” ifadelerinde de amaç, iki kez icabet etmek veya iki kez yardım etmek değil, bu ifadelerle kastedilenin “her ne zaman bir işe çağırırsan sana icabet ederim ve yardımcı olurum” anlamı olduğu vurgulanmıştır.[80]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen okuyuşlar arasında, âyetin manasına doğrudan etki eden ve anlam farklılığı oluşturan vecihler de mevcuttur. Bu hususta “وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً” [81] âyeti örnek teşkil etmektedir. Zeyd b. Sâbit’in, söz konusu âyette geçen “لَا تُصِيبَنَّ” ifadesini “لَتُصِيبَنّ” şeklinde okuduğu nakledilmiştir.[82] Kaynaklarda bu okuyuşun ayrıca Abdullah b. Mes‘ûd[83] ve Übey b. Ka‘b’a (ö. 33/654 [?])[84] da nispet edildiği aktarılmıştır. İbn Cinnî, bu iki farklı okuyuşun âyetin anlamı bakımından birbirine zıt olduğunu ifade ederek, birinci okuyuşa göre âyetin sadece zulmedenlere erişmeyecek bir fitneden söz ettiğini; diğer okuyuşa göre ise bu fitnenin yalnızca zulmedenlere ulaşacağını belirtmiştir. Böylece, okuyuşlar arasında anlam açısından önemli bir ayrımın bulunduğunu vurgulamıştır.[85]
Bu hususla alakalı bir diğer örnek “خِفْتُ الْمَوَالِيَ” [86] âyetidir. Nakledildiğine göre Zeyd b. Sâbit zikri geçen âyeti “خَفَّتِ الْمَوَالِيَ” şeklinde “خ” harfini fethalı ve “ت” harfini kesreli okumuştur.[87] Hz. Osman[88] ve Abdullah b. Abbâs’ın[89] da benzer şekilde okudukları nakledilmiştir. Bu kıraate göre âyetin “arkamdan gelen amcaoğullarım ve ehlim azaldı” mânâsını ifade ettiği bildirilmiştir. Böylelikle, âyette mevcut durumun gelecekte de devam edeceğine dair bir varsayım dile getirilmiştir. İbn Cinnî, bu kıraat çerçevesinde yapılan yorumları hem Kur’an’dan hem de Arap şiirinden örneklerle desteklemiştir. Örneğin “خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَوَاتُ وَالْأَرْضُ” “Onlar gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır.”[90] âyetinde ifade edilen anlamın, gök ve yerin devamlılığı süresince onların orada ebedi kalacakları düşüncesi olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde, Arap edebiyatında “مَرَرْتُ بِرَجُلٍ مَعَهُ صَقْر صَائدًا” ifadesinde de amaç, “Bir adamın yanından geçtim; yanında avcı konumunda bir doğan bulunuyordu” anlamını taşımaktadır.[91]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bazı kıraatlerde de fıkhî hükümlerin açıklanmasına ve yorumlanmasına katkı sağlandığı görülmektedir. Bu hususla alakalı “وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ” [92] âyeti örnek verilebilir. Zeyd b. Sâbit’in söz konusu âyette mansûb konumunda olan “وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ” ifadesini “والْعُمْرَةُ لِلّهِ” şeklinde merfu okuduğu aktarılmıştır.[93] Zeyd b. Sâbit’in kıraatine göre âyetin anlamı “Haccı tamamlayınız, umreyi de Allah için yapınız” şeklindedir. Bu da umrenin vaciplik bakımından haccın hükmünden farklı olduğunu göstermektedir.[94] Görüldüğü üzere Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatler sadece âyetlerin anlam kapsamını zenginleştirmekle kalmamış, aynı zamanda fıkhi hükümlerde delil olarak da kullanılmıştır.
Sonuç olarak Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bu kıraatler, anlamı etkilemeyen fonetik farklılıklardan, âyetin anlamını açıklayan ya da doğrudan değiştiren vecihlere kadar geniş bir çerçevede değerlendirilmiştir. Bu örnekler, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatlerin sadece lafzî değil aynı zamanda tefsiri derinlik taşıyan yönlerinin bulunduğunu açıkça göstermektedir.
