DİYANET İLMÎ DERGİ
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/tr/pub/did
Temel Hadis Kaynaklarındaki Gazzeli Râvîler
Araştırma Makalesi
Tarih
Geliş Tarihi: 6 Haziran 2025Kabul Tarihi: 12 Mart 2026
Yazar: Halil İbrahim Doğan
Doç. Dr.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
Ankara-Türkiye
Yazar Katkı Oranı: %100
https://ror.org/05ryemn72
https://orcid.org/0000-0002-9644-5498
hidogan@aybu.edu.tr
Atıf: Doğan, Halil İbrahim. “Temel Hadis Kaynaklarındaki Gazzeli Râvîler”.Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 173-212.
https://doi.org/10.61304/did.1713267
Makale Bilgileri
Değerlendirme: Çift Taraflı Kör Hakemlik
İntihal: Benzerlik Taraması Yapıldı - intihal.net
Etik Beyan: Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu, yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
Yapay Zekâ Kullanım Beyanı: Makalenin hazırlanmasında yapay zekâ araçları kullanılmamıştır.
Etik Kurul Onayı: Bu makale için etik kurul onayı gerekmemektedir.
Etik Bildirim: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Yazar Çıkar Çatışması Beyanı: Herhangi bir yazarla çıkar çatışması bulunmamaktadır.
Bu makale CC BY-NC 4.0 lisansı altında yayımlanmaktadır.
DIYANET SCIENTIFIC JOURNAL
ISSN: 1300-8498
e-ISSN: 2822-2261
Web: https://dergipark.org.tr/en/pub/did
Gazan Rāwīs in the Main Hadīth Sources
Research Article
History
Received: 6 June 2025 Accepted: 12 March 2026
Author: Halil İbrahim Doğan
Assoc. Prof.
University of Ankara Yildirim Beyazit
Faculty of Theology
Ankar-Türkiye
Author Contribution Rate: %100
https://ror.org/05ryemn72
https://orcid.org/0000-0002-9644-5498
hidogan@aybu.edu.tr
Citation: Doğan, Halil İbrahim. “Temel Hadis Kaynaklarındaki Gazzeli Râvîler”. Diyanet İlmî Dergi 62/1 (2026), 173-212.
https://doi.org/10.61304/did.1713267
Article Information
Review: Double-blind
Plagiarism: Plagiarism check was performed - intihal.net
Ethical Statement: It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
AI Use Statement: No artificial intelligence tools were used in the preparation of this article.
Ethics Committee Approval: This article does not require ethics committee approval.
Complaints: ilmidergi@diyanet.gov.tr
Authors Conflict of Interest Statement: There is no conflict of interest with any author.
This article is published under the CC BY-NC 4.0 licence.
Temel Hadis Kaynaklarındaki Gazzeli Râvîler
Öz
Günümüzde bütün dünyanın gündeminde yer alan Gazze, birçok çalışmaya konu olmasına rağmen İslâmî ilimler açısından yeteri kadar araştırılmamıştır. Makalede Hz. Peygamber ile sahâbe ve tâbiîndan gelen rivayetleri nakleden Gazzeli râvîler incelenmiştir. Araştırmayla Gazze’nin hadis rivayet tarihindeki yerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman ve betimsel analiz metodu kullanılmıştır. Makalede hicrî ilk beş asırda musanniflerin konularına ve râvîlerine göre tasnif ettiği temel hadis kaynakları esas alınmıştır. Ayrıca Gazzeli râvîlerin biyografilerinde ricâl kitaplarına ve diğer bazı çalışmalara müracaat edilmiştir. Araştırmanın sonucunda temel hadis kaynaklarında ismi geçen on altı Gazzeli râvî tespit edilmiştir. Gazzeli râvîlerin rivayetleri, Ebû Dâvûd’un es-Sünen’i hariç hicrî ilk üç asırdaki hadis kitaplarında yer almazken daha ziyade dördüncü ve beşinci asırdaki eserlerde nakledilmektedir. Bu durum, Gazze’nin hicrî ilk üç asırdaki tarihinin bilinmemesine paralel benzer bir durum arz etmektedir. Gazzeli râvîlerden bir kısmının biyografilerine dair hiçbir veri yokken bazılarına dair ise sınırlı bir bilginin bulunduğu görülmüştür.
Anahtar Kavramlar: Hadis, Filistin, Gazze, Râvî, Rivâyet.
* Makaleyi okuyarak katkılarda bulunan değerli hocalarım Prof. Dr. Bünyamin Erul ve Prof. Dr. Ferhat Gökçe’ye teşekkür ediyorum.
Gazan Rāwīs in the Main Hadīth Sources
Abstract
Although Gaza features prominently on today’s global agenda and has been the subject of extensive scholarship, it has received little sustained attention from the perspective of Islamic sciences. This article addresses that gap by examining narrators from Gaza who transmitted reports attributed to the Prophet Muhammad, his companions, and the succeeding generations. Its aim is to situate Gaza within the history of hadīth transmission. The study employs qualitative methods, drawing on document analysis and descriptive review of the principal hadīth compilations produced during the first five centuries of the hijrī era, as well as biographical dictionaries and related scholarship on Gazan narrators. It identifies sixteen narrators from Gaza cited in major hadīth sources. With the exception of Abū Dāwūd’s al-Sunan, their transmissions do not appear in hadīth collections from the first three hijrī centuries and are found primarily in works compiled in the fourth and fifth centuries. This pattern mirrors the broader scarcity of historical information about Gaza in the early hijrī period. While biographical data on some Gazan narrators is entirely absent, only fragmentary details are available for others.
Keywords: Hadīth, Palestine, Gaza, Rāwī, Narration.
** I would like to thank my esteemed teachers Prof. Dr. Bünyamin Erul and Prof. Dr. Ferhat Gökçe for reading and contributing to the article.
Summary
Gaza is one of Palestine’s historic cities and lies within the broader region that includes the al-Aqsa Mosque. A key hub of trade in antiquity and late antiquity, Gaza retained strategic importance well into the medieval period, serving as a waypoint for pilgrims traveling to Mecca. Its significance declined after the opening of the Suez Canal in the nineteenth century, yet it has once again become a focal point of global attention. Despite a substantial body of historical scholarship on Gaza, research from the perspective of Islamic sciences remains limited. This study seeks to address that gap by examining, within the framework of hadīth-the foundational textual source of Islam-narrators from Gaza who transmitted reports attributed to the Prophet Muhammad, his Companions, and the succeeding generation. Its aim is to assess Gaza’s place in the history of hadīth transmission. Employing qualitative methods, the research relies on document analysis and descriptive review. The primary sources are major hadīth compilations produced during the first five centuries of the hijrī era, defined here as works in which compilers (musannifs) organized narrations received from their teachers according to subject matter and chains of transmission. This period is commonly regarded as the formative “age of narration,” when hadīths were collected with full isnāds; in later centuries, transmission largely involved the circulation of already compiled texts. Biographical sources-including works of tabaqāt, tarājim, local histories, and genealogical studies-were also consulted to reconstruct the profiles of Gazan narrators. The study identifies sixteen narrators from Gaza cited in the principal hadīth sources, among them Abū Abd Allāh Muhammad b. Amr b. al-Jarrāh al-Ghazzī; Abū al-Abbās Abd Allāh b. Muhammad b. Amr al-Ghazzī; Gālib b. al-Wazīr al-Ghazzī; Muhammad b. Hunays al-Ghazzī; and Abū al-Husayn Muhammad b. al-Husayn b. Alī b. al-Tarjumān al-Ghazzī, among others. Collectively, these figures account for more than one hundred narrations in the major hadīth collections. Notably, nearly two hundred narrations transmitted by Abd Allāh b. Muhammad b. Amr appear in Abū Awāna’s al-Mustakhraj on Muslim’s al-Ṣahīh. With the sole exception of Abū Dāwūd’s al-Sunan, narrations from Gazan transmitters do not appear in hadīth compilations of the first three hijrī centuries, emerging instead in works of the fourth and fifth centuries. This pattern parallels the broader scarcity of historical information about Gaza during the early Islamic period, despite its conquest during the caliphate of Abū Bakr. The study also highlights the prominence of al-Tabarānī, who relied on a notable number of Gazan teachers. Overall, the findings suggest that Gaza lagged behind other Islamic cities in the development of hadīth scholarship. The narrations attributed to its transmitters are relatively few, consisting primarily of marfūʿ reports and a limited number of companion and successor traditions. A similar scarcity characterizes the available biographical information: for some narrators no data survives, while for others only fragmentary details are preserved, often limited to their teachers, students, or evaluations in jarh wa-taʿdīl. In some cases, even the names of Gaza-based narrators remain uncertain. At the same time, hadīth compilations prove to be a valuable source for tracing the scholarly journeys (rihla) of these figures, who occasionally identify places of transmission within their reports. Together, these findings underscore Gaza’s marginal position in the history of hadīth narration, relative to other centers of Islamic learning.
Giriş
Gazze, günümüzde İslâm dininde kutsal üç mescitten biri sayılan Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu Filistin’in sınırları içerisinde ve Akdeniz’in kıyısında yer alan şehirlerden biridir. Tarihî geçmişi milattan önce çok eski zamanlara kadar uzanan Gazze, birçok farklı millete ve dine ev sahipliği yapan, çeşitli devletlerin hâkim olduğu bir yerdir. Çünkü Gazze, Süveyş Kanalı’nın açılmasından önce Mısır, Suriye ve Anadolu’dan gelen ticaret ve hac yollarının birleşme noktasıdır.[1] Cahiliye döneminde Mekkeli tüccarların da Gazze’ye geldiği, ticaret seferlerinin birisinde Hz. Peygamber’in dedesi Hâşim b. Abdülmenâf’ın (ö. ?) bulunduğu ve burada vefat ettiği ifade edilmektedir.[2] Gazze, Hz. Ebû Bekir’in hilafeti döneminde (13/634) fethedilmesine rağmen miladi VII. ile IX. asırlar arasındaki zaman hakkında kaynaklarda fazla bilgi olmadığı belirtilmektedir.[3] Bununla birlikte Gazze, İslâm öncesi ve sonrası dönemlerde sahip olduğu stratejik konum sebebiyle hâkimiyetinin sıkça el değiştirdiği bir yer olmuştur. Bugün ise neredeyse tamamen yerle bir edilen Gazze şehri, belki de tarihi boyunca en zor ve sıkıntılı bir zaman dilimini yaşamakta, hemen her açından yok olmayla karşı karşıya kalmaktadır.
İdari, dinî, ekonomik, içtimai vb. konularda Gazze’nin tarihiyle ilgili çalışmalar bulunduğu gibi[4] İslâmî ilimler açısından da çeşitli araştırmalar yapılmalıdır.[5] Bu makalede Hz. Peygamber ile sahâbe ve tâbiûnun rivayetlerini nakleden Gazzeli râvîler konu edilmektedir. Araştırmadaki amaç, Gazzeli râvîleri tespit ederek bu beldenin hadis rivayet tarihindeki yerini belirlemektir. Nitekim -şu ana kadar yapılan- çalışmalarda daha ziyade hadis rivayeti açısından Mekke, Medine, Kûfe, Basra, Şam’da Dımaşk ve Mısır’da Kahire şehirleri ve bu yerlerin de hicrî ilk asırları incelenmekte, genel olarak Filistin ve özel olarak ise Gazze şehrine değinilmemektedir.[6] Bunun nedeni, ilgili dönemde hadis rivayeti açısından içerisinde Gazze’nin de yer aldığı Şam bölgesinde öne çıkan şehrin Dımaşk olmasıdır. Dolayısıyla ilk dönem hadis rivayetinde Gazze’nin fazla önemi bulunmadığı ve ilmî açından canlı bir yer olmadığı için çalışmalarda geri planda kalması muhtemeldir. Ancak günümüzde bu hususu incelemenin ve hadis rivayetinde hicrî ilk beş asırdaki Gazze’nin konumunu ortaya çıkarmanın önemli olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın hedefini gerçekleştirmek için hicrî ilk beş asırda tasnif edilen temel hadis kaynakları dikkate alınmıştır. Böyle bir yaklaşımın nedeni, genellikle hicrî ilk beş asırdaki kitaplarda hadislerin senedleriyle birlikte zikredilmesidir. Nitekim hicrî ilk beş asır “rivayet dönemi” olarak nitelendirilmektedir.[7] Bu dönemde kısmen müstakil kitapların naklinin yanında daha ziyade hadisler isnadıyla hocalardan alınırken sonraki dönemlerde artık bu durum değişmiş ve çoğunlukla hadislerin tahrîc edildiği eserler senedle nakledilmeye başlanmıştır.
Temel hadis kaynaklarından kasıt, musannifin hocalarından aldığı hadisleri senediyle birlikte tasnif ettikleri eserlerdir. Bu kapsamda amaçlanan, hicrî ilk beş asırda konularına veya râvîlerine göre tasnif edilen câmi‘, sünen, müsned, mu‘cem, musannef vb. türlerdeki hadis kitaplarıdır. Gerekli olan bazı durumlarda ise daha ziyade hicrî ilk beş asırda telif edilen diğer türlerdeki hadis ilmiyle alakalı eserlere ve kısmen başka alanlarda telif edilen kitaplara da müracaat edilmiştir. Ayrıca temel hadis kaynaklarında adı geçen Gazzeli râvîlerle ilgili bilgiler tespit edilirken tarih, tabakât, terâcim, ensâb gibi râvîlerin biyografilerinin geçtiği kitaplara başvurulmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman ve betimsel analiz metodu tercih edilmiştir. Öncelikle Shamela programı (1444 Şevvâl/4. Sürüm) kullanılarak temel hadis kaynaklarında “el-Gazzî” nisbesi ile ismi geçenrâvîler tespit edilmiş, sonrasında bu râvîlerin naklettiği rivayetler matbu baskılardan kontrol edilerek bir araya getirilmiştir. Akabinde Gazzeli her bir râvîiçin ayrı bir başlık atılmış, devamında eğer varsa tercemesi ile hakkındaki cerh-ta‘dile yönelik bilgilere yer verilmiş ve temel hadis kaynaklarındaki rivayetlerinin sayısı ile muhtevasınaişaret edilmiştir. Ayrıca ilgili Gazzeli râvînin hocası ve öğrencisi ile ilişkilerine de gerekli olduğu durumlarda değinilmiştir. Böyle bir konu hakkında çalışmamızda ele alındığı minvalde herhangi bir araştırmanın olmaması hasebiyle makalenin önemli bir boşluğu dolduracağı mütalaa edilmektedir. Fakat şu üç çalışmaya işaret edilmelidir: İlki, günümüz Gazze’sindeki üniversitelerde hazırlanan akademik hadis çalışmalarının ele alındığı makaledir.[8] Ancak bu çalışma ile bizim makale arasında herhangi bir açıdan benzerlik bulunmadığını ifade etmek gerekmektedir. İkincisi ise Muhyiddîn Sâmî tarafından hazırlanan Müsnedü Gazze adlı eserdir.[9] Kitaptakısa bir giriş ve Gazze’ye dair birkaç sayfalık bilgiden sonra yazarın isnadında “Gazze’de” lafzının geçtiği 43’ü merfû‘ ve 12’si mevkûf toplamda 55 hadisin aktarılarak tahrîc ve sıhhat değerlendirilmesi yapılmaktadır. Bazılarının tekrar edildiği kitaptaki rivayetlerin de sadece 10 tanesi temel hadis kaynaklarında yer almakta, diğerleri ise farklı türlerde telif edilen eserlerde geçmektedir. Dolayısıyla kitap ile makalemiz arasında bir benzerlik olsa da çalışmada takip ettiğimiz metot ve yöntem ile ulaşılan sonuçlar açısından farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıca çalışmada ele alınan her bir râvînin rivayet ederken “Gazze’de” ifadesini kullanmadığı da dikkate alınmalıdır. “Gazze’de” ibaresi, çalışmada diğer bilgilere ilaveten destekleyici bir unsur olarak göz önünde bulundurulmaktadır. Üçüncüsü ise Selahattin Yıldırım’ın “Rivayetlerde Gazze ve Gazzî Nisbeli Bazı Muhaddisler” adlı çalışmasıdır. Makalede daha ziyade Gazze’de meydana gelen olaylar ile Gazze’nin faziletine dair rivayetler üzerinde durulmakta, Gazzeli beş râvîye kısaca işaret edilerek hepsi toplamda bir sayfada zikredilmektedir.[10] Bu çalışmada ise hadis kaynaklarındaki Gazzeli râvîler detaylı bir şekilde ele alınmakta, ilk iki hususa ise hiç temas edilmemektedir.
“el-Gazzî” nisbesinin ele alındığı biyografik bazı çalışmalarda Gazzeli râvîlere temas edilmektedir. Meselâ; Sem‘ânî (ö. 562/1166), kabilelerin nesebi yanında şehir, belde, ülke, mezhep ve meslek gibi mensubiyetleri esas alarak hazırlandığı el-Ensâb’da “el-Gazzî” nisbesi kısmında Gazze’nin Beytülmakdis’e bir merhale uzaklığında Filistin bölgesinin bir beldesi olduğunu dile getirmekte ve bu yerden imamlar ile muhaddislerin çıktığını belirtmektedir. Müellif, İmam Şâfiî’nin (ö. 204/820) burada doğduğunu işaret ettikten sonra Gazzeli şu dokuz râvîyi sıralamaktadır: Ebû Abdullah Muhammed b. Amr b. el-Cerrâh el-Gazzî, Muhammed b. Hubeyş el-Gazzî, Abdurrahman b. Osmân el-Gazzî, Muhammed b. Ubeyd el-Gazzî, Abdullah b. Vehb el-Gazzî, Ebü’l-Hasen Ali b. Ayyâş b. Abdullah b. el-Eş‘as el-Gazzî, Hamale b. Muhammed el-Gazzî, Ebü’t-Temmâm Seyf b. Amr el-Gazzî ve Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân el-Gazzî.[11] Sem‘ânî’nin işaret ettiği bu isimlerden iki, üç ve altıncı sıradaki râvîlerin temel hadis kaynaklarımızda bir rivayeti olmadığı gibi diğer türlerde ve alanlarda telif edilen eserlerde haklarında herhangi bir bilgi de bulunmamaktadır. Bu isimlerin yazılışında bir tashîf ve yanlışlık olması da mümkündür. Meselâ; Muhammed b. Hubeyş’in aşağıda müstakil bir başlıkta ele alınacak Muhammed b. Huneys olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim benzer bir durum, tercemesine dair bir bilgi tespit edilemeyen Ebü’l-Hasen Ali b. Ayyâş b. Abdullah b. el-Eş‘as el-Gazzî’de (öl. ?) de görülmektedir. Zira İbn Mende (ö. 395/1005), farklı eserlerinde hocası Ebü’l-Hasen Ali b. Abbâs b. el-Eş‘as el-Gazzî’den Gazze’de hadis rivayet ettiğini belirtmektedir.[12] Sem‘ânî ile İbn Mende’nin zikrettikleri arasında “Abdullah” kısmında bir fark olsa da Hatîb el-Bağdâdî (ö. 463/1071), bu isme “Ebü’l-Hasen Ali b. Abbâs b. Abdullah b. el-Eş‘as el-Gazzî” şeklinde işaret etmektedir.[13] Hatta İbn Mâkûlâ (ö. 475/1082’den sonra), el-İkmâl’de el-Gazzî nisbesine değinirken bu ismi Hatîb el-Bağdâdî gibi aynı şekilde kaydetmektedir. Ayrıca İbn Mâkûlâ, Ali b. Abbâs’a ilaveten Muhammed b. Amr el-Gazzî, Muhammed b. Ubeyd el-Gazzî, Abdullah b. Vüheyb el-Gazzî ve Gâlib b. Vezîr el-Gazzî’ye birkaç hocası ve öğrencisiyle birlikte kısaca değinmektedir.[14] el-İkmâl’e bir zeyl yazan İbn Nukta (ö. 629/1231) ise “el-Gazzî” nisbesinde aşağıda ele alınacak râvîlerden İshâk b. İbrâhim b. Ebü’l-Vers, Bişr b. Mûsâ, Abdullah b. Muhammed b. Amr ve Ebü’l-Hüseyin Muhammed b. el-Hüseyin b. Ali b. et-Tercümân’a işaret etmektedir. Bunların haricinde ise hicrî ilk beş asırda yaşayan iki isme daha yer vermektedir:
1. Mansûr b. Abdülazîz el-Gazzî’dir ki İbn Şâhîn’in (ö. 385/996) Mu‘cem’inde “Gazze’de” hadis işittiğini belirterek ondan rivayette bulunduğunu ifade etmektedir.
2. Ebû Ma‘n Sâbit b. Nu‘aym el-Gazzî el-Hûcî’dir ki Taberânî’nin (ö. 360/971) kendisinden hadis tahammül ettiğini zikretmektedir.[15] İlk râvî bağlamında İbn Şâhîn’in Mu‘cem’i günümüze ulaşmadığı için bir değerlendirme yapmak mümkün olmadığı gibi temel hadis kaynaklarında herhangi bir rivayetinin tahrîc edilmediği ve hayatı hakkında da bir bilgi bulunmadığı tespit edilmiştir. İkincisi ise aslen Gazzeli değil de Askalân’a bağlı Hevce köyünden olduğu ve Askalân’da yaşayan Âdem b. Ebû İyâs (ö. 220/835) ile Muhammed b. Ebü’s-Serî’den (ö. 238/853) hadis naklettiği ifade edilmektedir.[16] Bu nedenlerle her iki râvî de araştırmaya dâhil edilmemiştir. Ayrıca Sem‘ânî’nin işaret edip de diğerlerinin değinmediği Şâfiî de çalışmada ele alınmamıştır. Gazze’de doğan ve erken bir yaşta buradan ayrılan Şâfiî’nin senedinde bulunduğu rivayetlerin hadis kitaplarımızda çok sınırlı bir şekilde tahrîc edildiği belirlenmiştir.[17] Buna rağmen Ebü’l-Abbâs el-Esamm (ö. 346/957) tarafından Şâfiî’nin el-Ümm’de naklettiği rivayetlerin bir araya getirildiği el-Müsned’i[18] ve Şâfiî mezhebinde çok önemli bir yeri olan Beyhakî’nin (ö. 458/1066) es-Sünenü’l-kebîr’inde ise isnadında Şâfiî’nin bulunduğu binden fazla hadisin varlığına da işaret edilmelidir.[19] Bu hususun ise ayrı bir araştırmada ele alınmasının mümkün olacağı da aşikâr bir durumdur.
Temel hadis kaynaklarında tespit edilen Gazzeli râvîler on altı tanedir. Ancak mezkûr eserler çerçevesinde konuyla ilgili şu iki râvîye de işaret etmek gerekmektedir.İbnü’l-Cârûd’un el-Müntekâ’sında hocası Süleymân b. Şu‘ayb’ın “el-Gazzî” nisbesiyle nakledildiği görülmektedir.[20] Ancak mezkûr râvînin ismi, el-Gazzî nisbesiyle birlikte kaynaklarda geçmemekte ve İbnü’l-Cârûd’un hocalarını inceleyen Mansûrî ise bunun tashîf olduğunu ifade etmektedir.[21] Benzer bir durum, Taberânî’nin el-Mu‘cemu’l-kebîr’inde de yaşanmaktadır. Zira hocalarından el-Hasen b. Uleyl, genellikle el-Anezî nisbesiyle zikredilmesine karşılık İslâm’ın beş esas üzerine kurulduğuna dair hadis nakledilirken el-Gazzî şeklinde geçmektedir.[22] Ayrıca kaynaklarda el-Gazzî nisbesiyle el-Hasen b. Uleyl adında bir râvî tespit edilmemiştir. Dolayısıyla bu râvîler çalışmada ele alınmamıştır. Aşağıda ise el-Gazzî nisbeli olup da temel hadis kaynaklarında rivayeti bulunan râvîlerin her biri ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Râvîlerin çoğunun vefat tarihi net bir şekilde bilinmediği için onlar hakkındaki bilgiler ile hocaları ve öğrencileri dikkate alarak daha ziyade asır özelinde bir tahminde bulunulmuştur. Başlıklardaki râvîlerin sıralamasında da bu durum dikkate alınmıştır.
1. Ebû Abdullah Muhammed b. Amr b. el-Cerrâh el-Gazzî (ö. 240/855 [?])
Gazze ehlinden olan[23] Muhammed b. Amr’ın hayatı hakkında eserlerde çok fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Kendisini “âbid ve zâhid” diye niteleyen Zehebî (ö. 748/1348), Gazzeli râvînin yaklaşık 240/855’e kadar yaşadığını ifade etmektedir.[24] Dolayısıyla günümüzde bulunan temel hadis kaynakları bağlamında tarih açısından tespit edilebilen en erken Gazzeli râvî, hicrî ikinci asır ile üçüncü asrın ilk yarısında yaşamıştır. Muhammed b. Amr’ı İbn Hibbân (ö. 354/965), es-Sikât’ında zikretmekte,[25] onun hakkında Ebû Zür‘a er-Râzî (ö. 264/878) “Şam’da ondan daha faziletli birisini görmedim. On sekiz günde sadece bir kere yemek yedi.”, Ebû Hâtim er-Râzî (ö. 277/890) “Rivayetinde bir sakınca yoktur, fakat ondan hadis yazmadım.”[26], Sem‘ânî ise “Rivayetinde bir sakınca yoktur.”[27] demektedir. Cemmâîlî (ö. 600/1203), son iki münekkidin görüşlerini aktardıktan sonra herhangi birisinin ondan hadis rivayet edip etmediğini bilmediğini belirtmektedir.[28] Cemmâîlî’nin “herhangi birisi” ifadesiyle kastettiği kimseler Kütüb-i Sitte musannifleridir. Nitekim el-Kemâl, Kütüb-i Sitte’deki râvîlerin ele alındığı bir eserdir.[29] Muhammed b. Amr’nın tercemelerinde onun hadis naklettikleri arasında Mâlik b. Enes (ö. 179/795) ve ondan hadis alan kimselerin içerisinde ise Ebû Zür‘a er-Râzî gibi âlimlerin bulunması dikkat çekmektedir. Cerh-ta‘dîl açısından hakkında tespit edilen bilgilere göre Muhammed b. Amr’ı güvenilir kabul etmek mümkündür.
Bir râvî olarak Muhammed b. Amr’ın hadis kaynaklarında rivayetlerine bakıldığında onun az sayıda hadisinin bulunduğu görülmektedir. İbn Hibbânbiri mükerrer üç, Taberânî bir, Dârekutnî (ö. 385/995) bir ve Beyhakî ise iki hadisini serdetmektedir. İbn Hibbân, es-Sahîh’indeki üç rivayeti de Filistinli hocası Ebü’l-Abbâs Muhammed b. el-Hasen b. Kuteybe el-Askalânî’den (ö. 309-310/922-923[?])[30] aktarmaktadır. Mükerrer rivayet, “farz namazlardan önce iki rekât namaz olması” hakkında iken diğeri vitir namazında Hz. Peygamber’in okuduğu sûrelere dairdir.[31] Taberânî’nin de İbn Hibbân gibi hocası İbn Kuteybe’den naklettiği rivayette Resûlullah “Müslüman bir kimseye cizye yoktur.” buyurmaktadır.[32] Dârekutnî ise hocası Muhammed b. el-Hasen b. Ali el-Yaktînî (ö. 367/977)←İbn Kuteybe aracılığıyla Muhammed b. Amr’dan Arafat’ta ve Müzdelife’de vakfe yapılması hâlinde haccın geçerliliğiyle ilgili hadisi aktarmaktadır.[33] Beyhakî de es-Sünenü’l-kebîr’de farklı hocalarından ama Muhammed b. Amr’ın öğrencisi İbn Kuteybe’nin ve Dımaşklı hocası Velîd b. Müslim’in (ö. 195/810) olduğu senedlerle “besmeleden bir sûrenin bitip diğerinin başladığının anlaşıldığı ve Hz. Ömer’in Resûlullah’ın mescidini genişletmek istediğinde Abbâs b. el-Muttalib’le yaşadığı olayın anlatıldığı” iki rivayete yer vermektedir.[34] Bu bilgilere göre Muhammed b. Amr’ın sahip olduğu rivayetler farklı konularda olsa da kendisinden bu hadislerin hepsini Askalânlı İbn Kuteybe’nin alması dikkat çekmektedir. Bu durum, aynı zamanda Bilâdüşşam’daki Filistin’in iki farklı beldesi Gazze ile Askalân’dan olan râvîlerin birbirlerinden hadis rivayetinde bulunduklarını göstermektedir. Nitekim diğer başlıklarda görüleceği üzere Gazzeli bazı râvîler de Askalân’ın meşhur muhaddislerinden hadis tahammül etmişlerdir. Hatta Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân el-Gazzî’nin bir müddet Askalân’da ikamet ettiği de görülmektedir. Çünkü Gazze ile Askalân, coğrafiaçıdan birbirlerine oldukça yakındır. Nitekim Askalân, Gazze’nin kuzeyinde 15-20 km uzaklıkta bulunmaktadır. Ayrıca Askalân’ın hadis rivayeti açısından Gazze’den çok daha fazla ön plana çıktığı söylenebilir. Zira hem temel hadis kaynaklarında hem de diğer türlerde hadis ilmi hakkında telif edilen eserlerde Askalânî nisbeli birçok râvînin ismi geçmektedir. Bunların en öne çıkanları ise çalışmada da isimleri geçen Âdem b. Ebû İyâs, Muhammed b. el-Hasen b. Kuteybe ve Muhammed b. Ebü’s-Serî’dir.[35]
2. Ebü’l-Abbâs Abdullah b. Muhammed b. Amr b. el-Cerrâh el-Gazzî (ö. 251-260/866-874 [?])
Abdullah b. Muhammed b. Amr, adından anlaşılacağı üzere Muhammed b. Amr’ın oğludur. Babasından hadis tahammül eden Abdullah b. Muhammed b. Amr hakkında İbn Ebû Hâtim (ö. 327/938), “Kendisinden hadis yazdım, sikadır.” demekte,[36] Zehebî ve İbn Hacer (ö. 852/1449) ise “sika” kabul etmektedir.[37] Râvînin hayatı, doğum ve vefat tarihi hakkındaki bilgiler olmasa da birçok hocası ve öğrencisi kaynaklarda zikredilmektedir. Esed b. Mûsâ (ö. 212/827), Humeydî (ö. 219/834), Firyâbî (ö. 212/827) gibi meşhur muhaddislerden hadis nakleden Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın kendisinden de Ebû Dâvûd (ö. 275/889), Taberî (ö. 310/923), İbn Huzeyme (ö. 311/924), Ebû Avâne el-İsferâyînî (ö. 316/929), İbn Ebû Hâtim gibi meşhur âlimler rivayette bulunmuştur.[38]
Ebû Dâvûd, hocası Abdullah b. Muhammed b. Amr aracılığıyla Ebû Müshir’den (ö. 218/833) “Ubnâ denilen yerin Filistin’deki Yubnâ olduğunun belirtildiği bir rivayeti” aktarmakla yetinmektedir. Bunu da önceki merfû‘ hadiste geçen “Ubnâ” kelimesinin açıklaması şeklinde aktarmaktadır.[39] İbnü’l-Cârûd (ö. 307/919-20) beş, İbn Hibbân bir, Taberânî farklı iki eserinde iki, İbnü’l-Mukrî (ö. 381/991) iki,Dârekutnî biri mükerrer beş, Kudâî (ö. 454/1062) bir, Beyhakî ise dört hadis rivayet etmekte, birinin sonunda Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan gelen tarike işaret etmektedir.