3.3. Zeyd b. Sâbit’in Kıraatiyle İlgili Yapılan Tenkidler
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen kıraatlerin bir kısmı Arap dili kaidelerine uymadığı gerekçesiyle tenkid edilmiştir. “قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغِي لَنَا أَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاءَ” [95] âyeti bu konuyla ilgili örneklerdendir. Zeyd b. Sâbit söz konusu âyette geçen “نَتَّخِذَ” ifadesini “ن” harfinin zammesiyle “نُتَّخَذَ” şeklinde okumuştur.[96] Kıraat-i aşere imamlarından Ebû Ca‘fer’in okuyuşu da bu şekildedir.[97] Kaynaklarda nahivcilerin birçoğu tarafından “نُتَّخَذَ” şeklindeki okunuşun câiz olmadığı ve bu kıraatin kabul edilmediği nakledilmiştir. Örneğin Zeccâc (ö. 311/923), nahivcilerin çoğunluğunun söz konusu kıraatte “مِنْ” edatının hâl konumunda kullanılmasının mümkün olmadığını, ancak isimlerde mef‘ûl-i evvel konumunda bulunabileceğini ifade etmiştir. Buna göre “مَا اتَّخَذْتُ أَحَدًا مِنْ وَلِيٍّ” ifadesinin yerine “مَا اتَّخَذْتُ مِنْ أحَدٍ وَلِيًّا” cümlesinin daha doğru bir kullanım olduğunu belirtmiştir.[98] Benzer şekilde Nehhâs (ö. 338/950) da bu kıraatin câiz görülmediğini eğer mechûl fiil olarak kullanılması gerekiyorsa ikinci “مِنْ” edatının hazfedilerek “أَنْ نُتَّخذَ مِنْ دُونِكَ أَوْلِيَاءَ” şeklinde okunması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca Nehhâs, “Ben hiçbir kimseyi veli edinmedim” anlamındaki ifadenin hem “مَا اتَّخَذْتُ رَجُلًا وَلِيًّا” şeklinde hem de umûmi nefy yapısı kullanılarak “مَا اتَّخَذْتُ مِنْ رَجُلٍ وَلِيًّا” biçiminde ifade edilebileceğini belirtmiş ancak “وَلِيًّا” kelimesinin kendisinden önce gelen ifadeye bağlı olması sebebiyle önüne “مِنْ” edatının getirilmesinin anlam açısından bir katkı sağlamadığı ve dilbilgisi açısından uygun olmadığını ifade etmiştir.[99] İbn Cinnî ise zikri geçen kıraatin câiz olduğunu Arap dili kaidelerinden deliller sunarak açıklamıştır. Müellif, söz konusu kıraate göre “مِنْ أَوْلِيَاءَ” ifadesinin hâl konumunda bulunduğunu ve âyetin takdirinin “مَا كَانَ يَنْبَغِي لَنَا أَنْ نُتَّخَذَ مِنْ دُونِكَ أَوْلِيَاء” şeklinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, bu okuyuşta “مِنْ” edatının nefy konumunda zâid olarak cümleye dâhil olduğunu ifade etmiştir. İbn Cinnî, bu durumu Arapların kullanımından örneklerle izah etmiş ve “اتَّخَذْتُ زَيْدًا وَكِيلاً” ve “أعْطَيْتُهُ دِرْهَمًا” ifadelerinin nefy hallerinin sırasıyla “مَا اتَّخَذْتُ زَيْدًا مِنْ وَكِيلٍ” ve “وَمَا أَعْطَيْتُهُ مِنْ دِرْهَمٍ” şeklinde olduğunu bu örneklerde “مِنْ” edatının nefy konumunda zâid bir unsur olarak kullanıldığını belirtmiştir. Kıraat âlimlerinin çoğunluğunun okuyuşuna göre ise âyetin takdiri “مَا كَانَ يَنْبَغِي لَنَا أنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاء” şeklindedir ve burada “مِنْ أَوْلِيَاءَ” ifadesinin mef‘ûlün bih konumunda bulunduğu ifade edilmiştir.[100] Müellif, bu durumu da Arapların kullanımından örnekleyerek “ضَرَبْتُ رَجُلاً” ifadesi üzerinden açıklamış; burada mef‘ûl konumunda olan “رَجُلاً” kelimesinin olumsuz hâlde “مَا ضَرَبْتُ مِنْ رَجُلٍ” şeklinde kullanıldığını ve bu durumda “مِنْ رَجُلٍ” ifadesinde “مِنْ” edatının yer aldığını belirtmiştir.[101]
Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bazı kıraatler, Arap dili kaidelerine aykırı görüldüğü gerekçesiyle eleştirilmiş olsa da bu farklılıklar dil âlimleri arasında tartışmalı bir konu olmuştur. Özellikle İbn Cinnî, bu okuyuşları Arap dilindeki istisnaî ve zâid kullanımlar çerçevesinde savunarak kıraatleri dilsel hüccetlerle temellendirmeye çalışmıştır.