İbnü’l-Cârûd, “ayakları mesh etme, Hz. Peygamber’in istiskâ duasını yapış şekli, yitik mal, ganimette humustan sonra kalan kısmın dörtte birinin savaşa katılanlara verilmesi” hakkındaki hadisleri hocası Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan aktarmaktadır.[40] İbn Hibbân, hocası Hüseyin b. Muhammed b. Mus‘ab el-Mervezî (ö. 315-316/928-929[?]) aracılığıyla Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan Hz. Peygamber’in namaz kılışına dair rivayeti serdetmektedir.[41] Taberânî, her iki eserinde de Gazzeli hocası Hamale b. Muhammed vasıtasıyla Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan hadis rivayet etmektedir. el-Mu‘cemu’s-sagîr’de “namazda alnı toprağa değdirmek” ve el-Mu‘cemu’l-evsat’ta ise Hz. Peygamber’in “bir kimsenin hanımının üzerine halasını ve teyzesini nikahlamaktan yasakladığı” rivayeti yer almaktadır.[42] Kudâî de Müsnedü’ş-Şihâb’da el-Mu‘cemu’s-sagîr’deki rivayeti Taberânî’nin bulunduğu senedle aktarmakla yetinmektedir.[43]
İbnü’l-Mukrî ise Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan iki hocası Beytülmakdis’in müezzini Zekeriyyâ b. Yahyâ b. Ya‘kûb el-Makdisî (ö. ?) ile Ebü’l-Hüseyin b. Muzaffer el-Bağdâdî (ö. 379/989) yoluyla “İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” hadisini ve hocası Ebû Ahmed Abdullah b. Yezîd el-Askalânî (ö. ?) vasıtasıyla Evzâî (ö. 157/774) ve Süfyân es-Sevrî’nin (ö. 161/778) “İman, söz ve ameldir; artar ve eksilir.” sözüne yer vermektedir.[44]İbnü’l-Mukrî, ilk hadiste birinci hocasından sonra “Ebü’l-Hüseyin b. Muzaffer el-Bağdâdî bana anlattı ve onu Şeyh’inin aslından yazdı.” demektedir. Bu bilgiye göre Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın eser sahibi olduğu ya da yazılı bir nüshası bulunduğu ifade edilebilir. Dârekutnî, es-Sünen’deki rivayetleri Ebû Bekir Abdullah b. Muhammed en-Neysâbûrî (ö. 324/936)← Abdullah b. Muhammed b. Amr←Firyâbî senediyle aktarmaktadır. Bu bağlamda merfû‘ rivayetlerden mükerrer olanda “bir kimsenin, satın aldığı malın sahibinin iflas etmesi ve aynısını onun yanında bulması hâlinde almaya daha çok hak sahibi olması” ifade edilirken diğerlerinde “imam cuma hutbesini okurken camiye giren bir kimsenin kısa iki rekât namaz kılması ve ramazan ayında yapılan umrede Hz. Peygamber’in oruç tutmayıp namazlarını kısaltmasına karşılık Hz. Âişe’nin oruç tutup namazları tam kılması” geçmektedir. Birinde ise “soyda ve dinde denklik” meselesiniSüfyân es-Sevrî’nin sözü şeklinde kaydetmektedir.[45]
Hicrî beşinci asrın önde gelen âlimlerinden Beyhakî de senedinde Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın olduğu rivayetlere yer vermektedir. Ebû Dâvûd’un ve Dârekutnî’nin Ramazan umresiyle ilgili naklettikleri hadisleri kendilerinin de bulunduğu aynı senedle es-Sünenü’l-kebîr’de serdeden musannif, alışverişle alakalı hadisi ise benzer bir metinle ama farklı bir isnadla aktarmasına rağmen devamında Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın Firyâbî’den naklettiğine işaret etmektedir. Beyhakî’nin diğer muhaddislerden farklı naklettiği rivayet ise Şâ‘bî’nin (ö. 104/722) müdebber cariye ve ümmüveled hakkındaki “Çocukları annelerinin konumundadır.” sözüdür.[46]
Gazzeli râvî bağlamında temel hadis kitaplarından olmasa da bir kaynağa daha işaret etmek gerekir ki o da Ebû Avâne el-İsferâyînî’nin Müslim’in (ö. 261/875) es-Sahîh’i üzerine tasnif ettiği el-Müstahrec’idir. Çünkü musannif, eserinde Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan tahdîs ettiği yüz doksan dört rivayete yer vermektedir. Ebû Avâne’nin hocasından aktardığı rivayetler, el-Müstahrec’in başından sonuna kadar her bir konuda dağınık bir şekilde bulunmakta, son rivayetlerden birinde “Gazze’de” tahammül ettiğini belirtmektedir.[47] el-Müstahrec’teki bu rivayetlerde dikkat çeken bir sened silsilesi bulunmaktadır: Abdullah b. Muhammed b. Amr←Firyâbî←Süfyân es-Sevrî. Ebû Avâne’nin hocası Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan naklettiği yüz elli iki hadisin isnadında bu silsile bulunmaktadır.[48] Bununla birlikte bazı rivayetlerde Firyâbî’nin yerine Ebû Nu‘aym Fazl b. Dükeyn (ö. 219/834) yer alırken bir kısmında ise Firyâbî’yle birlikte isnadda ismi geçmektedir. Bazı rivayetlerde Süfyân es-Sevrî’ye ulaşan hadisin diğer tariklerine de işaret edilmekle birlikte Abdullah b. Muhammed b. Amr←Kabîsa b. Ukbe (ö. 215/830)←Süfyân es-Sevrî isnadı da dikkat çekmektedir ki Ebû Avâne bu senedle on bir rivayeti eserinde zikretmektedir. Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın hocası Firyâbî’den rivayet sayısının fazla olmasının sebebi aynı bölgede yaşamaları olabilir. Zira Süfyân es-Sevrî’den çokça rivayeti olduğu ifade edilen Muhammed b. Yûsuf el-Firyâbî, Filistin’deki Kaysâriyye şehrinde ikamet etmektedir. Dolayısıyla el-Müstahrec’te çokça hadisi bulunan Gazzeli Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın hangi şehirlerdeki âlimlerden rivayet tahammül ettiğini belirleyebilmek için onların tercemelerine kısaca işaret etmek önem arz etmektedir. Fakat öncesinde Gazze’ye gelerek Gazzeli hocasından hadis nakleden Ebû Avâne’den bahsetmek daha isabetli olacaktır.
Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan rivayette bulunan İsferâyînli Ebû Avâne, hadis talebi için Horasan, Irak, Şam, Mısır, Hicaz, Yemen gibi birçok bölgedeki önemli şehirlere rihle yaparak pek çok kimseden hadis tahammül etmiş, Dımaşk’a birçok defa geldiği belirtilmiştir. “Sika ve hafız” unvanlarıyla anılan hadis ulemasından Ebû Avâne’ninŞâfiî mezhebini ve bu mezhebin kitaplarını Şâfiî’nin önde gelen öğrencileri Rebî‘ b. Süleymân (ö. 270/884) ve Müzenî (ö. 264/878) aracılığıyla İsferâyîn’e getiren ilk kimse olduğu zikredilmektedir.[49] Nitekim Sübkî (ö. 771/1370) ve İbn Kesîr (ö. 774/1373), ona Şâfiî tabakâtını ele aldıkları eserlerinde yer vermektedir.[50] Gazzeli birçok râvîden hadis alan İbn Adî (ö. 365/976) ile Taberânî’nin hocası Ebû Avâne’nin kaynaklarda geçen biyografisinde bazı yerlerin ismi zikredilmesine rağmen “Gazze” şehrine uğradığına dair bir bilgi bulunmasa da el-Müstahrec’inde kendi ifadesiyle buraya rihle yaptığı görülmektedir.
Ebû Avâne’nin el-Müstahrec’i bağlamında Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın en çok hadis rivayet ettiği hocası “Sâhibu Süfyân es-Sevrî” olan Muhammed b. Yûsuf el-Firyâbî’dir. Sika sayılan Firyâbî, hocası Süfyân es-Sevrî’den Kûfe’de birçok hadis almış ve uzun bir süre onunla beraber bulunmuştur. Nitekim Firyâbî’nin hocasından nakletmekte teferrüd ettiği çok fazla hadisin olduğu ifade edilmiştir. Türk asıllı muhaddis, rihlelerinden sonra Filistin’in Kaysâriyye beldesine gelip yerleşmiş ve burada vefat etmiştir.[51] Dolayısıyla Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın, hocasından rivayetlerini Filistin’de tahammül etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Fakat Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın diğer hocaları, Firyâbî’nin Kûfe’de bulunması ve Filistin’e ne zaman gittiğinin bilinmemesi nedeniyle hadisleri aldığı yerin Kûfe olması da ihtimal dâhilindedir.
Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın diğer hocası Kabîsa b. Ukbe el-Kûfî, kendisinden İbn Ebû Şeybe (ö. 235/849), Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Buhârî (ö. 256/870) ve Müslim gibi önde gelen muhaddislerin rivayet ettiği sika râvîlerdendir.[52] Bununla birlikte küçük yaşta Süfyân es-Sevrî’den rivayette bulunduğu için ondan aldığı hadislerde hata yaptığı ve sağlam olmadığı ifade edilmektedir.[53] Fakat İbn Hacer, Kabîsa’nın Süfyân es-Sevrî’den naklettiği kırk dört hadisi Buhârî’nin el-Câmiu’s-sahîh’inde yer verdiğini belirtmektedir.[54] Ayrıca Kabîsa, hocası Süfyân es-Sevrî ile on altı yaşında iken beraber bulunduğunu bizzat kendisi ifade etmektedir.[55] Kabîsa’nın doğum tarihinin 136/753 yılı civarında olması,[56] Süfyân es-Sevrî’nin 161/778 senesinde vefat etmesi ve her ikisinin de Kûfe şehrinde bulunması da bu noktada dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla hadisleri lafzen nakletmeye özen gösterdiği ifade edilen Kabîsa’nın hocasından aldığı rivayetleri hakkındaki bu tenkidi başka bir şekilde anlamak gerekmektedir.
Süfyân es-Sevrî’nin bir başka öğrencisi Ebû Nu‘aym Fazl b. Dükeyn el-Kûfî, Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın hadis naklettiği hocalarındandır. Fazl b. Dükeyn, Kabîsa gibi İbn Ebû Şeybe, Ahmed b. Hanbel, Buhârî, İbn Râhûye (ö. 238/853) gibi önde gelen musanniflerin hocasıdır. Süfyân es-Sevrî’nin en güvenilir beş râvîsinden biri kabul edilen “emîrü’l-mü’minîn fi’l-hadis” unvanlı Ebû Nu‘aym’ın hocasından üç bin beş yüzden fazla hadis aldığı ve sika olduğu ifade edilmektedir.[57]
Ebû Avâne’nin el-Müstahrec’i bağlamında Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın rivayetlerinin çoğunluğunu zikredilen üç hocasından almış olmakla birlikte diğerlerini ise Esed b. Mûsâ, Ubeydullah b. Mûsâ el-Absî (ö. 213/829), Ahmed b. Yûnus el-Kûfî (ö. 227/842), Ka‘nebî (ö. 221/836), Saîd b. Ufeyr el-Mısrî (ö. 226/841), Saîd b. Ebû Meryem el-Mısrî (ö. 224/839), Humeydî, Affân b. Müslim el-Basrî (ö. 220/835), Ebû Müshir Abdula‘lâ b. Müshir ed-Dımaşkî ve Ebû Gassân Mâlik b. İsmâil en-Nehdî (ö. 219/834) isimli hocalarından aktarmaktadır. Bu âlimlerin yaşadıkları yerleraçısından incelendiğinde Irak, Şam ve Mısır bölgesinden olmaları dikkat çekmektedir.
Bu konuda işaret edilmesi gereken son bir husus daha vardır: Ebû Avâne, el-Müstahrec’inin alışveriş kısmındaki bir rivayeti hocası Muhammed b. Ebû Hâlid es-Savmaî (ö. ?) aracılığıyla ismini zikretmeden el-Gazzî nisbeli bir râvîden nakletmekte; muhakkik Abbâs b. Safahân ise onun Abdullah b. Muhammed b. Amr olduğunu belirtmektedir.[58] Ebû Avâne’nin böyle bir senedle hadis nakletmesi mümkünse de bunun bir hata olması da muhtemeldir. Nitekim biri hariç hepsini musannifin direkt kendisinden nakletmesi buna delalet eden hususlardan biridir. Ayrıca Muhammed b. Ebû Hâlid’in tercemelerinde bu yönde bir bilgi de bulunmamaktadır.[59] el-Gazzî nisbesiyle zikredilen râvînin, Abdullah b. Muhammed’in babası Muhammed b. Amr olması da ihtimal dahilindedir.
3. Gâlib b. el-Vezîr el-Gazzî (ö. III/IX. Asır [?])
Gazze halkından sayılan Gâlib b. el-Vezîr, rivayeti az olan bir râvîdir. Zira temel hadis kaynaklarında ondan nakledilen sadece bir hadis vardır. Bu hadis de İbn Hibbân’ın es-Sahîh’te “İsrâîloğullarından manastırda yaşayan âbid bir kimsenin bir kadınla zina etmesinin anlatıldığı” rivayettir. Musannif, hocası İbn Kuteybe aracılığıyla Gâlib b. el-Vezîr’den aktardığı hadisin sonunda “Bu hadisi Gâlib b. el-Vezîr, Beytülmakdis’te Vekî‘ b. el-Cerrâh’tan (ö. 197/812) nakletti, ancak Irak’ta rivayet etmedi. Hadis, Filistin halkının Vekî‘den nakletmekte teferrüd ettiklerinden biridir.”[60] demektedir. Hayatı hakkında herhangi bir bilgi olmayan ama muhtemelen hicrî üçüncü asrın ortalarında vefat ettiği düşünülen râvînin cerh-ta‘dîli açısından ise farklı görüşler vardır. İbn Hibbân, es-Sikât’ta zikredip hakkında “rivayetleri sağlam” derken[61] Gazze’de hadis tahdîs ettiğini belirten Ukaylî (ö. 322/934) ve Zehebî ile İbn Hacer ise zayıf râvîlerden saymakta, İbn Vehb’den (ö. 197/813) rivayette bulunduğunu, ancak hadisinin münker/batıl ve aslının olmadığını ifade etmektedir.[62] Bu durumda İbn Hibbân’ın cerh-ta‘dîlde mütesahil olması[63] ve diğer birçok âlimin onu tenkid etmesi nedeniyle biyografisine dair bilgi bulunmayan Gâlib b. el-Vezîr’i zayıf kabul etmek gerekmektedir.
4. Muhammed b. Huneys el-Gazzî (ö. III/IX. Asır [?])
el-Gazzî nisbesiyle temel hadis kaynaklarında adı geçen bir başka râvî Muhammed b. Huneys’tir. Ancak hakkında neredeyse yok denecek kadar az bilgi bulunmaktadır. es-Sikât’ta kendisini zikreden İbn Hibbân, onun Süfyân b. Uyeyne’den (ö. 198/814) hadis rivayet ettiğini, kendisinden de Hasen b. Süfyân (ö. 303/916) ile İbn Kuteybe’nin nakilde bulunduğunu belirtmektedir.[64] İbn Mâkûlâ ise Yahyâ b. Süleym et-Tâifî’yi (ö. 195/811) hocası ve Ya‘kûb b. Süfyân el-Fesevî’yi (ö. 277/890) öğrencisi olarak zikretmekle yetinmektedir.[65] Muhtemelen her iki âlim de bu bilgilerde Muhammed b. Huneys’in temel hadis kaynaklarında nakledilen iki ayrı rivayetine dayanmaktadır. Zira İbn Hibbân’ın es-Sahîh’inde ve Beyhakî’nin Şuabu’l-îmân’ında nakledilen hadislerde Muhammed b. Huneys’in hocaları ve öğrencilerinin isimleri aynı şekilde yer almaktadır.[66] İbn Hibbân, hocası İbn Kuteybe aracılığıyla Muhammed b. Huneys’ten naklettiği rivayette “Hz. Peygamber’in yağmur yağdığını gördüğünde ettiği dua” tahrîc edilmektedir. “En hayırlı amelin Allah’ın çokça zikredilmesi” manasındaki hadisi eserinde zikreden Beyhakî’nin isnadında Muhammed b. Huneys’in, rivayetinrâvîsi olarak yer aldığı görülmektedir.
5. Muhammed b. Ubeyd el-Gazzî (ö. III/IX. Asır [?])
Muhammed b. Ubeyd hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yok gibidir. Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn’de Gazzeli hocası Abdullah b. Vüheyb’ten naklen Muhammed b. Ubeyd’den bir hadis rivayet etmektedir. Bu hadiste ise “hür erkek ile cariye, köle erkek ile hür kadın, Müslüman erkek ile Hıristiyan kadın, Müslüman erkek ile Yahudi kadın arasında lanetleşme olmayacağı” buyrulmaktadır.[67] el-Gazzî nisbeli Muhammed b. Ubeyd’in hem hayatı hem de cerh-ta‘dîl açısından mechûl bir râvî olduğu görülmektedir. Bununla birlikte İbn Adî’nin el-Kâmil’indeki bazı rivayetlerin isnadlarında da ismi yer almaktadır.[68] Hem bu hem de diğer başlıklarda zikredilen râvîlerin birçoğunda Gazzeli hocaları olan ve onlardan rivayet alan iki isim ön plana çıkmaktadır: Biri Mu‘cemtürü eserleriyle tanınan Taberânî; diğeri ise zayıf râvîlere dair telif ettiği eseri el-Kâmil’le maruf İbn Adî’dir. Birçok kitabında Gazzeli hocalarından hadis rivayet eden Filistinli muhaddis Taberânî, otuz üç yıl süren rihlesine on üç yaşında babasıyla birlikte başlamış ve Filistin’deki Taberiye, Kudüs ve ardından Kaysâriyye’ye, sonrasında ise diğer ilim merkezlerine gittiği ifade edilmiştir.[69] Buna göre Taberânî’nin, Bilâdüşşam’a bağlı Filistin’deki bazı beldelere rihle yapsa da onun hadis kitaplarındaki bilgilerden hareketle Gazze’ye gittiğini söylemek mümkündür.
Gazzeli pek çok hocası olan İbn Adî’nin ise hayatında iki defa rihle yaptığı ve bu yolculuklarında Haremeyn, Mısır, Şam, Irak ve Horasan bölgelerineuğradığı nakledilmektedir.[70] İbn Nukta, İbn Adî’nin Gazze’de Hasen b. el-Ferec’den hadis aldığını ifade etse de[71] onun bu bilgiyi münekkidin hocalarını dikkate alarak zikretmiş olması muhtemeldir. Fakat kesin olan bir husus vardır ki o da İbn Adî’nin Şam bölgesine seyahat yapmış olmasıdır. Bilâdüşşâm ile kastedilen ise Filistin dâhil Suriye, Lübnan ve Ürdün’ü içine alan bölgedir.[72] Dolayısıyla hem bu bilgiler hem de el-Kâmil’de kendisinden hadis aldığı Gazzeli hocaları dikkate alındığında İbn Adî’nin rihlesinde uğradığı noktalardan birinin de Gazze olduğunu söylemek mümkündür. Hatta İbn Adî, el-Kâmil’de temel hadis kaynaklarında rivayeti olmayan Ahmed b. Muhammed b. İbrâhim b. İsmâil el-Gazzî’den (öl. ?)[73] ve İbnü’n-Nûbî olarak bilinen Muhammed b. Abdullah b. Saîd el-Gazzî’den (öl. ?)[74] rivayette bulunmaktadır. Ancak müellifin her iki hocası hakkında detaylı bir bilgiye ulaşılamamıştır.