Sonuç
Bu çalışma, Kur’an’ın nüzul sürecinde doğrudan yer almış, vahiy kâtipliği görevini üstlenmiş ve kıraat ilminde otorite kabul edilen Zeyd b. Sâbit’in kıraat vecihlerini kıraat ve tefsir literatüründe ele alarak bir değerlendirme ortaya koymuştur. Zeyd b. Sâbit’in, Hz. Peygamber’den (s.a.s.) hem sema hem de arz usulüyle kıraat öğrenmiş olması, onun okuyuşunun İbn Abbâs gibi ilim ehli sahâbîlerin tercihlerinde belirleyici bir rol oynaması ve kıraat-i aşere imamlarının isnad zincirlerinde yer almasıyla kıraat alanındaki ilmî yetkinliğini ortaya koymaktadır.
Çalışmada, Zeyd b. Sâbit’e atfedilen kıraatler sistematik biçimde tespit edilerek incelenmiştir. Nitekim ilk dönem eserlerinden günümüze kadar birçok kaynakta, Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen bu okuyuşlar geniş bir şekilde yer almıştır. Araştırma neticesinde söz konusu kıraatlerin yalnızca fonetik veya lehçe farklılıklarından ibaret olmayıp, lafız ve anlam seviyesinde yorumlayıcı boyutlar taşıdığını göstermiştir. Zeyd b. Sâbit’e atfedilen bu kıraat vecihlerinin dilsel hüccetlerle âyetlerin te’vîli ve tefsirinde işlevsel olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu vecihler, ilgili âyetlerin manasını ortaya koymakla kalmayıp, farklı tefsirî yorumlara zemin hazırlayarak Kur’an’ın anlaşılmasına katkı sağlamıştır. Ayrıca, bu kıraatlerin fıkhî hükümlerin çıkarılmasında delil olarak değerlendirildiği de tespit edilmiştir. Bu okumalar, âyetlere farklı anlam katmanları kazandırmak suretiyle İslam hukukundaki çeşitli hüküm ve uygulamaların anlaşılmasına kayda değer katkılar sunmaktadır.
Araştırma, kıraat ilmi ve tefsir açısından Zeyd b. Sâbit’e nispet edilen okuyuşların incelenmesinin alan literatürüne katkı sağladığını göstermektedir. Bu doğrultuda, gelecekte yapılacak çalışmaların diğer sahâbe kıraatleriyle mukayeseli incelemeler içermesi ve kıraat-tefsir ilişkisini daha derinlemesine ele alması önerilmektedir. Bu şekilde yapılacak karşılaştırmalı ve disiplinler arası çalışmaların Kur’an’ın anlaşılması bakımından faydalı olacağı kanaatini doğurmaktadır.
Kaynakça
Begavî, Ebû Muhammed el-Hüseyn b. Mes‘ûd. Meʿâlimü’t-tenzîl. thk. Muhammed Abdullâh en-Nemîr. Riyâd: Dâru Teybe, 1409.
Bennâ, Ahmed b. Muhammed ed-Dimyâtî. İthâfu fudalâi’l-beşer fi’l- kırââti’l-erbeate aşer. thk. Enes Mahrâh. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2011.
Çetin, Abdurrahman. Kur’ân-ı Kerim’in İndirildiği Yedi Harf ve Kıraatlar. İstanbul: Ensar Neşriyat, 2013.
Dânî, Ebû Amr Osmân b. Saîd. et-Teysîr fî’l-kırâ’âti’s-seb’. thk. Otto Trezel. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1404.
Dâvudî, Safvân Adnân. Zeyd b. S̱âbit kâtibü’l-vaḥy ve câmiʿu’l-Ḳurʾân. Dımaşk: 1990.
Demirci, Muhsin. Kur’ân Tarihi. İstanbul: İFAV Yayınları, 1997.
Ebû Hayyân, Muhammed b. Yûsuf el-Endelüsî. Bahru’l-muhît. thk. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Alî Muhammed Muavvîd. Beyrut: Dâru’l-kütübi’l-’ilmiyye, 1993.
Ebû Şâme, Ebü’l-Kâsım Şihâbuddîn Abdurrahmân b. İsmâil b. İbrâhîm el-Makdisî ed-Dımaşkî. el-Murşidu’l-vecîz ilâ ulûmin tetealleku bi’l-kitâbi’l-azîz. thk. Tayyar Altıkulaç. Beyrut: Dâru Sâdir, 1975.
Erul, Bünyamin. “Zeyd b. Sâbit”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV Yayınları, 2013.
Hârûf, Muhammed Fehd. el-Müyesser fi’l-kıraâti’l-‘aşri’l-mütevâtira min tarîki tayybeti’n neşr vel’l-kıraâti’l-erbaa’ş-şazze ve tevcih. Dımaşk: Daru’l-İbn Kesîr, 2016.
Hasanoğlu, Derya. Zeyd b. Sâbit ve Kıraat İlmindeki Yeri. Van: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2022.
Heysemî, Ebü’l-Hasen Nûrüddîn Alî b. Ebî Bekr b. Süleymân. Mecmaʿu’z-zevâʾid ve menbaʿu’l-fevâʾid. thk. Hüsâmeddîn el-Kutsî. Kahire: Mektebetü’l-Kutsî, 1414.
İbn Abdülber, Ebû Ömer Yusuf b. Abdillâh b. Muhammed en-Nemerî. el-İstîʿâb fî maʿrifeti’l-aṣḥâb. Beyrut: Dâru’l-Cîl, ts.
İbn Atıyye, Ebû Muhammed Abdülhak b. Gâlib el- Endelüsî. el-Muharrerü’l-vecîz fî tefsîri’l-kitâbi’l-’azîz. thk. Abdüsselâm Abdüşşâfî Muhammed. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2001.
İbn Cinnî, Ebü’l-Feth Osmân b. Cinnî el-Mevsılî. el-Muhteseb fî tebyîni vücûhi şevâẕẕi’l-ḳırâʾât ve’l-îżâḥ ʿanhâ. thk. Ali en-Necdî Nâsıf vd. Kahire: Meclisü’l-A‘lâ li’ş-Şuûni’l-İslâmiyye, 1994.
İbn Ebû Dâvûd, Ebû Bekr Abdullāh b. Ebî Dâvûd Süleymân b. Eş‘as es-Sicistânî. Kitâbü’l-Mesâhif. thk. Muhibbuddîn Abdüssübhân Vâiz. Beyrut: Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, 1423.
İbn Hacer el-Askalânî, Ebü’l-Fazl Şihâbüddîn Ahmed b. Alî b. Muhammed. el-İṣâbe fî temyîzi’ṣ-ṣaḥâbe. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, 1415.
İbn Hâleveyh, Ebû Abdillâh el-Hüseyn b. Ahmed. Muḫtaṣar fî şevâzzi’l-Ḳurʾân min kitâbi’l-bedîʿ. Kahire: Mektebetü’l-Mütenebbî, ts.
İbn Mücâhid, Ebû Bekr Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs. Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât. thk. Şevkî Dayf. Kahire: Dâru’l-Meârif, 1119.