6. Ebü’l-Abbâs Abdullah b. Muhammed b. Vüheyb el-Gazzî (ö. 301/913)
Abdullah b. Vüheyb’in kaynaklardaki tercemelerinde hocaları ve öğrencileri ile vefatı dışında başka bir bilgi yer almamaktadır. Abdullah b. Vüheyb’in öğrencileri arasında Taberânî ile Gazze’de hadis tahdîs ettiğini söyleyen İbn Adî[75] bulunmaktadır. Hakkında cerh ve ta‘dîl açısından bir değerlendirmenin bulunmadığı Abdullah b. Vüheyb’den elimizdeki eserlere göre en çok hadis rivayet eden Taberânî’dir. Nitekim musannif, hocasının Kitâbu’d-Duâ’da iki, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn’de on, el-Mu‘cemu’s-sagîr’de bir, el-Mu‘cemu’l-evsat’ta dokuz ve el-Mu‘cemu’l-kebîr’de ise otuz rivayetine yer vermektedir. Fakat bu rivayetlerin bazılarında râvînin ismi Abdullah b. Vehb şeklinde geçmektedir. Ancak bunun bir hata olması muhtemeldir. Öncelikle bu isimle Taberânî’nin hocası olarak bir râvî ismi kaynaklarda geçmemektedir. Akabinde Taberânî’nin naklettiği rivayetlerden birini Gazzeli Muhammed b. Ubeyd’den nakleden Abdullah b. Vüheyb, kalanının tamamını Filistin’in muhaddisi Muhammed b. Ebü’s-Serî’den aktarmaktadır ki onun biyografisinde de ismi “Abdullah b. Vüheyb” şeklinde zikredilmektedir.[76] Ayrıca Dârekutnî de Abdullah b. Vüheyb’in üç rivayetine bu isimle yer vermektedir.[77] Bunun haricinde bazı biyografik kitaplarda bu ismin her iki şekilde de kaydedildiğine işaret edilmelidir.
Taberânî’nin ed-Duâ’da hocasından naklettiği rivayetler “ezan duası ve gemiye binince okunacak âyetler” hakkındadır.[78] Musannif, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn’de ise “Müslüman bir kimsenin vasiyeti olmadan üç gece geçirmesinin doğru olmaması, hacamat yapan ile yaptıranın orucunun bozulması (mükerrer rivayet), Hz. Peygamber’in kedinin etini ve kedinin satış bedelinden elde edilen ücreti yemeyi yasaklaması, mantar ile acve hurmasının cennetten olup mantarın göze ve acvenin zehre şifa olması, Hz. Âdem ile Hz. Mûsâ’nın tartışması, zekât toplayıcısı ile zabıta ve yönetici olmanın kerih görülmesi, akşam namazını kaçıranın ailesini ve malını kaybetmiş gibi olması, dört tür eş (hür erkek ile cariye, köle erkek ile hür kadın, Müslüman erkek ile Hıristiyan kadın, Müslüman erkek ile Yahudi kadın) arasında lanetleşmenin bulunmaması, ilim ve ibadetle büyüyen kimseye Allah’ın vereceği sevap” manasındaki hadisleri Gazzeli hocasından aktarmaktadır.[79] el-Mu‘cemu’l-evsat’ta “bayramın tekbirlerle süslenmesi, aşere-i mübeşşere, balda öşür olması, Hz. Peygamber’in kedinin etini ve kedinin satış bedelinden elde edilen ücreti yemeyi yasaklaması, Resûlullah’ın ‘Nasıl sabahladın?’ diye sorduğu kimseye ‘Allah’a hamd olsun.’ şeklindeki cevabı üzerine ‘Senden istediğim budur.’ karşılığını vermesi, Hz. Peygamber’in vefat eden Necâşî’ye gıyabî cenaze namazı kıldırması, Benî Seleme’nin Mescidi’nin yakınına taşınmak istemeleri üzerine Resûlullah’ın yerlerinde kalmalarını talep etmesi, guslün bir sa‘ ve abdestin bir müdd su ile alınması, guslün gerekli olduğu cinsel ilişkiyi açıklaması” anlamındaki rivayetleri aktarmaktadır.[80] Hatta musannif, ilgili hadisleri hocalarına göre tasnif ettiği bu eserinde peş peşe zikretmektedir. el-Mu‘cemu’s-sagîr’de yer verdiği tek hadis ise “Bayramlarınızı tekbirlerle süsleyin.” rivayetidir.[81]
Taberânî’nin, el-Mu‘cemu’l-kebîr’de ise “Resûlullah’ın ‘Nasıl sabahladın?’ diye sorduğu kimseye ‘Allah’a hamd olsun.’ şeklindeki cevabı üzerine ‘Senden istediğim budur.’ karşılığını vermesi, hayanın dinden değil de dinin tamamı olması, havz-ı kevser ve cennette meyve olması, Resûlullah’ın sakallarında beyaz kılların bulunması, Allah rızası için bin âyet okuyanın peygamberler, şehitler, sıddîklar ve sâlihlerle birlikte yazılması, Allah rızası için zikir yapan bir kimseye nafakasının yedi yüz katı sevap verilmesi, bir kimsenin otururken ve kalkarken selam vermesinin gerekli olması, faziletlerin en üstününün gelmeyene gitmek, vermeyene vermek ve kötü söz söyleyeni affetmek sayılması, Allah yolunda cihad edenin eşyasına bir başkasının sahip çıkmasının önemi, Resûlullah’ın ashâbına savaşı emrettiğinde bir adamın geri kalması üzerine gazveye katılanların katılmayan kimseye göre sevap bakımından çok önde olması, imanın en faziletlisinin Allah için sevmek ve buğzetmek, dili Allah’ın zikri ile meşgul etmek, kendin için istediğini ya da istemediğini başkası için de istemek ya da istememek, hayrınsöylemek veya susmak olması, Allah’ın Hz. İbrâhim’i Halil olarak isimlendirmesinin sebebi, üzerlerine yük yüklenmiş develerin oturak gibi kullanılarak yolda ya da çarşıda sohbet edilmemesi, Allah’ın kıyamet günü konuşmayıp günahlarını affetmeyeceği kimseler, ilim kaldırılmadıkça ve zina çocukları çoğalmadıkça ve aralarında selamlaşmanın lanetleşme şeklinde olan kimseler ortaya çıkmadıkça ümmetin din üzerine kalmalarının devam etmesi, cihadın diğer ibadetlere göre önemi, sabah namazından sonra iki rekât kuşluk namazı kılıncaya kadar bulunduğu yerden ayrılmayan kimsenin günahlarının affedilmesi, Kehf Sûresini okumanın fazileti, Müslümanın diğer Müslümanların elinden ve dilinden eminde olduğu kimse sayılması, Sübhanallah demenin ve Kur’ân’ı okuyan kimsenin onunla hüküm verip amel etmesinin mükafatı, Resûlullah ile Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in besmeleyi içinden okuması, abdest alırken ayaklarını kuru bırakan kimseye Resûlullah’ın ‘Cehennem’de yanan topukların vay hâline!’ sözü, ilim ve ibadetle büyüyen kimseye Allah’ın vereceği sevap, Hâricîlerle ilgili olumsuz niteleme, Bakara Sûresinin ‘Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak hayra sarf edenler…’ mealindeki 274. âyetinin Hz. Ali hakkında inmesi, peşin para ile veresiye meyve satın alınması hâlinde ölçü, tartı ve vadenin belli olması, Abdullah b. Revâha’nın namazı vaktinde kılması, haksız yere öldürülen kuş ve hayvanın kıyamet günü hakkını istemesi, zikir meclislerinin ganimetinin cennet olması” manasındaki hadisleri Abdullah b. Vüheyb’den naklettiği görülmektedir.[82] Taberânî’nin Gazzeli hocasından çeşitli eserlerde naklettiği hadislerden mükerrer olanlar bulunduğu gibi el-Mu‘cemu’l-kebîr’de bir husus daha dikkat çekmektedir. Musannif, eserinin yirminci cildinde naklettiği on altı hadisi aynı senedle nakletmektedir: Abdullah b. Vüheyb←Muhammed b. Ebü’s-Serî←Rişdîn b. Sa‘d (ö. 188/804)←Zebbân b. Fâyid/Fâîd (ö. 155/772)←Sehl b. Muâz (ö. 111-120/730-738)←Muâz b. Enes (ö. ?). Bu isnadla gelen rivayetler araştırıldığında aynı metinle fakat şu senedle Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde geçtiği görülmektedir: Hasen b. Mûsâ el-Eşyeb (ö. 209/824)/Yahyâ b. Gaylân el-Huzâî (ö. 220/835)←İbn Lehîa (ö. 174/790)/Rişdîn←Zebbân←Sehl b. Muâz← Muâz b. Enes. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned’indeki Muâz b. Enes’ten gelen hadislerin büyük bir kısmını zikredilen isnadla aktarmaktadır.[83] Her iki eserdeki ortak râvî Zebbân b. Fâid’dir. Bu râvînin kaynaklarındaki tercemesine bakıldığında İbn Hibbân’ın şu ifadesi dikkat çekmektedir: “Zebbân, Sehl b. Muâz’dan bir nüshayı nakletmekte teferrüd etmiştir. Sanki o da uydurulmuş gibidir, ihticac edilmez.”[84] Kendisinin senedinde olduğu hadisleri nakleden Ahmed b. Hanbel’in “Zebbân’ın hadisleri münkerdir.” şeklindeki görüşünü aktaran Mizzî (ö. 742/1341) ve İbn Hacer de Zebbân’ın Sehl b. Muâz←Babası senediyle bir nüsha naklettiğine işaret etmektedir.[85]
Temel hadis kaynakları içerisinde Taberânî dışında Abdullah b. Vüheyb’in hadislerine yer veren diğer muhaddis ise Dârekutnî’dir. O, es-Sünen’de Abdullah b. Vüheyb’den naklettiği üç hadisten “kulakların baştan sayılması ve ayaktan çıkarmadığı sürece mestlere mesh etmenin bir vaktinin bulunmaması”[86] manasındaki iki tanesini kaynaklarda biyografisi geçmeyen hocası Ebû Bekir Muhammed b. Ömer b. Eyyûb el-Muaddel’den (ö. ?) Remle’de tahdis etmekte ve “Hz. Peygamber’in hul‘[87] yoluyla ayrılmayı bir bain talak sayması” ile ilgili diğer rivayeti ise Ebü’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Ahmed el-Mısrî’den (ö. 338/950) aktarmaktadır.[88]
7. Ebû Ali Hasen b. el-Ferec el-Gazzî (ö. 301/913 [?])
Mâlik b. Enes’in el-Muvatta’ının râvîlerinden Yahyâ b. Abdullah b. Bükeyr el-Kureşî’den (ö. 231/845) hadis rivayet eden Hasen b. el-Ferec, “muhaddis ve sadûk” olarak nitelenmekte, onun 301/914 yılına kadar yaşadığı ifade edilmektedir.[89] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr’de Hasen b. el-Ferec’in bulunduğu senedle “Cuma günü ve bu gündeki müstecâb vakit”e dair ve Şuabu’l-îmân’da ise “Resûlullah’ın minber üzerinde hükümranlığın Allah’a ait olduğuna yönelik konuşması” ile ilgili olmak üzere birer tane hadis nakletmektedir.[90] Beyhakî, bu iki eserindeki rivayette Hasen b. el-Ferec’in nerede rivayet ettiğine dair bir şey demese de el-Kırâ’e halfe’l-imâm’daki hadiste ise “Gazze’de” olduğunu haber vermektedir.[91] Aslında es-Sünenü’l-kebîr’deki rivayette Hasen b. el-Ferec’in öğrencisi aşağıdaki başlıklarda ele alınacak Muhammed b. Abbâs’tır. Ayrıca birçok kaynakta Hasen b. el-Ferec’den Gazze’de hadis tahdîs edildiği ifade edilmekle birlikte İbn Adî de el-Kâmil’de bu hocasından birçok rivayet serdetmektedir.[92] Nitekim Beyhakî de Şuabu’l-îmân’daki rivayeti İbn Adî aracılığıyla hocası Ebû Saîd el-Mâlînî’den aktarmaktadır ki bu hadis el-Kâmil’de de yer almaktadır.[93]
8. İshâk b. İbrâhim b. Ebü’l-Vers el-Gazzî/Ebû İmrân İshâk b. İbrâhim b. İsmâil el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?])
Hadis kaynaklarında el-Gazzî nisbeli İshâk b. İbrâhim adıyla başlayan bir râvînin ismi rivayetlerin senedlerinde geçmektedir. Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr ve el-Mu‘cemu’l-evsat’ta hocası İshâk b. İbrâhim b. Ebü’l-Vers el-Gazzî’den hadis nakletmekte;[94] Dârekutnî de “Kulaklar baştandır.” hadisini senediyle aktardıktan sonra Gazze kadısı İshâk b. İbrâhim’in de rivayet ettiğini belirtmektedir.[95] Beyhakî ise es-Sünenü’l-kebîr’de senedinde râvînin isminin “Ebû İmrân İshâk b. İbrâhim b. İsmâil el-Gazzî” ve Şuabu’l-îmân’da “İshâk b. İbrâhim el-Gazzî” şeklinde geçtiği birer rivayet nakletmektedir.[96] Bu âlimlerin eserlerinde tahric ettikleri hadislerin hepsinde de İshâk b. İbrâhim’in hocasının Filistin’in muhaddisi Muhammed b. Ebü’s-Serî olması dikkat çekmektedir. Ancak el-Kemâl ve Tehzîbu’l-Kemâl’de İbn Ebü’s-Serî’nin öğrencileri arasında her iki isim ayrı ayrı zikredilmektedir.[97] Bu konuda iki ismin aynı mı yoksa farklı mı olduğu noktasında net bir şey söylemek mümkün gözükmemektedir. Zira İbn Mâkûlâ, İshâk b. İsmâil b. Ebü’l-Vers’i hocası Muhammed b. Ebü’s-Serî ve öğrencisi Taberânî ile birlikte yer vermekle yetinmektedir.[98] Sâgânî (ö. 650/1252), onu hadis ashabından sayarken[99] Zehebî ise İbn Adî’nin İshâk b. İbrâhim’den rivayette bulunduğunu belirterek “sadûk” lafzıyla ta‘dîl etmektedir.[100] İbn Hacer ise Gazze’nin kadısı olduğunu ifade ettiği İshâk b. İbrâhim’e hocası Ahmed b. Sâlih el-Mısrî ve öğrencisi Fazl b. Ubeydullah el-Hâşimî’yle beraber atıf yapmakta, Dârekutnî’nin de zayıf saydığını ifade etmektedir.[101] Taberânî’nin hocalarını inceleyen Mansûrî de İbn Mâkûlâ gibi yer vermektedir.[102]
Taberânî’nin el-Mu‘cemu’l-evsat’ta ve el-Mu‘cemu’s-sagîr’de hocasından Gazze’de tahdîs ettiğini belirterek zikrettiği hadis şudur: “Beni rüyasında gören gerçekten görmüş gibidir. Şeytan, benim suretime ya da Kâbe şekline giremez.”[103] Beyhakî ise es-Sünenü’l-kebîr’de hocaları Ebû Bekir Ahmed b. el-Hasen el-Kâdî (ö. 421/1030) ile Ebû Mansûr Ahmed b. Ali ed-Dâmegânî (ö. ?) aracılığıyla İbn Adî←İshâk b. İbrâhim’den 300/913’te Gazze’de “hayanın dindeki yeri” ve Şuabu’l-îmân’da hocası Ebû Sa‘d Ahmed b. Muhammed el-Mâlînî’den (ö. 412/1022) yine İbn Adî←İshâk b. İbrâhim senediyle misvaka dair hadislere yer vermektedir.[104] Hem Taberânî’nin hem de Beyhakî’nin naklettiği hadislerde İshâk b. İbrâhim’in öğrencileri Taberânî ve İbn Adî iken hocasının Muhammed b. Ebü’s-Serî olması önem arz etmektedir.
9. Ebû Muhammed Bişr b. Mûsâ el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?]
Kitaplarda Bîşr b. Mûsâ’nın hayatı, doğum ve vefat tarihi gibi tercemesine dair bilgiler olmasa da birkaç tane hocası ve öğrencisinin ismi zikredilmekte, Dârekutnî’nin de hakkında “Rivayetinde sakınca yoktur.” dediği aktarılmaktadır.[105] Bîşr b. Mûsâ’nın öğrencisi Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr ile el-Mu‘cemu’l-evsat’ta hocasından Gazze’de hadis rivayet ettiğini belirterek birer tane hadis nakletmektedir. Taberânî’nin iki farklı eserinde naklettiği hadis aynıdır: “Allah, sözlerimi işitip belleyerek ezberleyen kimsenin yüzünü ağartsın. Nice ilim taşıyan kimse vardır ki onu kendisinden daha bilgili kimseye nakleder. Üç şey vardır ki kalpte kin (ihanet) bırakmaz: Ameli Allah için ihlasla yapmak, yöneticilere samimi nasihatte bulunmak ve cemaate bağlı kalmak.”[106] Taberânî ise bu rivayeti Askalânlı hocası Eyyûb b. Ali b. el-Heysam’dan (ö. ?) aktarmaktadır. Temel hadis kaynaklarından mevcut olanlara göre Bişr b. Mûsâ’nın rivayeti bu şekilde sınırlı olsa da hadis münekkidi İbn Adî’nin el-Kâmil’de on altı rivayeti hocası Bişr b. Mûsâ’dan aktarması dikkat çekmektedir.[107] Bu durumu ya râvînin rivayetlerine ulaşılamadığı ya da rivayetleri zayıf sayıldığı için temel hadis eserlerinde kendisine yer bulamadığı ihtimaline hamletmek mümkündür.
10. Hamale b. Muhammed el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?])
Yukarıda adı geçen Gazzeli râvîler gibi Hamale b. Muhammed’in biyografisine dair de kaynaklarda neredeyse hiçbir bilgi bulunmamaktadır. İbn Nukta, Tekmiletü’l-İkmâl’de bu râvînin Gazze’de Abdullah b. b. Muhammed b. Amr’dan hadis rivayet ettiğini ve kendisinden de Taberânî’nin rivayet aldığını belirtip el-Mu‘cemu’s-sagîr’de geçen hadisi zikretmektedir.[108] Heysemî, Taberânî’nin bu rivayetine işaret ettikten sonra Hamale’yi tanımadığını belirtmektedir.[109] Heysemî’nin bu şekilde nitelendirdiği râvîleri ele aldığı çalışmasında Mutayrî ise onu Gazze ehlinden saymakta ve isminin Hamale b. Mihmer olabileceğine de işaret etmektedir.[110] Nitekim Taberânî’nin hocalarını inceleyen Mansûrî de aynı hususa değinmektedir.[111]
Taberânî, Gazzeli hocası Hamale b. Muhammed’den el-Mu‘cemu’s-sagîr’de “namazda alnı toprağa değdirmek” ve el-Mu‘cemu’l-evsat’ta ise Hz. Peygamber’in “bir kimsenin hanımının üzerine halasını ve teyzesini nikahlamaktan yasakladığı” rivayetine yer vermektedir. Hamale b. Muhammed ise her iki rivayeti Gazzeli râvî Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan tahammül etmektedir.[112] Kudâî de Taberânî’nin olduğu senedle el-Mu‘cemu’s-sagîr’deki rivayeti Müsnedü’ş-Şihâb’da aynı şekilde aktarmaktadır.[113]
11. Ebü’t-Temmâm Seyf b. Amr el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?])
Tabakât, terâcim, tarih türü kitaplarda Seyf b. Amr’ın hayatına dair yok denecek kadar az bilgi yer almaktadır. Sem‘ânî, Seyf b. Amr’ın Muhammed b. Ebü’s-Serî’den hadis naklettiğini ve ondan da Taberânî’nin rivayet ettiğini zikretmekle yetinmektedir.[114] Mansûrî de bu bilgiyi aktardıktan sonra hakkında herhangi bir cerh ve ta‘dîl ifadesinin olmadığınısöylemekte; Ebû İshâk el-Huveynî de Taberânî’nin hocasının bir tercemesini bulamadığını belirtmekte ve Gazzeli râvîyi “mechûl” lafzıyla tavsif etmektedir.[115] Hâkim’in (ö. 405/1014) el-Müstedrek’teki hocalarının incelendiği çalışmada ise bu kimsenin Ebü’t-Temmâm el-Gazzî olabileceğine işaret edilmektedir.[116] Ancak bu konudaki bilgiler sınırlı olduğu için net bir şey söylemek mümkün gözükmemektedir.
Taberânî, hadis eserlerinde Gazzeli hocası Seyf b. Amr’dan el-Mu‘cemu’s-sagîr’de “Allah’ın kitabında bulunmayan her şartın geçersiz olması” ile ilgili bir, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn’de “akşam namazını kaçıranın ailesini ve malını kaybetmiş gibi sayılacağına” dair mükerrer bir rivayet ve el-Mu‘cemu’l-evsat’ta ise “ümmetin başının ya da sonunun hayırlı olup olmaması, abdest azalarının üçer kere yıkanması ve ezan duası” hakkındaki üç hadis nakletmektedir.[117] Hâkim en-Neysâbûrî ise el-Müstedrek’te Seyf b. Amr’ın olduğu senedle “Hz. Peygamber ile Hulefâ-i Râşidin’in namaza besmeleyi açıktan okuyarak başlaması” anlamındaki bir hadisi rivayet etmektedir.[118] Gazzeli râvî, kendisinden nakledilen bu hadislerin hepsini hocası Muhammed b. Ebü’s-Serî’den almaktadır. Hâkim en-Neysâbûrî’nin hocası Ebû Bekir Mekkî b. Muhammed el-Berdaî’den (ö. 354/945)[119] naklettiği hadisin senedindeki Seyf b. Amr’ın öğrencisi ise Gazzeli bir başka râvî Abbâs b. İmrân’dır.[120]
12. Ebü’l-Fazl el-Abbâs b. İmrân el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?]
Gazzeli hocası Seyf b. Amr’dan hadis nakleden Abbâs b. İmrân’ın tercemesinin geçtiği herhangi bir kitap tespit edilememiştir. Naklettiği hadislerden hareketle birkaç hocası ve öğrencisini tespit etmek mümkünse de biyografisine dair bir bilgi olmadığı için mechûl kabul edilebilecek râvînin senedinde bulunduğu bazı rivayetlerin temel hadis kaynaklarında yer aldığı görülmüştür. Hâkim en-Neysâbûrî ve Kudâî’nin eserlerinde Abbâs b. İmrân’ın birer hadisi bulunmaktadır. el-Müstedrek’teki rivayet, daha önce işaret edildiği üzere Seyf b. Amr’ın Abbâs b. İmrân’dan naklettiği “Hz. Peygamber ile Hulefâ-i Râşidin’in namaza besmeleyi açıktan okuyarak başlaması” anlamındaki hadistir.[121] Müsnedü’ş-Şihâb’daki rivayet ise şudur: “Geceleyin çok namaz kılanın gündüzleyin yüzü güzel olur.”[122]
13. Ahmed b. Muhammed b. Hârûn (İbrâhim) b. İsmâil el-Gazzî (ö. III-IV/IX-X. Asır [?])
Hadis rivayeti açısından Gazze’nin en önde gelen âlimi Abdullah b. Muhammed b. Amr’ın öğrencisi olan Ahmed b. Muhammed’in biyografisinin geçtiği bir kaynak tespit edilememiştir. Ancak Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr’de Useym b. Küleyb’in dedesi Müslüman olduğunda Hz. Peygamber’in “Üzerinde küfürden kalma tüyleri al ve sünnet ol.” buyruğunun nakledildiği hadisi hocası Ebû Saîd el-Mâlînî←İbn Adî aracılığıyla Gazzeli râvîden aktarmaktadır.[123] Ancak İbn Adî, el-Kâmil’de hocasının ismini Ahmed b. Muhammed b. İbrâhim b. İsmâil el-Gazzî şeklinde zikretmektedir.[124] Dolayısıyla bir kimse hocasının ismini diğerlerine göre doğru verme durumu daha kuvvetli olduğu için bu hâlini sahih kabul etmek mümkündür.
14. Kâsım b. es-Serî el-Gazzî (ö. IV/X. Asır [?])
Günümüze ulaşan kaynaklarda Kâsım b. es-Serî hakkında bilgi yok desek herhalde yanlış olmaz. Çünkü Gazzeli râvî, sadece İbnü’l-Mukrî’nin el-Mu‘cem’inde “isyan etmenin ve akrabalık bağını kesmenin hem bu dünyada hem de âhirette cezasının olduğunun belirtildiği” merfû‘ hadisin senedinde yer almaktadır. Musannif, mezkûr rivayeti hocası “Kâsım b. es-Serî el-Gazzî’den Gazze’de” tahdîs ettiğini ifade ederek nakletmektedir.[125] Kâsım b. es-Serî’nin başka bir hadisin senedinde geçtiği tespit edilememiştir. Aslen İsfahânlı olan İbnü’l-Mukrî, yaklaşık elli şehre rihle yapmakla birlikte[126] uğradığı yerler arasında Kudüs, Askalân, Remle, Akkâ gibi Filistin şehirleri de bulunmaktadır.[127] Dolayısıyla İbnü’l-Mukrî’nin naklettiği hadiste ifade ettiği gibi onun Gazze’ye geldiği de zikredilebilir.
15. Ebû Bekir Muhammed b. el-Abbâs b. Vasîf el-Gazzî (ö. 372/983)
el-Muvatta’ın İbn Bükeyr rivayetini hocası Hasen b. el-Ferec’ten işiten Muhammed b. Abbâs için Zehebî, “şeyh, el-müsnidü’l-kebîr” diyerek hocaları ile öğrencilerini saymakta ve kendisinde herhangi bir beis görmediğini ya da hakkında bir cerh bilmediğini belirtmektedir.[128] İbn Nâsırüddîn (ö. 842/1438) ise Muhammed b. Abbâs’ın 280/894’te doğduğunu ve 372/983’te vefat ettiğini zikretmektedir.[129] Gazzeli Muhammed b. Abbâs’ın Kudâî ve Beyhakî’nin eserlerinde birer hadisine yer verildiği görülmektedir. Müsnedü’ş-Şihâb’da Kudâî’nin, hocası Ebû Saîd el-Mâlînî aracılığıyla Muhammed b. Abbâs’tan naklettiği hadiste Resûlullah’ın “Ey afiyet sahibi! (Dünya ve ahiret adına) bütün temenniler seninle sona ermiştir.” şeklindeki bir duası geçmektedir.[130] es-Sünenü’l-kebîr’de ise Beyhakî, Mekke’de kendisinden tahdîs ettiği hocası Ebû Üsâme Muhammed b. Ahmed el-Mukrî (ö. 417/1027) aracılığıyla Cuma günüyle ilgili hadisi Ebû Bekir Muhammed b. Abbâs b. Vasîf el-Gazzî’den “Gazze’de” diyerek aktarmaktadır.[131] Gazzeli bu râvî de hadisi yukarıda işaret edildiği gibi hocası Hasen b. el-Ferec el-Gazzî’den almıştır.
16. Ebü’l-Hüseyin Muhammed b. el-Hüseyin b. Ali b. et-Tercümân el-Gazzî (ö. 448/1056)
Kaynaklarda hakkında “âlim, sâlih, sûfilerin şeyhi, Şam’daki tasavvuf ehlinin şeyhi, Mısır’daki meşâyihin şeyhi” gibi vasıflarla anılan Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân’ın birçok hocası ve öğrencisi sayılmakta; 95 yaşında 448/1056’da vefat ettiği ve kabrinin de Zünnûn el-Mısrî’nin (ö. 245/859 [?]) yanında bulunduğu ifade edilmektedir.[132] Filistin’in Gazze şehrinde doğan ve Askalân’da bir müddet ikamet eden Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân’ın rivayetinin çok ve hadiste sika,[133] sadûk olduğu zikredilmektedir.[134] İbn Asâkir (ö. 571/1176), Târîhu medîneti Dımaşk’ta naklettiği bir hadisin senedinde “Ebü’l-Hüseyin Muhammed b. el-Hüseyin b. Ali b. et-Tercümân 440’ta Gazze’de” ifadesine yer verirken[135] başka isnadlarda Askalân ve Remle’de de hadis naklettiğini belirtmektedir.[136]
Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân’ın çokça hadis işittiği ifade edilse de temel hadis kaynaklarında onun hadislerini aktaran sadece bir muhaddis vardır. Elbette bunda yaşadığı dönem de dikkate alınmalıdır. Nitekim onun rivayet döneminin son asrında yaşadığı görülmektedir. Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân’dan hadis nakleden muhaddis de öğrencileri arasında ilk sırada sayılan Kudâî’dir. Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb’da hocasından üç rivayet aktarmakla yetinmektedir. Bu rivayetler de “(harama) bakışın İblis’in oklarından biri olması ve Allah korkusuyla terk edenin elde edeceği mükafat, müminlerin hayırlı olanların kanaatkâr ve şerlilerin ise aç gözlü olması ile (yukarıda geçen) hadisi işitip ezberleyerek nakleden kimse ve kalbin üç hususta ihanet etmeyeceği” hakkındadır.[137] Bu hadisleri Gazzeli râvîden nakleden Mısır Kadısı Kudâî’nin Dımaşk’a[138] ve Bağdad’a[139] geldiği kaynaklarda geçmekte, ayrıca İstanbul’a gittiği de ifade edilmektedir.[140] Kudâî’nin tercemelerinde Gazze’ye gittiğine dair bir bilgi olmasa da bu bilgilerden hareketle onun Mısır’dan Dımaşk’a giderken Gazze’ye uğradığı söylenebilir.
Sonuç
Bu makalede Gazze’nin hicrî ilk beş asırdaki hadis rivayet tarihini ortaya koyabilmek için temel hadis kaynakları özelinde Gazzeli râvîler ele alınmıştır. Musanniflerin hocalarından aldıkları hadisleri isnadıyla kaydettikleri eserlerde “el-Gazzî” nisbesine sahip on altı râvî tespit edilebilmiştir. Bununla birlikte bazı çalışmalarda ismi zikredilen ancak hadis kitaplarındaki senedlerde geçmeyen az da olsa bazı râvîler de bulunmaktadır. Bu yönüyle hicrî dördüncü asrın önde gelen âlimlerinden İbn Adî’nin el-Kâmil’i ve İbn Mende’nin eserlerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Temel hadis kaynaklarında rivayeti olan Gazzeli râvîlerin bir kısmına dair bazı bilgiler bulmak mümkün olsa da çoğunluğu hakkında terâcim, tabakât, tarih, ensâb vb. türü kitaplarda yok denecek kadar az malumat vardır. Dolayısıyla Gazzeli râvîlerin hayatlarını ve cerh-ta‘dîl açısından durumlarını tespit etmek mümkün olmamaktadır. Gazzeli râvîlerin tercemelerine dair bilginin azlığı ile onlardan gelen rivayetlerin sayısı arasında doğrudan bir ilişki de kurulabilir. Çünkü haklarına dair bilgilerin az olması, kendileri ve rivayetlerinin çok fazla bilinmediğini göstermektedir. Bu durum da tenkit edilen Gazzeli râvîlerin değil de hadis naklinde öne çıkan sika ve meşhur râvîlerin/muhaddislerin rivayetlerinin dikkate alındığını söylemek mümkündür.
Temel hadis kaynakları ve Müslim’in es-Sahîh’inin üzerine Ebû Avâne’nin telif ettiği el-Müstahrec dikkate alındığında üç yüz on civarında rivayetin senedinde Gazzeli râvîler bulunmaktadır. Bu sayının çoğunluğu yani üçte ikilik bir kısmından daha fazlası Abdullah b. Muhammed b. Amr’dan gelmektedir. Bu durum, Gazzeli râvîlerin rivayetlerinin olduğu ancak yaşadıkları yerin hadis rivayeti açısından diğer şehirlere göre geri planda kaldığını göstermektedir. Çünkü üç yüz on civarındaki rivayetin iki yüz on altı tanesi bir râvîden nakledilirken kalanı ise diğer on beş râvîden gelmektedir. Bu bağlamda çok hadisi olduğu ifade edilen ancak temel hadis kaynaklarında az rivayeti bulunan Ebü’l-Hüseyin b. et-Tercümân’a da işaret edilmelidir. Gazzeli râvîlerin önemli bir kısmını hadis ilmi açısından güvenilir kabul etmek mümkün olmasa da cerh edilen ya da mechûl olanlardan az sayıda rivayetin geldiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bununla birlikte onlardan gelen rivayetleri hadis ilmi açısından zayıf saymak gerekmektedir. Gazzeli râvîlerin naklettiği hadislerin büyük bir kısmının ya aynı ya da benzer bir lafızla diğer temel hadis kaynaklarında farklı senedlerle nakledildiği belirlenmiştir. Ancak “İkindi namazını kaçıran, ailesini ve malını kaybetmiş gibidir.” rivayetini Gazzeli râvîlerin “akşam namazı” şeklinde şâz olarak naklettiği tespit edilmiştir. Az da olsa bazı rivayetleri nakletmekte Gazzeli râvîlerin teferrüd ettiği de tespit edilmiştir.
Temel hadis kaynaklarında yer alan Gazzelî râvîlerin kendilerinden rivayetleri alan öğrencileri ile kendilerinin hadisleri tahammül ettiği hocalarının bölge açısından genellikle Bilâdüşşam (daha ziyade Filistin ve Suriye) ve Irak bölgesi, bazen Mısır ve nadiren de Horasan’dan olduğu görülmüştür. Hatta bazı râvîlerin hocalarının ve öğrencilerinin hep aynı kimseler olması da dikkat çekmektedir. Bu bağlamda öğrencileri olarak Taberânî ile İbn Adî, hocaları olarak ise Firyâbî ile Muhammed b. Ebü’s-Serî’nin ön plana çıktığı görülmüştür ki farklı beldelerden olsalar da hepsinin Bilâdüşşam’a bağlı Filistin’de ikamet ettiği söylenebilir. Gazzeli râvîlerin Hicaz bölgesine gittiğine dair bilgi tespit edilememiştir. Nitekim hâl tercemelerine dair bu minvalde bir nakil yer almadığı gibi aynı zamanda hadisleri aldıkları hocalarından Haremeyn’e nispet edilen kimse de bulunmamaktadır. Buna rağmen her bir Müslümanın hac vazifesini yerine getirmek arzusu ve Gazzeli râvîlerin de hem buna hem de hadis işitmek için Hicaz’a gitmeleri muhtemeldir. Fakat naklettikleri hadisler bağlamında da buna dair net bir bilgi tespit edilememiştir.