İbn Sa‘d, Ebû Abdillah Muhammed b. Sa‘d b. Meni‘ ez-Zührî. Kitâbü’ṭ-Tabaḳāti’l-kebîr. Kahire: Mektebetü’l-Hancî, 1421.
İbnü’l-Cezerî. en-Neşr fi’l-ḳırâʾâti’l-ʿaşr. thk. Alî Muhammed Dabbâ‘. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, ts.
İbnü’l-Cezerî, Ebü’l-Hayr Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf. Ġāyetü’n-nihâye fî ṭabaḳāti’l-ḳurrâʾ. thk. Gotthelf Bergsträsser. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, 2006.
İbnü’l-Esîr, Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed el-Cezerî. Üsdü’l-ġābe fî maʿrifeti’ṣ-ṣaḥâbe. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, ts.
Kirmânî, Ebû Abdillâh Muhammed b. Ebî Nasr. Şevâzzü’l-kırâât. thk. Şimrân el-’Acelî. Beyrut: Müessesetü’l-belâğ, ts.
Kurtubî, Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr. el-Câmi‘ li ahkâmi’l-Kur’ân ve’l-mübeyyin limâ tedammenehû mine’s-sünneti ve âyi’l-Furkân. thk. Abdullah b. Abdulmuhsin et-Türkî. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2006.
Mekkî b. Ebî Tâlib, Ebû Muhammed Hammûş b. Muhammed el-Kaysî. el-İbâne an meâni’l-kırâât. thk. Abdülfettâh İsmail Şelebî. Kahire: Dâru Nehdâti Mısr, ts.
Nehhâs, Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. İsmâîl. İʿrâbü’l-Ḳurʾân. Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2008.
Pusmaz, Durak. Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân İlimlerindeki Yeri. İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 1986.
Saylan, Nesrişah. İbn Cinnî’nin el-Muhteseb’inde Sahâbeye Nispet Edilen Kıraatler. İstanbul: Nida Yayıncılık, 2020.
Saylan, Nesrişah. “Abdullah b. Abbas’ın Kıraat İlmindeki Yeri”. Diyanet İlmî Dergi 60/3 (Eylül2024), 823-844. https://doi.org/10.61304/did.1456509.
Taberî, Ebû Ca‘fer Muhammed b. Cerîr. Câmiʿu’l-beyân ʿan teʾvîli âyi’l-Ḳurʾân. thk. Abdullâh b. Abdülmuhsin et-Türkî. Kahire: Dâru’l-Hicr, 2001.
Taşcı, İbrahim. Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân-ı Kerim’e Hizmeti. Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 1999.
Yılmaz, Lokman. “Bir “Garîb” Kavram: Kıraatü’n-Nebi”. Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 9/1 (Haziran/June 2022), 203-231.
Zeccâc, Ebû İshâk İbrâhîm b. es-Serî b. Sehl. Meʿâni’l-Ḳurʾân ve iʿrâbüh. thk. Abdülcelîl Abduh Şelebî. Beyrut: ’Âlemu’l-Kutub, 1408.
Zehebî, Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ahmed b. Osmân. Maʿrifetü’l-ḳurrâʾi’l-kibâr. thk. Tayyar Altıkulaç. İstanbul: TDV Yayınları, 1995.
Zehebî, Şemsuddîn Muhammed b. Ahmed b. Osmân. Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ. thk. Şuayb Arnaût - Kamil el-Harrât. 25 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985.
Zemahşerî, Ebü’l-Kāsım Mahmûd b. Ömer b. Muhammed. el-Keşşâf ʿan ḥaḳāʾiḳı ġavâmiżi’t-tenzîl ve ʿuyûni’l-eḳāvîl fî vücûhi’t-teʾvîl. thk. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Alî Muhammed Muavviz. Riyâd: Mektebetü’l-’Ubeykân, 1998.
[1] Ebû Ca‘fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Câmiʿu’l-beyân ʿan teʾvîli âyi’l-Ḳurʾân, thk. Abdullâh b. Abdülmuhsin et-Türkî (Kahire: Dâru’l-Hicr, 2001), 1/21-41; Ebû Muhammed el-Hüseyn b. Mes‘ûd el-Begavî, Meʿâlimü’t-tenzîl, thk. Muhammed Abdullâh en-Nemîr vd. (Riyâd: Dâru Teybe, 1409), 4/501-507; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr fi’l-ḳırâʾâti’l-ʿaşr, thk. Alî Muhammed Dabbâ‘ (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, ts.), 1/21; Abdurrahman Çetin, Kur’ân-ı Kerim’in İndirildiği Yedi Harf ve Kıraatlar (İstanbul: Ensar Neşriyat, 2013), 44-55.
[2] Ebû Ömer Yusuf b. Abdillâh b. Muhammed en-Nemerî İbn Abdülber, el-İstîʿâb fî maʿrifeti’l-aṣḥâb (Beyrut: Dâru’l-Cîl, ts.), 2/537-540; Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed el-Cezerî İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe fî maʿrifeti’ṣ-ṣaḥâbe (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, ts.), 2/436; Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ahmed b. Osmân ez-Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾi’l-kibâr, thk. Tayyar Altıkulaç (İstanbul: TDV Yayınları, 1995), 1/118-121; Ebü’l-Fazl Şihâbüddîn Ahmed b. Alî b. Muhammed İbn Hacer el-Askalânî, el-İṣâbe fî temyîzi’ṣ-ṣaḥâbe (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, 1415), 2/490; Ebü’l-Hayr Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-nihâye fî ṭabaḳāti’l-ḳurrâʾ, thk. Gotthelf Bergsträsser (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-’İlmiyye, 2006), 1/269.
[3] Şemsuddîn Muhammed b. Ahmed b. Osmân ez-Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, thk. Şuayb Arnaût - Kamil el-Harrât (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985), 2/427-428.
[4] İbrahim Taşcı, Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân-ı Kerim’e Hizmeti (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 1999), 11.
[5] İbn Hacer el-Askalânî, el-İṣâbe, 2/491.
[6] Taşcı, Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân-ı Kerim’e Hizmeti, 15.
[7] Ebû Abdillah Muhammed b. Sa‘d b. Meni‘ ez-Zührî İbn Sa‘d, Kitâbü’ṭ-Tabaḳāti’l-kebîr (Kahire: Mektebetü’l-Hancî, 1421), 2/310.
[8] Derya Hasanoğlu, Zeyd b. Sâbit ve Kıraat İlmindeki Yeri (Van: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2022).
[9] Safvân Adnân Dâvudî, Zeyd b. S̱âbit kâtibü’l-vaḥy ve câmiʿu’l-Ḳurʾân (Dımaşk: 1990).
[10] Taşcı, Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân-ı Kerim’e Hizmeti.
[11] Durak Pusmaz, Zeyd b. Sâbit ve Kur’ân İlimlerindeki Yeri (İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 1986).
[12] Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, 2/429-430.
[13] Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, 2/431.
[14] Ebû Muhammed Mekkî b. Ebî Tâlib Hammûş b. Muhammed el-Kaysî, el-İbâne an meâni’l-kırâât, thk. Abdülfettâh İsmail Şelebî (Kahire: Dâru Nehdâti Mısr, ts), 57-58; Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, 2/431.
[15] İbn Ebû Dâvûd, el-Mesâhif, 18-19; Mekkî b. Ebî Tâlib, el-İbâne, 62-67; Muhsin Demirci, Kur’ân Tarihi (İstanbul: İFAV Yayınları, 1997), 167.
[16] Bünyamin Erul, “Zeyd b. Sâbit”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2013), 44/321-322.
[17] İbn Sa‘d, Ṭabaḳāt, 2/309-310.
[18] Ebü’l-Hasen Nûrüddîn Alî b. Ebî Bekr b. Süleymân el-Heysemî, Mecmaʿu’z-zevâʾid ve menbaʿu’l-fevâʾid, thk. Hüsâmeddîn el-Kutsî (Kahire: Mektebetü’l-Kutsî, 1414), 1/52.