Bu çalışmada tabakât, terâcim, tarih, ensâb vb. türlerdeki kitaplarda râvîlerin rihle yaptığı yerler genel olarak zikredilirken hadis kitaplarında daha detaylı bilgilere ulaşmanın mümkün olduğu görülmüştür. Çünkü birçok râvînin/muhaddisin Gazze’ye gittiğine dair bilgiye onların tercemelerinde değil de rivayetlerinin bulunduğu hadis kitaplarında rastlanılmaktadır. Bu nedenle bir muhaddis ya da râvînin rihleleri tespit edilirken kaynaklardaki hâl tercemelerinin yanında aynı zamanda onların eserlerine veya rivayetlerine de bakmak gerekmektedir.
Gazzeli râvîlerin rivayetlerinin yer aldığı eserlerin zaman dilimine bakıldığında şöyle bir tablo karşımıza çıkmaktadır: Ebû Dâvûd’un es-Sünen’indeki maktû‘ bir rivayet hariç hicrî ilk üç asırdaki temel hadis kaynaklarında onlardan herhangi bir rivayetin tahrîc edilmediği, daha ziyade dördüncü ve beşinci asırda tasnif edilen eserlerde nakledildiği ve bunların içerisinden de birçok Gazzeli hocası olan Taberânî’nin hadis kitaplarının öne çıktığı tespit edilmiştir. Gazze her ne kadar Hz. Ebû Bekir zamanında fethedilse de bu şehrin hicrî ilk üç asrına dair bilgilerin kaynaklarda bulunmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca Gazze’nin, İslâm coğrafyasının Mekke, Medine, Dımaşk, Basra, Bağdat gibi ilim merkezlerine göre ilk dönemlerde hadis rivayeti açısından canlı bir yer olmadığı için geri planda kaldığını söylemek de mümkündür. Yani hem siyasî hem de ilmî açıdan Gazze’nin hicrî ilk asırlarda önemli bir konumu bulunmamaktadır.
Temel hadis kaynaklarında Gazzeli râvîlerin naklettiği hadisler kaynağı açısından incelendiğinde ise bunların daha ziyade merfû‘ hadislerden oluştuğu ve sahâbe, tâbiîn ile sonraki dönem âlimlere ait rivayetlerin ise birkaç tane ile sınırlı olduğu belirlenmiştir. Bu durum, Gazze her ne kadar erken bir dönemde fethedilse de sahâbe ve tâbiûnun gittikleri yerlerden biri olmadığını göstermektedir. Böyle bir şey olsa bile en azından bu konuya dair bilgilerin bizlere ulaşmadığına delalet etmektedir. Ayrıca Gazzeli râvîlerin hadisleri naklederken edâ sîgası olarak genellikle “haddesenâ” ve bazen de “ahberanâ” lafızlarını kullandığı tespit edilmiştir.Çünkü bu dönemde artık hadis tahammül ve edâ yöntemlerinin râvîler arasında yerleştiğini söylemek mümkündür. Nitekim hadis kitaplarında da görüldüğü üzere hicrî üçüncü asırdan itibaren râvîler daha ziyade bu iki lafzı kullanmaktadır.
Genel olarak İslâmî ilimler ve özel olarak hadis ilmi açısından Gazze’nin yeterince araştırılmadığı görülmüştür. Elbette bundaki engellerden biri, bölgeye dair bilgilerimizin sınırlı olmasıdır. En azından hadis ilmi bağlamında belki de ilmî açıdan canlı bir yer olmaması nedeniyle Gazze’nin geçmişine yönelik kayıtlar azdır. Aslında bu durum, günümüzde de farklı değildir. Zira günümüzde hem toplumda hem de akademik camiada büyük bir öneme sahip olan Gazze’de hadis ilmiyle ilgili yapılan çalışmalardan ne kadar haberdarız? İşte bu çalışma da zikredilen amaca matuftur. Gazze ve Filistin özelinde çalışmalar yapmak, bir akademisyen olarak bu bölgeye şu anda yapacağımız en büyük katkılardan biri olabilir. Şunu da ifade etmek gerekir ki gerek Gazze gerekse Kudüs, Askalân, Remle, Akkâ gibi Filistin’in diğer şehirleri bağlamında hadis ilmi açısından bir dizi çalışmalar yapılması da yerinde olur.
Kaynakça
Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdullah eş-Şeybânî. el-Müsned. thk. Şuayb el-Arnaût vd. 52 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1996.
Akgün, Hüseyin. Hadis Rivâyet Coğrafyası -Hicrî İlk 150 Yıl-. İstanbul: İFAV Yayınları, 2019.
Alhila, Nour. “el-Cuhûdu’l-Hadîsiyye fî Gazze”. Burdur İlahiyat Dergisi Gazze (2024), 141-157.
Ârif, Ârif. Târîhu Gazze. Riyad: Advau’s-Selef, ts.
Atar, Fahrettin. “Muhâlea”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 30/397-401. Ankara: TDV Yayınları, 2020.
Aynî, Ebû Muhammed Bedrüddîn Mahmûd b. Ahmed. Meğâniyü’l-ahyâr fî şerhi esâmî ricâlî Meâni’l-âsâr. thk. Muhammed Hasen Muhammed Hasen İsmâil. 3 Cilt. Beyrut: Dâru’l- Kütübi’l-İlmiyye, 2006.
Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin. el-Câmi‘ li-şuabi’l-îmân. thk. Abdulalî Abdulhumeyd Hâmid. 14 Cilt. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2003.
Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin. el-Hilâfiyyât beyne’l-imâmeyn eş-Şâfiî ve Ebû Hanîfe ve ashâbih. 8 Cilt. Kahire: er-Ravda, 2015.
Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin. el-Kırâ’e halfe’l-imâm. thk. M. Saîd b. Besyûnî Zağlûl. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1984.
Beyhakî, Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin. Kitâbu’s-Süneni’l-kebîr. thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî. 25 Cilt. Riyad: Dâru Âlemi’l-Kütüb, 2013.
Bilge, Mustafa L. “Gazze”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 13/534-536. İstanbul: TDV Yayınları, 1993.
Cemmâîlî, Ebû Muhammed Abdülganî b. Abdülvâhid el-Makdisî. el-Kemâl fî esmâi’r-ricâl. thk. Şâdî b. Muhammed b. Sâlim. 10 Cilt. Kuveyt: Şirketü Garrâs, 2016.
Dârekutnî, Ebü’l-Hasen Ali b. Ömer. es-Sünen. thk. Şuayb el-Arnaût vd. 6 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2004.
Doğan, Halil İbrahim. Hadis İlmi Açısından Beyhakî’nin (öl. 458/1066) es-Sünenü’l-kebîr’i. Ankara: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2021.
Doğan, Halil İbrahim. “Temel Hadis Kaynaklarındaki Askalânlı Râviler”. Tetkik 8 (2025), 405-442. https://doi.org/10.55709/tetkik.1681282
Dûlâbî, Ebû Bişr Muhammed b. Ahmed el-Verrâk. el-Künâ ve’l-esmâ. thk. Ebû Kuteybe Nazar Muhammed el-Fâryâbî. 3 Cilt. Beyrut: Dâru İbn Hazm, 2000.
Ebû Avâne el-İsferâyînî, Ya‘kûb b. İshâk. el-Müsnedu’s-sahîhu’l-muharrec alâ Sahîh-i Müslim. thk. Abbâs b. Safâhân. 20 Cilt. Medine: el-Câmiatu’l-İslâmiyye, 2014.
Ebû Dâvûd, Süleymân b. el-Eş‘as es-Sicistânî. es-Sünen. thk. Şuayb el-Arnaût - Muhammed Kâmil Karâbellî. 6 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2009.
Erul, Bünyamin. “Kitaplarımızdaki Şam-Dımaşk Karmaşası Üzerine”. Din ve Coğrafya Sempozyumu II “4./10. Asır Sonrası İslam Coğrafyacılığının Tarihsel Gelişimi” Bildiri Kitabı. ed. Betül Yurtalan-Muharrem Samet Bilgin. 41-53. Çorum: Hitit Üniversitesi Yayınları, 2024.
Filiu, Jean-Pierre. Gazze Tarihi. çev. Eylem Alp. İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2016.
Hâkim en-Neysâbûrî, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah. el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn. thk. Âdil Mürşid vd. 9 Cilt. Beyrut: Dâru’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 2018.
Hamza es-Sehmî, Ebü’l-Kâsım Hamza b. Yûsuf. Suâlâtu Hamza b. Yûsuf es-Sehmî. thk. Muvaffak Abdullah Abdülkâdir. Riyad: Mektebetü’l-Maârif, 1984.
Hatîb el-Bağdâdî, Ebû Bekir Ahmed b. Ali. Kitâbu’l-Müttefik ve’l-müfterik. thk. Muhammed Sâdık Âydın el-Hâmidî. 3 Cilt. Dımaşk: Dâru’l-Kâdirî, 1997.
Hatîb el-Bağdâdî, Ebû Bekir Ahmed b. Ali. Târîhu medîneti’s-Selâm (Târîhu Bağdâd). thk. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf. 17 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, 2001.
Hatîb el-Bağdâdî, Ebû Bekir Ahmed b. Ali. Telhîsü’l-müteşâbih fi’r-resm. thk. Şükeyne eş-Şihâbî. 2 Cilt. Dımaşk: Talâs li’d-Dırâsât ve’t-Terceme ve’n-Neşr, 1985.
Hemdânî, Mukbil b. Hâdî. Ricâlu’l-Hâkim fi’l-Müstedrek. 2 Cilt. Sana: Mektebetü Sanai’l-Eseriyye, 2004.
Heysemî, Ebü’l-Hasen Ali b. Ebû Bekir. Mecmau’z-zevâid ve menbau’l-fevâid. thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî. 23 Cilt. Cidde: Dâru’l-Minhâc, 2015.
Iclî, Ebü’l-Hasen Ahmed b. Abdullah. Târîhu’s-sikât. thk. Abdulmu‘tî Emîn Kalacî. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1984.
İbn Abdülhâdî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ed-Dımaşkî. Tabakâtu ulemâi’l-hadîs. thk. Ekrem el-Bûşî - İbrâhim ez-Zeybek. 4 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1996.
İbn Adî, Ebû Ahmed Abdullah b. Adî el-Cürcânî. el-Kâmil fî duafâi’r-ricâl. thk. Mâzin b. Muhammed es-Sersâvî. 10 Cilt. Beyrut: Mektebetü’r-Rüşd, 2012.
İbn Asâkir, Ebü’l-Kâsım Ali b. el-Hasen ed-Dımaşkî. Târîhu medîneti Dımaşk. thk. Ömer b. Garâme el-Amravî. 80 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Fikr, 1997.
İbn Ebû Hâtim, Ebû Muhammed Abdurrahman b. Muhammed er-Râzî. Kitâbu’l-Cerh ve’t-ta‘dîl. thk. Abdurrahman b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî. 9 Cilt. Haydarâbâd: Matbaatu Meclisi Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, 1941.
İbn Ebû Hâtim, Ebû Muhammed Abdurrahman b. Muhammed er-Râzî. Kitâbu’l-İlel. thk. Hâlid b. Abdurrahman el-Cüreysî vd. 7 Cilt. Riyad: Matâbiu’l-Humeydî, 2006.
İbn Hacer, Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali el-Askalânî. Lisânu’l-mîzân. thk. Abdülfettâh Ebû Gudde. 10 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, 2002.
İbn Hacer, Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali el-Askalânî. Takrîbu’t-Tehzîb. thk. Muhammed Avvâme. Suriye: Dâru’r-Reşîd, 1986.
İbn Hacer, Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali el-Askalânî. Tehzîbu’t-Tehzîb. thk. Âmir Ali Avd vd. 15 Cilt. Dubai: Cemiyyetü Dâru’l-Birr, 2021.
İbn Halfûn, Ebû Bekir Muhammed b. İsmâil el-Endelüsî. el-Mu‘lîm bi-şüyûhi’l-Buhârî ve Müslim. thk. Ebû Abdurrahman Âdil b. Sa‘d. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.
İbn Hallikân, Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed el-İrbilî. Vefeyâtu’l-a‘yân ve enbâu ebnâi’z-zamân. thk. İhsân Abbâs. 8 Cilt. Beyrut: Dâru Sâdır, 1978.
İbn Hibbân, Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî. el-İhsân fî takrîbi Sahîhi İbn Hibbân bi-tertîbi İbn Balabân. thk. Şuayb el-Arnaût. 18 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1988.
İbn Hibbân, Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî. Kitâbu’l-Mecrûhîn mine’l-muhaddisîn. thk. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî. 2 Cilt. Riyad: Dâru’s-Sumayî, 2000.
İbn Hibbân, Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî. Kitâbu’s-Sikât. thk. Muhammed Abdürreşîd. 10 Cilt. Haydarabad: Matbaatu Meclisi Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, ts.
İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ İsmâil b. Ömer ed-Dımaşkî. Tabakâtu’ş-Şâfiiyyîn. Kahire: Mektebetü’s-Sekâfeti’d-Dîniyye, 1993.
İbn Mâkûlâ, Ebû Nasr Ali b. Hibetillâh el-Iclî. el-İkmâl fî refi’l-irtiyâb ani’l-mü’telif ve’l-muhtelif fi’l-esmâ ve’l-künâ ve’l-ensâb. thk. Abdurrahman b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî - Nâyif el-Abbâs. 7 Cilt. Haydarâbâd-Beyrut: Tabatu Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, 1961.
İbn Mende, Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk el-İsfahânî. er-Red ale’l-Cehmiyye. thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî. Pakistan: el-Mektebetü’l-Eseriyye, ts.
İbn Mende, Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk el-İsfahânî. Kitâbu’l-Îmân. thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî. 3 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985.
İbn Mende, Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk el-İsfahânî. Kitâbu’t-Tevhîd. thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî. 3 Cilt. Medine: el-Câmiatu’l-İslâmiyye, 1994.
İbn Mende, Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk el-İsfahânî. Marifetü’s-sahâbe. thk. Âmir Hasen Sabrî. Riyad: Matbûatu Câmiati’l-İmâreti’l-Arabiyyeti’l-Müttehide, 2005.
İbn Nâsırüddîn, Ebû Bekir Muhammed b. Abdullah el-Kaysî. Tavzîhu’l-müştebih fî zabtı esmâi’r-ruvât ve ensâbihim ve elkâbihim ve künâhüm. thk. Şuayb el-Arnaût - Muhammed Naîm el-Araksûsî. 10 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1993.
İbn Nukta, Ebû Bekir Muhammed b. Abdülganî el-Bağdâdî. Tekmiletü’l-İkmâl. thk. Abdülkayyûm Abdürabbinnebî - Muhammed Sâlih. 4 Cilt. Mekke: Câmiatu Ümmi’l-Kurâ, 1989.
İbn Nukta, Ebû Bekir Muhammed b. Abdülganî el-Hanbelî. et-Takyîd li-marifeti ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd. thk. Kemâl Yûsuf el-Hût. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1988.
İbn Ziyâd, Ebû Bekir Abdullah b. Muhammed en-Neysâbûrî. ez-Ziyâdât alâ Kitâbi’l-Müzenî. thk. Hâlid b. Hâyif b. Ureyc el-Muteyrî. Riyad-Kuveyt: Dâru Advâi’s-Selef-Dâru’l-Kevser, 2005.
İbnü’l-Cârûd, Ebû Muhammed Abdullah b. Ali en-Neysâbûrî. el-Müntekâ. thk. Ebû İshâk el-Huveynî. Kahire: Dâru’t-Takvâ, 2007.
İbnü’l-Mukrî, Ebû Bekir Muhammed b. İbrâhim el-İsfahânî. el-Mu‘cem. thk. Âdil b. Sa‘d. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 1998.
Kandemir, M. Yaşar. “Cemmâîlî”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 7/338-340. İstanbul: TDV Yayınları, 1993.
Koçinkağ, Mansur. “İmâm Şâfiî’ye Ehl-i Hadis Ekolü İçinde Değerlendirmek Mümkün müdür?” Theosophia: Felsefe, İlahiyat, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi 1 (2020), 1-13.
Kudâî, Ebû Abdullah Muhammed b. Selâme. Müsnedü’ş-Şihâb. thk. Hamdî Abdulmecîd es-Selefî. 2 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985.
Kurşun, Zekeriya - Aydın, Ali İhsan. Osmanlı İdaresinde Gazze. Ankara: AA Kitap, 2024.
Küllâb, Muhyiddîn Sâmî. Müsnedü Gazze. Beyrut: Dâru’l-Muktebes, 2017.
Mansûrî, Ebü’t-Tayyib Nâyif b. Salâh. er-Ravdu’l-bâsim fî terâcimi şüyûhi’l-Hâkim. 2 Cilt. Riyad: Dâru’l-Âsıme, 2011.