[19] İbn Abdülber, el-İstîʿâb, 2/537-540; Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾi’l-kibâr, 1/118-121; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-nihâye, 1/269.
[20] Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾi’l-kibâr, 1/118-121.
[21] Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, 2/426.
[22] İbn Sa‘d, Ṭabaḳāt, 2/309-310.
[23] Zehebî, Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾ, 2/436.
[24] Ebü’l-Kâsım Şihâbuddîn Abdurrahmân b. İsmâil b. İbrâhîm el-Makdisî ed-Dımaşkî Ebû Şâme, el-Murşidu’l-vecîz ilâ ulûmin tetealleku bi’l-Kitâbi’l-Azîz, thk. Tayyar Altıkulaç (Beyrut: Dâru Sâdir, 1975), 144.
[25] Ebû Bekr Abdullah b. Ebî Dâvûd Süleymân b. Eş‘as es-Sicistânî, Kitâbü’l-Mesâhif, thk. Muhibbuddîn Abdüssübhân Vâiz (Beyrut: Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, 1423), 1/168.
[26] İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-nihâye, 1/382; Nesrişah Saylan “Abdullah b. Abbas’ın Kıraat İlmindeki Yeri”, Diyanet İlmî Dergi 60/3 (Eylül 2024), 823-844.
[27] Ebû Bekr Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs İbn Mücâhid, Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât, thk. Şevkî Dayf (Kahire: Dâru’l-Meârif, 1119), 55.
[28] Ebû Amr Osmân b. Saîd Dânî, et-Teysîr fî’l-kırâ’âti’s-seb’, thk. Otto Trezel (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1404), 86.
[29] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 1/133-134.
[30] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 1/155.
[31] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 1/178.
[32] Nesrişah Saylan, İbn Cinnî’nin el-Muhteseb’inde Sahâbeye Nispet Edilen Kıraatler (İstanbul: Nida Yayıncılık, 2020), 79-81.
[33] el-Bakara 2/128.
[34] Ebû Abdillâh el-Hüseyn b. Ahmed İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar fî şevâẕẕi’l-Ḳurʾân min Kitâbi’l-Bedîʿ (Kahire: Mektebetü’l-Mütenebbî, ts.), 17.
[35] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 26;
[36] Âl-i İmrân 3/34.
[37] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 26; Ebû Abdillâh Muhammed b. Ebî Nasr el-Kirmânî, Şevâzzü’l-kırâât, thk. Şimrân el-’Acelî (Beyrut: Müessesetü’l-belâğ, ts.), 110; Ebü’l-Feth Osmân b. Cinnî el-Mevsılî İbn Cinnî, el-Muḥteseb fî tebyîni vücûhi şevâẕẕi’l-ḳırâʾât ve’l-îżâḥ ʿanhâ, thk. Ali en-Necdî Nâsıf vd. (Kahire: Meclisü’l-A‘lâ li’ş-Şuûni’l-İslâmiyye, 1994), 1/156; Muhammed b. Yûsuf el-Endelüsî Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, thk. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Alî Muhammed Muavvîd (Beyrut: Dâru’l-kütübi’l-’ilmiyye, 1993), 2/454.
[38] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 1/158-159.
[39] el-Murselât 77/6.
[40] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 8/396.
[41] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 8/396.
[42] Yûnus 10/22.
[43] İbn Mücâhid, Kitâbü’s-Sebʿa, 325; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 2/282.
[44] Ebû Muhammed Abdülhak b. Gâlib el-Endelüsî İbn Atıyye, el-Muharrerü’l-vecîz fî tefsîri’l-kitâbi’l-’azîz, thk. Abdüsselâm Abdüşşâfî Muhammed (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2001), 3/113.
[45] Yûnus 10/58.
[46] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 62.