Mansûrî, Ebü’t-Tayyib Nâyif b. Salâh. İrşâdu’l-kâsî ve’d-dânî ilâ terâcimi şüyûhi’t-Taberânî. Riyad-Şârika: Dâru’l-Keyân-Mektebetü İbn Teymiyye, 2006.
Mansûrî, Ebü’t-Tayyib Nâyif b. Salâh. Teysîrü’l-vedûd bi-terâcimi ricâli Müntekâ İbni’l-Cârûd. Riyad: Dâru’l-Âsıme, 2016.
Mizzî, Ebü’l-Haccâc Yûsuf b. Abdurrahman. Tehzîbu’l-Kemâl fî esmâi’r-ricâl. thk. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf. 35 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1988.
Mutayrî, Ebû Abdullah Halîl b. Muhammed el-Arabî. el-Ferâid alâ Mecmai’z-zevâid. Doha: Dâru’l-İmâmi’l-Buhârî, 2008.
Özdemir, Veysel. “Cerh - Ta’dîl İlminde Müteşeddit ve Mütesâhil Âlimler ve Değerlendirmelerinden İstifâdede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar”. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12/24 (2014), 129-175.
Reşîd, Hârûn Hâşim. Kıssatu medîneti Gazze. Filistin: Dâiretü’s-Sekâfe, ts.
Safedî, Ebû Saîd Halîl b. Aybek. el-Vâfî bi’l-vefeyât. thk. Ahmed el-Arnaût - Türkî Mustafâ. 29 Cilt. Beyrut: Dâru İhyâi’t-Turasi’l-Arabî, 2000.
Sâgânî, Ebü’l-Fezâil Radıyyüddîn el-Hasen b. Muhammed. et-Tekmile ve’z-zeyl ve’s-sıla li-kitâbi Tâci’l-luga ve Sıhâhi’l-Arabiyye li’l-Cevherî. thk. İbrâhim el-Ebyârî vd. 6 Cilt. Kahire: Matbûatu Dâri’l-Kütüb, 1970.
Sarkoz, Betül. Fethinden Emevîlerin Sonuna Kadar Gazze. Şanlıurfa: Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2019.
Sem‘ânî, Ebû Sa‘d Abdülkerîm b. Muhammed. el-Ensâb. thk. Abdullah Ömer el-Bârûdî. 5 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Cinân, 1988.
Sübkî, Ebû Nasr Tâcüddîn Abdülvehhâb b. Ali. Tabakâtu’ş-Şâfiiyyeti’l-kübrâ. thk. Abdülfettâh Muhammed el-Hulv - Mahmûd Muhammed et-Tanâhî. 10 Cilt. Kahire: Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabîyye, 1964.
Şâfiî, Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs. el-Müsned. thk. Muhammed Enes Mustafâ el-Hin. 2 Cilt. Beyrut: er-Risâletü’l-Âlemiyye, 2012.
Şenel, Abdülkadir. “Kabîsa b. Ukbe”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 24/38-39. İstanbul: TDV Yayınları, 2001.
Tabbâ‘, Osmân Mustafâ. İthâfu’l-eizze fî târîhi Gazze. thk. Abdüllatîf Ebû Hâşim. 4 Cilt. Gazze: Mektebetü’l-Yâzıcî, 1999.
Taberânî, Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed. el-Mu‘cemu’l-evsat. thk. Târık b. Avdullah b. Muhammed - Abdülmuhsin b. İbrâhim el-Hüseynî. 10 Cilt. Kahire: Dâru’l-Harameyn, 1995.
Taberânî, Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed. el-Mu‘cemu’l-kebîr. thk. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî. 25 Cilt. Kahire: Mektebetü İbn Teymiyye, 1983.
Taberânî, Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed. el-Mu‘cemu’s-sagîr. thk. Muhammed Şekûr Mahmûd el-Hâc. 2 Cilt. Beyrut: el-Mektebetü’l-İslâmiyye, 1985.
Taberânî, Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed. Kitâbu’d-Duâ. thk. Mustafâ Abdülkâdir Atâ. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1413.
Taberânî, Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed. Müsnedü’ş-Şâmiyyîn. thk. Hamdî Abdulmecîd es-Selefî. 4 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1984.
Taberî, Ebû Ca‘fer Muhammed b. Cerîr. Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân. thk. Abdullah Abdülmuhsin et-Türkî vd. 26 Cilt. Gize: Dâru Hicr, 2001.
Tatlı, Mustafa. Tâbiîn Döneminde Hadis Rivayeti. Ankara: TDV Yayınları, 2023.
Tomar, Cengiz. “Şam”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 38/311-315. İstanbul: TDV Yayınları, 2010.
Ukaylî, Ebû Ca‘fer Muhammed b. Amr. ed-Duafâ. thk. Ebû Yahyâ el-Haddâd vd. 4 Cilt. Kahire: Dâru’t-Tesîl, 2014.
Yâkût el-Hamevî, Ebû Abdullah Yâkût b. Abdullah el-Bağdâdî. Mu‘cemu’l-buldân. 7 Cilt. Beyrut: Dâru Sâdır, 1995.
Yıldırım, Enbiya. “Sahihayn Musanniflerinin Şafii’den Gelen Rivayetlere Yaklaşımları”. Uluslararası İmam Şafii Sempozyumu. ed. Mehmet Bilen. 166-181. İstanbul: Kent Işıkları, 2012.
Yıldırım, Selahattin. “Rivayetlerde Gazze ve Gazzî Nisbeli Bazı Muhaddisler”. Hadīth 14 (2025), 1-26.
Yücel, Ahmet. Hadis Tarihi. İstanbul: İFAV Yayınları, 2021.
Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed. el-İber fî haber men gaber. thk. Ebû Hâcir Muhammed es-Saîd b. Besyûnî. 4 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1985.
Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed. Kitâbu Tezkireti’l-huffâz. thk. Zekeriyyâ Umeyrât. 5 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1998.
Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed. Mîzânu’l-i‘tidâl fî nakdi’r-ricâl. thk. Ali Muhammed el-Becâvî. 4 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Marife, 1964.
Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed. Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ. thk. Şuayb el-Arnaût vd. 25 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1984.
Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed. Târîhu’l-İslâm ve vefayâtu’l-meşâhîr ve’l-a‘lâm. thk. Ömer Abdüsselâm Tedmürî. 52 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-Arabî, 1994.
[1] Mustafa L. Bilge, “Gazze”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1993), 13/18/534.
[2] Ebû Abdullah Yâkût b. Abdullah el-Bağdâdî el-Hamevî, Mu‘cemu’l-buldân (Beyrut: Dâru Sâdır, 1995), 4/202.
[3] Bilge, “Gazze”, 13/534.
[4] Ârif el-Ârif, Târîhu Gazze (Riyad: Advau’s-Selef, ts.); Osmân Mustafâ et-Tabbâ‘, İthâfu’l-eizze fî târîhi Gazze, thk. Abdüllatîf Ebû Hâşim (Gazze: Mektebetü’l-Yâzıcî, 1999); Jean-Pierre Filiu, Gazze Tarihi, çev. Eylem Alp (İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2016); Hârûn Hâşim Reşîd, Kıssatu medîneti Gazze (Filistin: Dâiretü’s-Sekâfe, ts.); Betül Sarkoz, Fethinden Emevîlerin Sonuna Kadar Gazze (Şanlıurfa: Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2019); Zekeriya Kurşun - Ali İhsan Aydın, Osmanlı İdaresinde Gazze (Ankara: AA Kitap, 2024).
[5] Bu minvalde 2024 yılında Burdur İlahiyat Dergisi Gazze konulu özel bir sayı çıkarmıştır.
[6] Bu konuda bk. Hüseyin Akgün, Hadis Rivâyet Coğrafyası -Hicrî İlk 150 Yıl- (İstanbul: İFAV Yayınları, 2019), 45-188; Mustafa Tatlı, Tâbiîn Döneminde Hadis Rivayeti (Ankara: TDV Yayınları, 2023), 33-228.
[7] Ahmet Yücel, Hadis Tarihi (İstanbul: İFAV Yayınları, 2021), 20-21.
[8] Nour Alhila, “el-Cuhûdu’l-Hadîsiyye fî Gazze”, Burdur İlahiyat Dergisi Gazze (2024), 141-157.
[9] Muhyiddîn Sâmî Küllâb, Müsnedü Gazze (Beyrut: Dâru’l-Muktebes, 2017).
[10] Selahattin Yıldırım, “Rivayetlerde Gazze ve Gazzî Nisbeli Bazı Muhaddisler”, Hadith 14 (2025), 1-26.
[11] Ebû Sa‘d Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem‘ânî, el-Ensâb, thk. Abdullah Ömer el-Bârûdî (Beyrut: Dâru’l-Cinân, 1988), 4/293-294.
[12] Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk İbn Mende el-İsfahânî, Kitâbu’l-Îmân, thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985), 1/335 (No. 175), 2/926 (No. 1016); Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk İbn Mende el-İsfahânî, Marifetü’s-sahâbe, thk. Âmir Hasen Sabrî (Riyad: Matbûatu Câmiati’l-İmâreti’l-Arabiyyeti’l-Müttehide, 2005), 247, 562; Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk İbn Mende el-İsfahânî, er-Red ale’l-Cehmiyye, thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî (Pakistan: el-Mektebetü’l-Eseriyye, ts.), 16, 22, 52-53; Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk İbn Mende el-İsfahânî, Kitâbu’t-Tevhîd, thk. Ali Muhammed b. Nâsır el-Fükayhî (Medine: el-Câmiatu’l-İslâmiyye, 1994), 1/275 (No. 124), 3/16 (No. 367), 3/231 (No. 738).
[13] Ebû Bekir Ahmed b. Ali Hatîb el-Bağdâdî, Telhîsü’l-müteşâbih fi’r-resm, thk. Şükeyne eş-Şihâbî (Dımaşk: Talâs li’d-Dırâsât ve’t-Terceme ve’n-Neşr, 1985), 1/401.
[14] Ebû Nasr Ali b. Hibetillâh İbn Mâkûlâ el-Iclî, el-İkmâl fî refi’l-irtiyâb ani’l-mü’telif ve’l-muhtelif fi’l-esmâ ve’l-künâ ve’l-ensâb, thk. Abdurrahman b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî - Nâyif el-Abbâs (Haydarâbâd-Beyrut: Tabatu Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, 1961), 7/143-144.
[15] Ebû Bekir Muhammed b. Abdülganî İbn Nukta el-Bağdâdî, Tekmiletü’l-İkmâl, thk. Abdülkayyûm Abdürabbinnebî -Muhammed Sâlih (Mekke: Câmiatu Ümmi’l-Kurâ, 1989), 4/423-425.
[16] Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Târîhu’l-İslâm ve vefayâtu’l-meşâhîr ve’l-a‘lâm, thk. Ömer Abdüsselâm Tedmürî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-Arabî, 1994), 21/138.
[17] Bu konuda bk. Mansur Koçinkağ, “İmâm Şâfiî’ye Ehl-i Hadis Ekolü İçinde Değerlendirmek Mümkün müdür?”, Theosophia: Felsefe, İlahiyat, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi 1 (2020), 3-8; Enbiya Yıldırım, “Sahihayn Musanniflerinin Şafii’den Gelen Rivayetlere Yaklaşımları”, Uluslararası İmam Şafii Sempozyumu, ed. Mehmet Bilen (İstanbul: Kent Işıkları, 2012), 166-181.
[18] Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî, el-Müsned, thk. Muhammed Enes Mustafâ el-Hin (Beyrut: er-Risâletü’l-Âlemiyye, 2012).
[19] Halil İbrahim Doğan, Hadis İlmi Açısından Beyhakî’nin (öl. 458/1066) es-Sünenü’l-kebîr’i (Ankara: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2021), 258.
[20] Ebû Muhammed Abdullah b. Ali İbnü’l-Cârûd en-Neysâbûrî, el-Müntekâ, thk. Ebû İshâk el-Huveynî (Kahire: Dâru’t-Takvâ, 2007), 42 (No. 102).
[21] Ebü’t-Tayyib Nâyif b. Salâh el-Mansûrî, Teysîrü’l-vedûd bi-terâcimi ricâli Müntekâ İbni’l-Cârûd (Riyad: Dâru’l-Âsıme, 2016), 196-197, 5. dipnot.
[22] Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu‘cemu’l-kebîr, thk. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî (Kahire: Mektebetü İbn Teymiyye, 1983), 2/327 (No. 2368).
[23] Ebû Muhammed Abdurrahman b. Muhammed İbn Ebû Hâtim er-Râzî, Kitâbu’l-Cerh ve’t-ta‘dîl, thk. Abdurrahman b. Yahyâ el-Muallimî el-Yemânî (Haydarâbâd: Matbaatu Meclisi Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, 1941), 8/33.
[24] Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, thk. Şuayb el-Arnaût vd. (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1984), 11/464.
[25] Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî, Kitâbu’s-Sikât, thk. Muhammed Abdürreşîd (Haydarabad: Matbaatu Meclisi Dâireti’l-Maârifi’l-Osmâniyye, ts.), 9/92.
[26] İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-ta’dîl, 8/33; Ebû Muhammed Abdülganî b. Abdülvâhid el-Makdisî el-Cemmâîlî, el-Kemâl fî esmâi’r-ricâl, thk. Şâdî b. Muhammed b. Sâlim (Kuveyt: Şirketü Garrâs, 2016), 2/350.
[27] Sem‘ânî, el-Ensâb, 4/293.
[28] Cemmâîlî, el-Kemâl, 2/350.
[29] M. Yaşar Kandemir, “Cemmâîlî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 1993), 7/7/339.
[30] İbn Kuteybe, sika olarak kabul edilmektedir. Bk. Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 14/292-293.
[31] Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî, el-İhsân fî takrîbi Sahîhi İbn Hibbân bi-tertîbi İbn Balabân, thk. Şuayb el-Arnaût (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1988), 6/188 (No. 2432), 6/208-209 (No. 2455), 6/235-236 (No. 2488).
[32] Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, thk. Târık b. Avdullah b. Muhammed - Abdülmuhsin b. İbrâhim el-Hüseynî (Kahire: Dâru’l-Harameyn, 1995), 6/383 (No. 6682).
[33] Ebü’l-Hasen Ali b. Ömer ed-Dârekutnî, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût vd. (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2004), 3/263 (No. 2519).
[34] Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin el-Beyhakî, Kitâbu’s-Süneni’l-kebîr, thk. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî (Riyad: Dâru Âlemi’l-Kütüb, 2013), 3/407 (No. 2413), 12/289-290 (No. 12060).
[35] Bu konuda geniş bilgi için bk. Halil İbrahim Doğan, “Temel Hadis Kaynaklarındaki Askalânlı Râviler”, Tetkik 8 (2025), 405-442.
[36] İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-ta’dîl, 5/163.
[37] Zehebî, Târîhu’l-İslâm, 19/187; Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali İbn Hacer el-Askalânî, Takrîbu’t-Tehzîb, thk. Muhammed Avvâme (Suriye: Dâru’r-Reşîd, 1986), 322.
[38] Ebü’l-Haccâc Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl fî esmâi’r-ricâl, thk. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1988), 16/95-96.
[39] Ebû Dâvûd Süleymân b. el-Eş‘as es-Sicistânî, es-Sünen, thk. Şuayb el-Arnaût - Muhammed Kâmil Karâbellî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2009), “Cihâd”, 89 (No. 2616-2617).
[40] İbnü’l-Cârûd, el-Müntekâ, 38-39 (No. 92), 104 (No. 280), 247 (No. 725), 321 (No. 921), 399 (No. 1156).
[41] İbn Hibbân, es-Sahîh, 5/185-186 (No. 1869).
[42] Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, thk. Muhammed Şekûr Mahmûd el-Hâc (Beyrut: el-Mektebetü’l-İslâmiyye, 1985), 1/254 (No. 416); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 4/20 (No. 3508).
[43] Ebû Abdullah Muhammed b. Selâme el-Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, thk. Hamdî Abdulmecîd es-Selefî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1985), 1/409 (No. 704).
[44] Ebû Bekir Muhammed b. İbrâhim İbnü’l-Mukrî el-İsfahânî, el-Mu‘cem, thk. Âdil b. Sa‘d (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 1998), 266 (No. 864), 291 (No. 938).
[45] Dârekutnî, es-Sünen, 2/325-326 (No. 1612), 3/162 (No. 2293), 3/431-432 (No. 2902), 4/458 (No. 3789), 5/411 (No. 4547).
[46] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 6/147-148 (No. 5493), 11/463 (No. 11355), 18/278 (No. 18171), 21/437 (No. 21612).
[47] Ebû Avâne Ya‘kûb b. İshâk el-İsferâyînî, el-Müsnedu’s-sahîhu’l-muharrec alâ Sahîh-i Müslim, thk. Abbâs b. Safâhân (Medine: el-Câmiatu’l-İslâmiyye, 2014), 22/378 (No. 13024).