[47] Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. İsmâîl en-Nehhâs, İʿrâbü’l-Ḳurʾân (Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 2008), 399; İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 3/126; Ebü’l-Kāsım Mahmûd b. Ömer b. Muhammed ez-Zemahşerî, el-Keşşâf ʿan ḥaḳāʾiḳı ġavâmiżi’t-tenzîl ve ʿuyûni’l-eḳāvîl fî vücûhi’t-teʾvîl, thk. Âdil Ahmed Abdülmevcûd - Alî Muhammed Muavviz (Riyâd: Mektebetü’l-’Ubeykân, 1998), 3/150-151; Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr el-Kurtubî, el-Câmi‘ li ahkâmi’l-Kur’ân ve’l-mübeyyin limâ tedammenehû mine’s-sünneti ve âyi’l-Furkân, thk. Abdullah b. Abdulmuhsin et-Türkî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2006), 11/11; Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 5/170. Ayrıca kıraatü’n-nebi konusu için bk. Lokman Yılmaz “Bir “Garîb” Kavram: Kıraatü’n-Nebi”, Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 9/1 (Haziran/June 2022), 203-231.
[48] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 2/285.
[49] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 2/285.
[50] el-Kehf 18/74.
[51] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 6/142.
[52] İbn Mücâhid, Kitâbü’s-Sebʿa, 395.
[53] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 6/142.
[54] Muhammed 47/4.
[55] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 5/111.
[56] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 5/111.
[57] Nahl 16/31
[58] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 76.
[59] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 5/474.
[60] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 3/390.
[61] Ahkaf 46/35
[62] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 5/108; Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 8/68.
[63] Ahmed b. Muhammed ed-Dimyâtî el-Bennâ, İthâfu fudalâi’l-beşer fi’l- kırââti’l-erbeate aşer, thk. Enes Mahrâh (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2011), 505.
[64] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 5/108; Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 8/68.
[65] el-Bakara 2/237
[66] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 22; İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 1/320.
[67] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 1/320
[68] en-Nisâ 4/11.
[69] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 2/16; Kirmânî, Şevâzzü’l-kırâât, 131.
[70] İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 1/320.
[71] Ebû Dâvûd, Sünne, 11/4658; Kurtubî, el-Câmi‘, 4/168.
[72] el-Bakara 2/248.
[73] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 22; Zemahşerî, el-Keşşâf, 1/473-474.
[74] el-Bakara 2/139.
[75] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 17; Zemahşerî, el-Keşşâf, 1/336.
[76] Bennâ, İthâf, 193.
[77] el-Hucurât 49/10.
[78] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 144; İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/278.
[79] Bennâ, İthâf, 193.
[80] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/278-279.
[81] el-Enfâl 8/25.
[82] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 1/277.
[83] İbn Hâleveyh, Muḫtaṣar, 25; Zemahşerî, el-Keşşâf, 2/572.
[84] Kurtubî, el-Câmi‘, 9/489.
[85] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 1/277.
[86] Meryem 19/5.
[87] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/37; Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 6/165.
[88] Taberî, Câmiʿu’l-beyân, 15/457; Nehhâs, İʿrâbü’l-Ḳurʾân, 558; Zemahşerî, el-Keşşâf, 4/6.
[89] Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 6/165.
[90] Hûd 11/107.
[91] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/37-38.
[92] el-Bakara 2/196.
[93] Muhammed Fehd Hârûf, el-Müyesser fi’l-kıraâti’l-‘aşri’l-mütevâtira min tarîki tayybeti’n neşr vel’l-kıraâti’l-erbaa’ş-şazze ve tevcih (Dımaşk: Daru’l-İbn Kesîr, 2016), 30.
[94] Kurtubî, el-Câmi‘, 3/269.
[95] el-Furkân 25/18.
[96] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/119; İbn Atıyye, el-Muharraru’l-vecîz, 4/204; Ebû Hayyân, Bahru’l-muhît, 6/448.
[97] İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, 2/333.
[98] Ebû İshâk İbrâhîm b. es-Serî b. Sehl ez-Zeccâc, Meʿâni’l-Ḳurʾân ve iʿrâbüh, thk. Abdülcelîl Abduh Şelebî (Beyrut: ’Âlemu’l-Kutub, 1408), 4/60-61.
[99] Nehhâs, İʿrâbü’l-Ḳurʾân, 662-663.
[100] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/119-120.
[101] İbn Cinnî, el-Muḥteseb, 2/119-120.