[48] Bu tarikle başka türde telif edilen eserlerde de hadisler nakledilmektedir. Bk. Ebû Ca‘fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân, thk. Abdullah Abdülmuhsin et-Türkî vd. (Gize: Dâru Hicr, 2001), 22/209, 214, 23/280; Ebû Bişr Muhammed b. Ahmed el-Verrâk ed-Dûlâbî, el-Künâ ve’l-esmâ, thk. Ebû Kuteybe Nazar Muhammed el-Fâryâbî (Beyrut: Dâru İbn Hazm, 2000), 1/62 (No. 144); Ebû Bekir Abdullah b. Muhammed İbn Ziyâd en-Neysâbûrî, ez-Ziyâdât alâ Kitâbi’l-Müzenî, thk. Hâlid b. Hâyif b. Ureyc el-Muteyrî (Riyad-Kuveyt: Dâru Advâi’s-Selef-Dâru’l-Kevser, 2005), 393 (No. 417), 455 (No. 401); Ebû Muhammed Abdurrahman b. Muhammed İbn Ebû Hâtim er-Râzî, Kitâbu’l-İlel, thk. Hâlid b. Abdurrahman el-Cüreysî vd. (Riyad: Matâbiu’l-Humeydî, 2006), 4/105.
[49] Sem‘ânî, el-Ensâb, 1/143-144; Ebü’l-Kâsım Ali b. el-Hasen İbn Asâkir ed-Dımaşkî, Târîhu medîneti Dımaşk, thk. Ömer b. Garâme el-Amravî (Beyrut: Dâru’l-Fikr, 1997), 74/145-148; İbn Nukta, Tekmiletü’l-İkmâl, 4/214-215; Ebû Bekir Muhammed b. Abdülganî İbn Nukta el-Hanbelî, et-Takyîd li-marifeti ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd, thk. Kemâl Yûsuf el-Hût (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1988), 493-494; Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed İbn Hallikân el-İrbilî, Vefeyâtu’l-a‘yân ve enbâu ebnâi’z-zamân, thk. İhsân Abbâs (Beyrut: Dâru Sâdır, 1978), 6/393-394; Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed İbn Abdülhâdî ed-Dımaşkî, Tabakâtu ulemâi’l-hadîs, thk. Ekrem el-Bûşî-İbrâhim ez-Zeybek (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1996), 2/491; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 14/417-422.
[50] Ebû Nasr Tâcüddîn Abdülvehhâb b. Ali es-Sübkî, Tabakâtu’ş-Şâfiiyyeti’l-kübrâ, thk. Abdülfettâh Muhammed el-Hulv-Mahmûd Muhammed et-Tanâhî (Kahire: Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabîyye, 1964), 3/487-488; Ebü’l-Fidâ İsmâil b. Ömer İbn Kesîr ed-Dımaşkî, Tabakâtu’ş-Şâfiiyyîn (Kahire: Mektebetü’s-Sekâfeti’d-Dîniyye, 1993), 235-236.
[51] İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-ta’dîl, 8/119-120; Ebû Ahmed Abdullah b. Adî el-Cürcânî, el-Kâmil fî duafâi’r-ricâl, thk. Mâzin b. Muhammed es-Sersâvî (Beyrut: Mektebetü’r-Rüşd, 2012), 9/301-302; Cemmâîlî, el-Kemâl, 2/463-465; Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 27/52-61; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 10/114-118; Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali İbn Hacer el-Askalânî, Tehzîbu’t-Tehzîb, thk. Âmir Ali Avd vd. (Dubai: Cemiyyetü Dâru’l-Birr, 2021), 12/468-472.
[52] Ebü’l-Hasen Ahmed b. Abdullah el-Iclî, Târîhu’s-sikât, thk. Abdulmu‘tî Emîn Kalacî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1984), 388.
[53] Ebû Bekir Ahmed b. Ali Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu medîneti’s-Selâm (Târîhu Bağdâd), thk. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf (Beyrut: Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, 2001), 14/493-497; Cemmâîlî, el-Kemâl, 8/194-197; Ebû Bekir Muhammed b. İsmâil İbn Halfûn el-Endelüsî, el-Mu‘lîm bi-şüyûhi’l-Buhârî ve Müslim, thk. Ebû Abdurrahman Âdil b. Sa‘d (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.), 504-506; Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 23/481-489; İbn Abdülhâdî, Tabakâtu ulemâi’l-hadîs, 1/543-544; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 10/130-135; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 10/765-769; Ebû Muhammed Bedrüddîn Mahmûd b. Ahmed el-Aynî, Meğâniyü’l-ahyâr fî şerhi esâmî ricâlî Meâni’l-âsâr, thk. Muhammed Hasen Muhammed Hasen İsmâil (Beyrut: Dâru’l- Kütübi’l-İlmiyye, 2006), 2/473.
[54] İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 10/769. Bu sayının kırk yedi olduğu da ifade edilmektedir. Bk. Abdülkadir Şenel, “Kabîsa b. Ukbe”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2001), 24/38.
[55] Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 23/488; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 10/769.
[56] Şenel, “Kabîsa b. Ukbe”, 24/38.
[57] İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-ta’dîl, 7/61-62; İbn Hibbân, Kitâbu’s-Sikât, 7/319; Cemmâîlî, el-Kemâl, 8/147-153; İbn Halfûn, el-Mu‘lîm, 493-496; Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 23/197-220; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 10/142-157; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 10/604-615.
[58] Ebû Avâne el-İsferâyînî, el-Müsnedu’s-sahîh, 12/380 (No. 5808).
[59] Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 25/157; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 11/489.
[60] İbn Hibbân, es-Sahîh, 2/102-103 (No. 378).
[61] İbn Hibbân, Kitâbu’s-Sikât, 9/3.
[62] Ebû Ca‘fer Muhammed b. Amr el-Ukaylî, ed-Duafâ, thk. Ebû Yahyâ el-Haddâd vd. (Kahire: Dâru’t-Tesîl, 2014), 3/330; Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Mîzânu’l-i‘tidâl fî nakdi’r-ricâl, thk. Ali Muhammed el-Becâvî (Beyrut: Dâru’l-Marife, 1964), 3/333; Ebü’l-Fazl Ahmed b. Ali İbn Hacer el-Askalânî, Lisânu’l-mîzân, thk. Abdülfettâh Ebû Gudde (Beyrut: Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, 2002), 6/301.
[63] Veysel Özdemir, “Cerh - Ta’dîl İlminde Müteşeddit ve Mütesâhil Âlimler ve Değerlendirmelerinden İstifâdede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12/24 (2014), 157-160.
[64] İbn Hibbân, Kitâbu’s-Sikât, 9/93.
[65] İbn Mâkûlâ, el-İkmâl, 2/341.
[66] İbn Hibbân, es-Sahîh, 3/275-276 (No. 994); Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin el-Beyhakî, el-Câmi‘ li-şuabi’l-îmân, thk. Abdulalî Abdulhumeyd Hâmid (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2003), 2/59 (No. 515).
[67] Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn, thk. Hamdî Abdulmecîd es-Selefî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1984), 3/338 (No. 2429).
[68] İbn Adî, el-Kâmil, 2/275-276, 7/192, 8/324, 8/361, 8/687.
[69] Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 16/119-121; Zehebî, Târîhu’l-İslâm, 26/202-203.
[70] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 31/5-9; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 16/154.
[71] İbn Nukta, et-Takyîd, 318-319.
[72] Cengiz Tomar, “Şam”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2010), 38/311; Bünyamin Erul, “Kitaplarımızdaki Şam-Dımaşk Karmaşası Üzerine”, Din ve Coğrafya Sempozyumu II “4./10. Asır Sonrası İslam Coğrafyacılığının Tarihsel Gelişimi” Bildiri Kitabı, ed. Betül Yurtalan - Muharrem Samet Bilgin (Çorum: Hitit Üniversitesi Yayınları, 2024), 41-53.
[73] İbn Adî, el-Kâmil, 1/503, 2/277, 6/295.
[74] İbn Adî, el-Kâmil, 4/566, 573.
[75] İbn Adî, el-Kâmil, 7/192.
[76] Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 26/357.
[77] Dârekutnî, es-Sünen, 1/170-171 (No. 323), 1/362 (No. 759), 5/83 (No. 4025).
[78] Ebü’l-Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, Kitâbu’d-Duâ, thk. Mustafâ Abdülkâdir Atâ (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1413), 153 (No. 432), 255 (No. 803).
[79] Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn, 1/208 (No. 370), 1/217 (No. 387), 2/16 (No. 835), 2/257 (No. 1295), 2/259 (No. 1301), 2/300 (No. 1382), 3/157 (No. 1985), 3/338 (No. 2429), 4/318-319 (No. 3424), 4/334 (No. 3478).
[80] Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 4/339-341 (No. 4373-4381.
[81] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/357 (No. 599).
[82] Taberânî, el-Mu‘cemu’l-kebîr, 1/255 (No. 739), 8/129 (No. 7590), 8/270 (No. 8042), 11/97 (No. 11164), 11/130 (No. 11265), 12/322 (No. 267), 13/22 (No. 37), 13/467 (No. 14331), 14/34 (No. 14620), 14/35 (No. 14621), 17/128 (No. 313), 19/29 (No. 63), 20/184 (No. 400), 20/186 (No. 406), 20/187 (No. 409), 20/188 (No. 248), 20/190 (No. 249), 20/191 (No. 424), 20/191-192 (No. 426), 20/192 (No. 428), 20/193 (No. 432), 20/195 (No. 438-439), 20/196-198 (No. 441-445), 20/350 (No. 823), 22/127 (No. 328).
[83] Ebû Abdullah Ahmed b. Hanbel eş-Şeybânî, el-Müsned, thk. Şuayb el-Arnaût vd. (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1996), 24/397-407 (No. 15609-15650).
[84] Ebû Hâtim Muhammed b. Hibbân el-Büstî, Kitâbu’l-Mecrûhîn mine’l-muhaddisîn, thk. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî (Riyad: Dâru’s-Sumayî, 2000), 1/392-393.
[85] Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 9/282; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, 4/426.
[86] Dârekutnî, es-Sünen, 1/170-171 (No. 323), 1/362 (No. 759).
[87] Hul‘, kadının belli bir bedel vermesi karşılığında kocanın ayrılmaya razı olması üzerine evlilik bağından kurtulmasıdır. Bk. Fahrettin Atar, “Muhâlea”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2020), 30/30/397-401.
[88] Dârekutnî, es-Sünen, 5/83 (No. 4025).
[89] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 13/344-346; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 14/55-56; İbn Hacer, Lisânu’l-mîzân, 3/103-104.
[90] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 6/454-456 (No. 6068); Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 4/81-82 (No. 2212).
[91] Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin el-Beyhakî, el-Kırâ’e halfe’l-imâm, thk. M. Saîd b. Besyûnî Zağlûl (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1984), 140 (No. 319).
[92] İbn Adî, el-Kâmil, 2/233, 3/170, 379, 388, 5/26, 6/203, 7/140, 143, 719, 8/431, 519, 9/59, 319, 343, 10/335, 440, 756, 757.
[93] İbn Adî, el-Kâmil, 3/388.
[94] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/175 (No. 277); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 3/237-238 (No. 3026).
[95] Dârekutnî, es-Sünen, 1/170-171 (No. 323).
[96] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 21/40 (No. 20845); Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 4/281 (No. 2521).
[97] Cemmâîlî, el-Kemâl, 2/385; Mizzî, Tehzîbu’l-Kemâl, 26/366-357.
[98] İbn Mâkûlâ, el-İkmâl, 7/392.
[99] Ebü’l-Fezâil Radıyyüddîn el-Hasen b. Muhammed es-Sâgânî, et-Tekmile ve’z-zeyl ve’s-sıla li-kitâbi Tâci’l-luga ve Sıhâhi’l-Arabiyye li’l-Cevherî, thk. İbrâhim el-Ebyârî vd. (Kahire: Matbûatu Dâri’l-Kütüb, 1970), 3/442.
[100] Zehebî, Mîzânu’l-i‘tidâl, 5/67-68.
[101] İbn Hacer, Lisânu’l-mîzân, 2/28.
[102] Mansûrî, İrşâdu’l-kâsî ve’d-dânî, 207.
[103] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/175 (No. 277); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 3/237-238 (No. 3026).
[104] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 21/40 (No. 20845); Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 4/281 (No. 2521).
[105] Ebü’l-Kâsım Hamza b. Yûsuf es-Sehmî, Suâlâtu Hamza b. Yûsuf es-Sehmî, thk. Muvaffak Abdullah Abdülkâdir (Riyad: Mektebetü’l-Maârif, 1984), 180; Ebû Bekir Ahmed b. Ali Hatîb el-Bağdâdî, Kitâbu’l-Müttefik ve’l-müfterik, thk. Muhammed Sâdık Âydın el-Hâmidî (Dımaşk: Dâru’l-Kâdirî, 1997), 1/532-533; Mansûrî, İrşâdu’l-kâsî ve’d-dânî, 224.
[106] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/189 (No. 300); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 3/256 (No. 3072).
[107] İbn Adî, el-Kâmil, 1/225, 241, 244, 5/25, 167, 378, 6/282, 499, 7/163, 316, 713, 737, 9/393, 10/78, 286, 394.
[108] İbn Nukta, Tekmiletü’l-İkmâl, 2/270-271.
[109] Ebü’l-Hasen Ali b. Ebû Bekir el-Heysemî, Mecmau’z-zevâid ve menbau’l-fevâid, thk. Hüseyn Selîm Esed ed-Dârânî (Cidde: Dâru’l-Minhâc, 2015), 16/174-175 (No. 12957).
[110] Ebû Abdullah Halîl b. Muhammed el-Arabî el-Mutayrî, el-Ferâid alâ Mecmai’z-zevid (Doha: Dâru’l-İmâmi’l-Buhârî, 2008), 83-84.
[111] Mansûrî, İrşâdu’l-kâsî ve’d-dânî, 298.
[112] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/254 (No. 416); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 4/20-21 (No. 3508).
[113] Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, 1/409 (No. 704).
[114] Sem‘ânî, el-Ensâb, 4/294.
[115] Mansûrî, İrşâdu’l-kâsî ve’d-dânî, 329.
[116] Mukbil b. Hâdî el-Hemdânî, Ricâlu’l-Hâkim fi’l-Müstedrek (Sana: Mektebetü Sanai’l-Eseriyye, 2004), 1/416.
[117] Taberânî, el-Mu‘cemu’s-sagîr, 1/297 (No. 493); Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn, 3/157 (No. 1985), 4/302 (No. 3370); Taberânî, el-Mu‘cemu’l-evsat, 4/78-79 (No. 3660-3662).
[118] Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah Hâkim en-Neysâbûrî, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn, thk. Âdil Mürşid vd. (Beyrut: Dâru’r-Risâleti’l-Âlemiyye, 2018), 2/16-17 (No. 771).
[119] Ebü’t-Tayyib Nâyif b. Salâh el-Mansûrî, er-Ravdu’l-bâsim fî terâcimi şüyûhi’l-Hâkim (Riyad: Dâru’l-Âsıme, 2011), 2/1302-1303.
[120] Hâkim en-Neysâbûrî, el-Müstedrek, 2/16-17 (No. 771).
[121] Hâkim en-Neysâbûrî, el-Müstedrek, 2/16-17 (No. 771).
[122] Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, 1/256 (No. 415).
[123] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 17/505-506 (No. 17620). Musannif, el-Hilâfiyyât’ta da hadisi aynı şekilde nakletmektedir. Bk. Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin el-Beyhakî, el-Hilâfiyyât beyne’l-imâmeyn eş-Şâfiî ve Ebû Hanîfe ve ashâbih (Kahire: er-Ravda, 2015), 7/221 (No. 5194).
[124] İbn Adî, el-Kâmil, 6/295.
[125] İbnü’l-Mukrî, el-Mu‘cem, 385 (No. 1257).
[126] İbn Abdülhâdî, Tabakâtu ulemâi’l-hadîs, 3/166.
[127] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 51/220; Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Kitâbu Tezkireti’l-huffâz, thk. Zekeriyyâ Umeyrât (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1998), 3/121; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 16/398-399.
[128] Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 16/341-342; Zehebî, Târîhu’l-İslâm, 26/572.
[129] Ebû Bekir Muhammed b. Abdullah İbn Nâsırüddîn el-Kaysî, Tavzîhu’l-müştebih fî zabtı esmâi’r-ruvât ve ensâbihim ve elkâbihim ve künâhüm, thk. Şuayb el-Arnaût - Muhammed Naîm el-Araksûsî (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1982), 9/191.
[130] Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, 2/344 (No. 1495).
[131] Beyhakî, es-Sünenü’l-kebîr, 4/454-456 (No. 6068).
[132] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 52/245-247; Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, 18/50-51; Zehebî, Târîhu’l-İslâm, 30/188-189.
[133] Sem‘ânî, el-Ensâb, 1/456.
[134] Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, el-İber fî haber men gaber, thk. Ebû Hâcir Muhammed es-Saîd b. Besyûnî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1985), 2/293.
[135] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 23/300.
[136] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 54/431, 67/80.
[137] Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, 1/195 (No. 292), 2/241 (No. 1275), 2/307 (No. 1422).
[138] İbn Asâkir, Târîhu medîneti Dımaşk, 53/167.
[139] Ebû Saîd Halîl b. Aybek es-Safedî, el-Vâfî bi’l-vefeyât, thk. Ahmed el-Arnaût - Türkî Mustafâ (Beyrut: Dâru İhyâi’t-Turasi’l-Arabî, 2000), 11/129.
[140] Sübkî, Tabakâtu’ş-Şâfiiyyeti’l-kübrâ, 4/150.


